Hisse senedi Yorumları, Endeks, Forex,Varant, imkb canlı, canlı borsa, Borsa gündem, hisse önerileri, hisse analiz

Zaman: 20 Kas 2018, 22:17

Tüm zamanlar UTC + 1 saat [ GITZ ]


711 uygun sonuç bulundu

Yazar Mesaj

 Foruma git   Konuya git

Gönderilme zamanı: 10 Ara 2012, 10:59 

Bu forumu okuma yetkiniz yok. VIP üyelik detaylari www.hissetuyolari.com/viewtopic.php?f=145&t=1103

 Foruma git   Konuya git

Gönderilme zamanı: 11 Ara 2012, 11:11 

Bu forumu okuma yetkiniz yok. VIP üyelik detaylari www.hissetuyolari.com/viewtopic.php?f=145&t=1103

 Foruma git   Konuya git

Gönderilme zamanı: 11 Ara 2012, 12:21 

matemse yazdı:
Arkadaşlar şirketlerin temettü verimlilikleri yada geçmiş dönemlerde verdikleri temettüleri bakabileceğimiz bi yer varmı net te


link : http://www.oyakyatirim.com.tr/tr/piyasa ... rtirimlari

 Foruma git   Konuya git

Gönderilme zamanı: 12 Ara 2012, 09:01 

Bu forumu okuma yetkiniz yok. VIP üyelik detaylari www.hissetuyolari.com/viewtopic.php?f=145&t=1103

 Foruma git   Konuya git

Gönderilme zamanı: 12 Ara 2012, 10:25 

Bu forumu okuma yetkiniz yok. VIP üyelik detaylari www.hissetuyolari.com/viewtopic.php?f=145&t=1103

 Foruma git   Konuya git

 Mesaj Başlığı: SOHBET KÖŞESİ
Gönderilme zamanı: 17 Ara 2012, 13:35 

Charles BUKOWSKI'den.

(https://tr.wikiquote.org/wiki/Charles_Bukowski linkinden alıntıdır.)

Afrikaya ilaç göndermeye karar vermiştik; fakat hepsinin üzerinde "tok karnına" yazıyordu.
Aşk, gerçekliğin ilk ışığında yok olacak bir sistir.
Azimli olmadığım doğru ama azimli olmayanların da yaşayabilecekleri bir yer olmalıydı, mevcut yerlerden daha iyi bir yeri kastediyorum. Sabahın altı buçuğunda bir çalar saat sesiyle uyanıp yataktan fırlayan, giyinip zorla bir şeyler atıştıran, sıçıp, işeyip, dişini fırçalayan, saçını tarayan, başka birine büyük paralar kazandırdığı bir yere ulaşmak için trafikle boğuşan ve tüm bunlara sahip olma fırsatı bulduğu için müteşekkir olması istenen biri hayattan nasıl keyif alabilir?
Bende küçük şeylerden mutlu olabilirim ama bu kadar bokun arasında o küçük şeyleri çıkarmaya üşeniyorum.
Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam.
Biliyor musun Meg, kötü olanla, bize kötü olduğu öğretilenler farklı şeyler olabilir? Toplum bize bazı şeylerin kötü olduğunu öğretip bizi köleleştirmeye çalışır.
Bir çiçeğe konan kelebek olmaktansa, bir boka konan sinek olmayı tercih ederim.
Saçımı taradım keşke yüzümü de tarayabilseydim.
Colorado'da üç yıllık yemek ve içki ikmali yapılmış bir mağaraydı istediğim. Kumla silecektim kıçımı. Her şeyi, bu basit, korkakca ve sıkıcı yaşantının içinde boğulmaya yeğlerdim.
Bir keresinde adamın birinden Shakespeare sevmediğimi, yazmaya hakkım olmadığını anlatan uzun ve öfke dolu bir mektup almıştım. Gençler bana kanıp Shakespeare okuma zahmetine bile girmeyeceklerdi. Böyle bir konum almaya hakkım yoktu. Sayfalarca bunu söyleyip durmuştu. Cevaplamadım. Ama burda cevaplayacağım. Siktir git lan. Ben Tolstoy da sevmem.
Gerçek; susuz yenen bir portakaldır.
Biri bana çirkin olduğumu söyledikten sonra; gölgeyi güneşe, karanlığı ışığa yeğler olmuştum.
Kadınımı ödünç al ama arabamı asla.
Zaman unutturmaz,uyuşturur.
Sizi bilmem ama ben her sabah ayakkabılarımı bağlamak için eğildiğimde "Tanrım yine mi?" diye geçiririm içimden
(Kaptan yemeğe çıktı ve tayfalar gemiyi ele geçirdi kitabından)
Kadın olsam hayat kadını olurdum.
Kızlar uzaktan iyi görünüyor, güneş elbiselerinde ve saçlarında parlıyordu. Ama yakınlaşıp ağızlarından akan beyinlerini dinleyince silahlanıp yeraltına gizlenmek istiyordum.
Dengeli insan delidir.
Hayatta kimseyi değiştiremezsin ve kimse için değişmemelisin.. Ne sen başkası için mecburi istikametsin; ne de başkası senin için. Yorma kendini; bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin.
Dünyanın en uzun mesafesi 2 cm'dir.
(Ayaklarını duvara dayayıp kendini "emme" çabalarında hep 2 cm lik engele takıldıktan sonra sarf ettiği cümle)
Bira içmek için buradayız ve hayatlarımızı öyle yaşamalıyız ki ölüm bizi almaya geldiğinde titresin.
Bir daha birama dokunursan dişlerini ağzına dökerim.
Aşk bir emre dönüştüğünde, nefret hazza dönüşebilir.
Kumar oynamazsan asla kazanamazsın.
Harikulade düşünceler ve harikulade kadınlar kalıcı değildirler.
Bir kaplanı yakalayıp kafese koyabilirsiniz ama onu kırdığınızdan asla emin olamazsınız. İnsanlar daha kolaydır.
Tanrının nerede olduğunu bilmek istiyorsan, ayyaşa sor.
Sığınak çukurlarında melek bulunmaz.
Acı hissetmemek duyguların kesintisi demektir; her çoşku şeytanla pazarlıktır.
Hayat ile Sanat arasındaki fark, sanatın daha katlanabilir olmasıdır.
Yaşayan bir amerikan ayyaşı ölü bir yunan tanrısından daha çok ilgilendirir beni.
Hiçbir şey gerçek kadar sıkıcı olamaz.
Hemen herkes dahi doğar, geri zekalı gömülür.
Cesur insanın hayal gücü kısıtlıdır. Korkaklık kötü beslenmenin bir sonucudur.
Cinsel ilişki; şarkı söylerken ölümün kıçına tekmeye basmaktır.
Egemenlik gerçekten milletin olduğunda hükümetlere gerek kalmayacak; o zamana kadar boku yedik.15 Haziran 2008
Entellektüel; basit bir şeyi karmaşık söyleyebilen kişidir; sanatçı ise zor birşeyi kolay... 3 Temmuz 2007
Damlayan musluklar, tutku osurukları ve patlak lastikler - hepsi de ölümden daha hüzün verici...
Dostun kimmiş öğrenmek istiyorsan kodese gir.
Bir metropol gazetesi, kötü haber yazmadan önce kendi nabzını ölçer.
Gittiğinde ağlarsın, şarkılarda, filmlerde, ona-buna, her şeye ağlarsın. Aklın başına gelince de boşa harcadığın zamana ağlarsın.
Gömlek kartonlarının sonu.
Hastaneler sizi neden sunmaksızın öldürmeye çalıştıkları yerlerdir. Amerikan hastanelerinde ki soğuk ve ölçülü acımasızlığın nedeni doktorların fazla mesai yapmaları ya da ölümü kanıksamış, sıkılmış olmaları değildir. Asıl neden çoğu zaman başları ile kıçlarını ayırdetmeyi beceremeyen, cahillerin hayranlığa boğulup merhemi elinde bulunduran büyücü olarak gördükleri ve çok az iş yapıp çok fazla para kazanan doktorların kendileridir.
İnsan ruhunun derisi yoktur, şarkı söylemek isteyen iç kıvrımları vardır,duymuyur musunuz? Mırıldanıyor, duymuyor musunuz yoldaşlar? Sıkı bir hatun ve yeni bir Cadillac hiçbir şeyi değiştirmeyecek... Temel Reis yine tek gözlü kalacak ve Nixon yeni başkanımız olacak. İsa çarmıhtan indi, şimdi bizi çivilediler ** şeye. Seçimimiz seçim değil. Çok hızlı hareket edersek, ölürüz. Yeterince hızlı hareket etmezsek, yine ölürüz. Onların destesiyle oynuyoruz; kıçında iki bin yıllık Hristiyan tıpası varken nasıl sıçacaksın?
Kader tanrıçasının zalim olduğu ve sonunda hepimizin posasını çıkaracağı doğru; ama sıkı, ölümsüz bir kaybedenden daha yıldırıcı hiçbir şey yoktur. İşin sırrı şunda yatıyor; herkes kaybedebilir, kaybetmek yeteneklerin en kolayıdır.
Acı çekmek için ayyaş olmak, bir kadın tarafından sıfırlanmak gerekmiyordu , ama acı çekip ayyaş olunabilirdi. Bir süre, gençlikte özellikle, talihin senden yana olduğunu sanabilirdin, bazen senden yanadır da gerçekten. Ama senin farkında bile olmadığın ve senin aleyhine işleyen birtakım ortalama hesaplar ve kanunlar vardır, her şeyin yolunda gittiğini sandığın zamanlarda bile.Bir gece, sıcak bir salı gecesi o ayyaş sen oluverirsin, sensin o ucuz pansiyon odasında olan, ve daha önce o odalarda olmuş olmanın da bir yararı olmaz, daha da kötüdür hatta, çünkü bir daha bu duruma düşmemeye karar vermişliğin vardır. Bir sigara daha yakmaktan, bir içki daha içmekten, o sıvası dökük duvarlarda bir çift göz, bir çift dudak aramaktan başka bir şey de gelmez elden.
Tabii ki bir insanı sevebilirsiniz, eğer onu yeterince tanımıyorsanız.
Kendimize işkence etmek için kullanmak isteyeceğimiz bir şey hep bulunur sanırım. Hipodromda başkalarının hislerini paylaşırsın; o ümitsiz karanlığı, pes edip vazgeçmenin kolaylığını. Bahisçilerin dünyası gerçek dünyanın makul ölçülere indirgenmiş şeklidir; hayatın ölümle sürtüşmesi ve kaybetmesidir. Sonuçta kimse kazanmaz. Geciktirmektir tek isteğimiz, o göz kamaştırıcı ışıktan gözlerimizi bir an için kaçırmak. Allah kahretsin, amaçsızlık üzerine düşünürken sigaramın yanık ucu parmağıma çarptı. Bu da beni uyandırıp Sartre havasından çıkardı. Mizah gerek bize, kahkaha gerek. Eskiden daha çok gülerdim, herşeyi daha çok yapardım. Yazmak hariç. Artık yazıyorum, yazıyorum ve yazıyorum.
Karayolunda seyreden arabaların ışıklarını görebiliyorum. Sonu gelmeyen bir ışık akışı. Bu kadar insan. Ne yaparlar? Ne düşünürler? Hepimiz öleceğiz, hepimiz, ne sirk! Bunu bilmek birbirimizi daha çok sevmemiz için yeterli bir neden olmalı, ama değil. Son derece önemsiz şeyler bizi dehşete sürükleyip dümdüz ediyor, yutuyor.
Bitkin bir halde fabrikadan veya depodan eve dönüşte, yemek, uyumak ve tekrar sefil işe dönmek dışında pek bir işe yaramazdı sanki gece. Fakat o yırtık perdeli aşınmış kilimli, tuvaleti ve küveti koridorun sonunda bulunan, havasında benden önce gelmiş bütün kaybetmişlerin hissedildiği bir eski odada beni bekliyor olurdu daktilo.
Banyoya girdiğinde aynayı değil! Ellerini esgeç.....
İnsan olmak rezil bir şeydi; öyle çok şey vardı ki olup biten.
Ben bir Charles Bukowski modası olduğunun farkında değilim. Yalnız yaşayan biriyim, kalabalıktan hoşlanmam; bu tür tuzaklara düşmeyecek kadar yaşlı, kuşkucu ve çakalım. Bu iki haftada yaptığım üçüncü söyleşi, ama ben buna modadan ziyade matematiksel bir tuhaflık olarak bakıyorum. Umarım hiçbir zaman moda olmam. Moda olmak lanetlenmek demektir. Bende ya da yaptığım işte bir tuhaflık var demektir. Sanıyorum 46 yaşında, 11 yıl boyunca sessizce çalıştıktan sonra böyle bir şeyden endişe etmeme gerek yok. Tanrılar benimledir umarım. Benimle olduklarını düşünüyorum.
Yalnız kalmaktan daha kötü şeyler de vardır hayatta ama genellikle bir ömür alır bunun farkına varmak o zaman da çok geçtir ve çok geçten daha kötü bir şey yoktur hayatta.
Yine akşamdan kalmaydım ve sıcak dayanılır gibi değildi kırk derecelik bir hafta. Her gece içmeye devam ediyor, sabahları taş ve her şeyin olanaksızlığıyla yüzleşmek zorunda kalıyordum. Çocukların kimileri Afrika güneş kaskları ve gözlükleri giyiyorlardı; ama ben, hep aynıydım, yağmur ya da güneş, yırtık pırtık giysiler, çivileri ayaklarıma batan eski ayakkabılar. Mukavva parçaları koyuyordum ayakkabılarımın tabanlarına. Bir süre için iş görüyorlardı, ama çok geçmeden çiviler topuklarıma batmaya başlıyorlardı yine. Viski ve bira, terliyordum koltuk altlarımdan ve sırtımda bir torbayla dolanıyordum çarmıh misali; torbadan dergiler çıkarıyor, binlerce mektup dağıtıyordum güneşin altında kavrulup sendeleyerek.
İlk şiirler şu anda bulunduğum noktadan daha lirikler. Bu şiirleri beğeniyorum ancak "Bukowski'nin ilk şiirleri çok daha iyiydi," iddiasında bulunanlara katılmıyorum. Kimileri bu iddiaları eleştiri yazılarında dile getirdiler, kimileri de dedikodu sohbetlerinde. Şimdi okuyucu kendi kararını ilk elden verebilir. Bugünkü şiirimde konuya daha doğrudan yönelip özüne iniyorum ve sonra da çıkıyorum. Önceki ve bugünkü tarzlarımın birbirinden daha üstün ya da başarısız olduğuna inanmıyorum. Farklılar, hepsi bu.
Öyle ya da böyle, o acayip ve çılgın dönemin, o uzak saatlerin şiirlerinin bir çoğu işte burada. Sigara dumanıyla buğulanmış odada altmışsekiz bir vaziyette şansımızı denedik. Umarım işinize yarar, yaramazsa da, eh o zaman, (...).
Aşk biraz anlam içeren bir yoldur; seks yeterince anlamlıdır.
Sadece sıkıcı insanlar sıkılır.
Mezarlıktayken seksen yaşıma kadar yaşamaya karar verdim. Düşün, seksen yaşındasın ve on sekizlik bir kızla seks yapıyorsun. Ölüm oyununda mızıklamanın en iyi yolu.
Size zamanını ayırmayan birine, asla kendinizi harcatmayın.
Hayat öyle ** birşey ki; sustuğunda konuşmadın diye pişman eder, konuştuğunda ise susmadığın için kahreder.
En kısa andır mucize.
Para seks gibidir olmayınca önemi artar.
İnsanların hakkımda ne düşündüğünü önemsemeyerek hayatımı on yıl uzattım.
Ve bitli bir köpek, güneşin altında titreşen harikulade bir limon ağacına işerken, dünya dönmeye devam eder.

 Foruma git   Konuya git

 Mesaj Başlığı: SOHBET KÖŞESİ
Gönderilme zamanı: 17 Ara 2012, 14:31 

Biraz da Borges.

İstek üzerine. :)


- Eğer yeniden başlayabilseydim hayata; İkincisinde daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz, sırt üstü yatardım.

- Demokrasi, istatistiğin şu tuhaf suistimali...

- En büyük intikam kayıtsızlıktır.



Alef kitabından:

'Sen uyanıklığa değil, önceki bir düşe uyanmışsın. O düş bir başka düşle sarmallıdır. O da bir başkasıyla ve bu böyle sonsuza kadar gider. Sonsuz da kum tanelerinin sayısıdır. Geriye dönerken izleme gereken yolun sonu yoktur ve sen bir daha gerçekten uyanmadan öleceksin.'

 Foruma git   Konuya git

 Mesaj Başlığı: SOHBET KÖŞESİ
Gönderilme zamanı: 17 Ara 2012, 15:47 

bir moruğun notlarından / charles bukowski / ALINTIDIR.



-şimdi de otur stirkoff.
-sağolun, efendim.
-ayaklarını uzatabilirsin.
-çok lütufkarsınız, efendim.
-stirkoff, anladığım kadarı ile adalet ve eşitlik gibi konuları irdeleyen yazılar yazıyorsun; coşku ve -kurtuluş hakkı üzerine de. doğru mu bu, stirkoff?
-evet, efendim.
-dünyada geniş anlamda adalet sağlanabilir mi sence?
-hiç sanmam, efendim.
-öyleyse bu boktan yazıları neden yazıyorsun? kendini kötü mü hissediyorsun?
-son zamanlarda pek iyi değilim, efendim. delirdiğimi düşünüyorum.
-fazlaca mı içiyorsun, stirkoff?
-elbette, efendim.
-çükünle oynar mısın?
-sürekli, efendim.
-nasıl?
-anlayamadım, efendim?
-yani nasıl bir yöntem uygularsın?
-dört-beş çiğ yumurta ile yarım kilo kıymayı dar ağızlı bir vazoya döküyorum. müzik olarak da vaughn williams ya da darius milhaud yeğlerim.
-cam mı?
-hayır am.
-yahu vazoyu soruyorum, cam mı?
-değil, efendim.
-hiç evlendin mi?
-birkaç kez.
-evliliklerinde ters giden neydi, stirkoff?
-her şey, efendim.
-hayatının en iyi sevişmesini anlat.
-dört-beş çiğ yumurta ile yarım kilo kıymayı…
-tamam, tamam!
-öyledir, efendim.
-daha iyi ve adil bir düzen özleminin aslında çürümeden ve başarısızlık duygusundan kaynaklandığının farkında mısın?
-evet, efendim.
-baban kötü bir insan mıydı?
-bilmiyorum, efendim.
-ne demek bilmiyorum?
-yani kıyaslamak güç, efendim. sadece bir babam oldu.
-benimle kafa mı buluyorsun, stirkoff.
-hayır, efendim: dediğiniz gibi, adalet yoktur.
-baban seni döver miydi?
-sıra ile döverlerdi, efendim.
-hani bir baban vardı?
-herkesin bir babası vardır, efendim. ben annemi kastetmiştim. o da kendi payına döverdi.
-seni sever miydi?
-kendinin bir uzantısı olarak, evet.
-sevgi başka nedir ki?
-iyi bir şeye değer verecek kadar sağduyulu olmaktır. kan bağı gerekmez. kırmızı bir deniz topu ya da üzerine tereyağı sürülmüş kızarmış ekmek de sevilebilir.
-tereyağlı kızarmış ekmeğe aşık olabileceğini mi söylüyorsun, stirkoff?
-her zaman değil, efendim. bazı sabahlarda, güneş ışınları belli bir açıdan gelirken belki. aşk habersiz gelir gider.
-bir insanı sevmek mümkün mü sence?
-iyi tanımadığınız biri ise belki. ben insanları pencereden seyretmeyi severim.
-sen bir korkaksın, stirkoff.
-kesinlikle, efendim.
-nedir senin korkak tanımın?
-bir aslanla silahsız dövüşmeden önce tereddüt eden kimse.
-peki cesur kime denir?
-aslanın ne olduğunu bilmeyene.
-herkes bilir aslanın ne olduğunu.
-herkes aslanın ne olduğunu bildiğini sanır, efendim.
-budala tanımın nedir?
-zaman ve kan ziyan edildiğinin farkında olmayan kimse.
-bilge diye kime denir o zaman?
-bilge insan yoktur, efendim.
-öyleyse budala da yoktur. gece olmazsa gündüz olmaz. siyah olmazsa beyaz olmaz.
-özür dilerim, efendim. ben her şeyin neyse o olduğu kanısındayım. başka şeylere bağımlı olmaksızın.
-o dar ağızlı vazolara fazla girip çıkmışsın sen, stirkoff. her şeyin zaten olması gerektiği gibi olduğunu anlamıyor musun? yanlış diye bir şey yoktur.
-anlıyorum, efendim. olan olmuştur.
-kelleni vurdursam ne dersin?
-bir şey diyemem, efendim.
-demek istediğim şu: kelleni vurdursam ben irade sense hiç olursun.
-başka bir şey olurdum, efendim.
-benim seçimim doğrultusunda.
-ikimizin de, efendim.
-rahat et! rahat et! uzat ayaklarını.
-çok lütufkarsınız, efendim.
-hayır, ikimiz de lütufkarız.
-elbette, efendim.
-demek delirdiğini hissediyorsun, stirkoff? peki delirdiğini hissettiğin zaman ne yaparsın?
-şiir yazarım.
-şiir delilik midir?
-şiir olmayan her şey deliliktir.
-yani.
-çirkinlik deliliktir.
-çirkin nedir?
-kişiye göre değişir.
-delilik gerekli midir?
-vardır.
-gerekli midir?
-bilmiyorum, efendim.
-çok şey biliyormuş havalarındasın, stirkoff. bilgi nedir?
-mümkün olduğunca az şey bilmektir
-ne demek o?
-bilmiyorum, efendim?
-bir köprü inşa edebilir misin?
-hayır.
-silah üretebilir misin?
-hayır.
-ikisi de bilgi ürünüdür.
-köprü köprüdür. silah da silah.
-kelleni vurduracağım, stirkoff.
-sağolun, efendim.
-niye?
-beni motive ettiğiniz için. motivasyon sıkıntısı çekiyorum, efendim.
-ben adalet'im.
-belki.
-ben üstün'üm. işkenceye yatıracağım seni. çığlıklar atacaksın. ölümünü dileneceksin.
-şüphesiz efendim.
-ben senin efendinim, anlamıyor musun?
-beni yönetebilirsiniz. ama yapacağınız şeyler yapılabilir şeyler olmaktan öteye gitmeyecektir.
-zekice konuşuyorsun ama işkence altında bu kadar zeki olamayacaksın.
-sanmıyorum, efendim.
-bana bak. darius milhaud, vaughn williams dinlemek de ne oluyor? beatles'ı duymadın mı?
-onları herkes bilir, efendim.
-onları sevmez misin?
-onlardan nefret etmem.
-nefret ettiğin bir şarkıcı var mı?
-şarkıcılardan nefret edilmez.
-şarkı söylemeye çalışan birinden?
-frank sinatra.
-neden?
-hasta bir toplumun hastalığının depreşmesine neden olduğu için.
-gazete okur musun?
-sadece bir gazete.
-hangisi?
-açık kent.
-gardiyan! bu adamı işkence odasına götürün. hemen işkenceye başlayın!
-efendim, son bir istekte bulunabilir miyim?
-evet.
-vazomu yanıma alabilir miyim?
-hayır, bana lazım.
-efendim?
-el koyuyorum. zapta geçsin. gardiyan bu sersemi derhal götür! ve bana biraz şey getir…
-ne, efendim?
-altı yumurta ile yarım kilo kıyma.
gardiyan mahkümu dışarı çıkarır. kral öne eğilip düğmeye basar. vaughn williams çalmaya başlar teypte. pireli bir köpek güneşin altında titreşen harikulade bir limon ağacına işerken dünya dönmeye devam eder.

 Foruma git   Konuya git

Gönderilme zamanı: 17 Ara 2012, 15:25 

KÖPRÜ VE OTOYOL İHALESİNDE EN YÜKSEK TEKLİF 5,72 MİLYAR DOLAR-CNBCE.COM

Köprü ve otoyolların özelleştirilmesinde en yüksek teklifi 5
milyar 720 milyon dolarla Koç Holding A.Ş.-UEM Group Berhad-Gözde
Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. Ortak Girişim Grubu verdi.
cnbce.com'da yer alan habere göre, konsorsiyumun teklifinin kabul
edilmesi durumunda bu Türkiye'nin en büyük ikinci özelleştirmesi
olacak.
Türkiye'nin en büyük özelleştirmesi hala 6,5 milyar dolarlık Türk
Telekom ihalesi.
İstanbul'un iki köprüsü ve otoyol ihalesinin 25 yıllık
özelleştirilmesi için nihai pazarlık sonlandı. Koç Holding AŞ - UEM
Group Berhad - Gözde Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı AŞ Ortak
Girişim Grubu 5,720 milyar dolarla en yüksek teklifi verdi.
"FİNANSMAN İÇİN ÖN HAZIRLIKLARI YAPTIK"
Koç Holding Turizm, Gıda, Perakende Grup Başkanı Tamer Haşimoğlu,
ihale sonrası yaptığı açıklamada, “Yerli ve yabancışirketlerden oluşan
bir konsorsiyum olarak bugün aslında Türkiye’nin küresel ekonomideki
zorlu dönemde Türkiye’nin geleceğine olan güveni pekiştirmiştik olduk.
İhale şartnamesinde gerekli yatırımlar yazılmış şekilde. Her
yılşartnamede yazılan gerekleri yerine getirecek gerekli hesaplamaları
yaptık” dedi.
Haşimoğlu ek olarak, “Finansman için ön hazırlıkları yaptık.
Üçüncü köprüye de hesaplara dahil ettik. Yatırımları konsorsiyum
ortaklarıyla birlikte yapacağız” dedi.
ALARKO KONSORSİYUMU İLK TURDA ELENDİ
İhalenin ilk turu elemesiz gerçekleşti. Kapalı zarflarla verilen
tekliflerden en yükseği 3,830 milyar dolar oldu.
Daha sonra elemeli tura geçildi ve Nurol Holding- Mv
Holding.-Alsim Alarko-Kalyon İnşaat-Fernas İnşaat Konsorsiyum'u bu
turda elendi.
Daha sonra Autostrade-Doğuş Holding-Makyolİnşaat-Akfen Holding
ihaleden çekildiklerini açıkladı.
İHALE KOMİSYONU TEKLİFİN YÜKSELTİLMESİNİ İSTEDİ
Köprü ve otoyolların özelleştirme ihalesinde Koç holding UEM-Gözde
Girişim Grubu 5 milyar 640 milyon dolar vermişti ancak Özelleştirme
İdaresi bu teklifin 5,720 milyar dolara çekilmesini talep etmişti.
Haşimoğlu, bu konu hakkında sorulan soru üzerine, "Bu konuda yorum
yapmak istemiyorum" dedi.
"TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK ÖZELLEŞTİRMELERİNDEN BİRİ OLACAK"
CNBC-e’nin yayına katılan Özelleştirme İdaresi EskiBaşkan
Yardımcısı Haluk Büyükbaş, “Köprü ve otoyol ihalesi için Türkiye’nin
en büyük özelleştirmelerden biri olacak gibi görünüyor” dedi.
İHALEYE KATILAN KONSORSİYUMLAR:
1- Nurol Holding AŞ - MV Holding AŞ - Alsim Alarko Sanayi
Tesisleri ve Ticaret AŞ - Kalyon İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ - Fernas
İnşaat AŞ Ortak Girişim Grubu
2- Koç Holding AŞ KCHOL - UEM Group Berhad - Gözde Girişim
Sermayesi Yatırım Ortaklığı AŞ GOZDE Ortak Girişim Grubu
3- Autostrade Per I'Italia SPA - Doğuş Holding AŞ - Makyolİnşaat
Sanayi Turizm ve Ticaret AŞ - Akfen Holding AŞ AKFEN Ortak Girişim
Grubu
İHALE DETAYLARI
İhale Komisyonu Başkanı Osman İlker, ihale öncesinde açıklamalar
yaptı. Nihai pazarlık sürecinde tüm gruplardan teklifler kapalı
zarflar içinde alınacak. Yazılı ve sözlü tekliflerin daha önceki
tekliflerden daha düşük olamayacağı
belirtildi.

http://www.cnbce.com/haberler/turkiye/kopru-ve-otoyol-ihalesinde-en-yuksek-teklif-5720-milyar-dolar


Foreks Haber Merkezi

 Foruma git   Konuya git

 Mesaj Başlığı: SOHBET KÖŞESİ
Gönderilme zamanı: 17 Ara 2012, 16:23 

Biraz da müzik.


http://www.youtube.com/watch?v=c_2Fp8wYKl8

 Foruma git   Konuya git

Gönderilme zamanı: 10 Oca 2013, 17:51 

Bu forumu okuma yetkiniz yok. VIP üyelik detaylari www.hissetuyolari.com/viewtopic.php?f=145&t=1103

 Foruma git   Konuya git

 Mesaj Başlığı: SOHBET KÖŞESİ
Gönderilme zamanı: 28 Ara 2012, 12:19 

Güzel bir yazı. Ben yeni gördüm, okudum. Belki bilenler vardır ama yine de paylaşmak istedim.

Saygılar tüm öğretmenlerimize. :)


Öğretmen sınıftaki zeki fakat kıskanç öğrenciye :

“Niçin arkadaşlarını çekemiyor, onların yaptıklarını bozup kavga ediyorsun?” diye sordu.

Öğrenci, bir süre düşündükten sonra,

“Çünkü onların beni geçmelerini istemiyorum” dedi. “En iyi ben olmalıyım. "

Öğretmen, masasından kalktı, eline bir parça tebeşir aldı ve yere 15 cm. uzunluğunda bir çizgi çekti, kıskanç öğrenciye bakarak,

“Bu çizgiyi nasıl kısaltırsın?” dedi.

Öğrenci bir süre bu çizgiyi inceleyip içinde çizgiyi birçok parçaya bölmek de olan birkaç yanıt verdi.

Öğretmen, yanıtları kabul etmedi ve yere ilkinden daha uzun bir çizgi çekti.

“Şimdi birinci çizgi nasıl görünüyor?” diye sordu.

Öğrenci utana sıkıla,

“Daha kısa” diyerek başını öne eğdi.

Öğretmen bu yanıt üzerine öğrencisine unutmaması gereken şu öğüdünü verdi:

- Bilgini ve yeteneklerini artırarak kendi çizgini uzatman, rakibinin çizgisini bölmeye çalışmandan daha iyidir . . .

 Foruma git   Konuya git

 Mesaj Başlığı: VARANT ANALİZ VE YORUMLARI -Endi
Gönderilme zamanı: 27 Kas 2013, 08:57 

Günaydın...

Dünkü VIP-VARANT sayfasından alıntıdır.. Gecikmeli olarak burada yayınlanmıştır..


Selamlar..

Aşağıdaki takip listesi için bugün akşama kadar BIST-30 ve DAX-30 endekslerindeki gelişmelere bakarak yeniden bir değerlendirme yapılacaktır..

Sevgi ve saygı..


25-26 KASIM 2013 SATIM VARANTLARI TAKİP LİSTESİ..

1- BIST-30.. Bugün ve yarın %2,5 + yapar ve 94750 olur diyerekten aşağıdaki emirleri takip listesine yazdım.. Bilgi...

• OZDRM ...0,59 ..
• OZDRI ... 0,12..


2- THYAO.. Endeksten daha fazla + yapar, yani %3,5 artar diyerekten THDTZ alım emrini takip listesine yazdım biraz..
• 0,19 ile 1000.-TL'lik..


3- DAX SATIM VARANTI.. mART-2014.. DXDSP.. DAX bugün veya yarın 9450 dener ve oradan döner beklentisi ile.. 1000.-TL'lik alım emrini takip listesine girdim...
• 0,18 ile.. Bilgi..


Kesinlikle Yatırım Tavsiyesi Değildir...

 Foruma git   Konuya git

 Mesaj Başlığı: Cvp: Cvp: SOHBET KÖŞESİ
Gönderilme zamanı: 12 Oca 2013, 09:24 

byavuz yazdı:
Dostlar iyi hafta sonları.. İlk gençliğimizden bir şarkı ile başlayalım hafta sonuna :)


http://www.youtube.com/watch?v=kYf4kqnAWos



Günaydınlar.

İyi cumartesiler. :)

Teşekkürler paylaşım için.

 Foruma git   Konuya git

 Mesaj Başlığı: SOHBET KÖŞESİ
Gönderilme zamanı: 12 Oca 2013, 12:17 

Tolstoy. Devam...

• Tolstoy - Her şeye rağmen sevgi.

Bir gün ermişlerden birine sormuşlar: “Sevginin sözünü edenler ile sevgiyi gerçekten yaşayanlar arasında ne fark vardır?” “Bakın göstereyim” demiş, ermiş. Bir sofra hazırlamış. Bu sofraya sevgiyi dilinden düşürmeyen ama dilden gönüle indirmeyen kişileri çağırmışlar. Hepsi yerlerine oturmuşlar. derken, sıcak çorbalar ve arkasından da “derviş kaşığı” denilen bir metre boyunda kaşıklar gelmiş. Ermiş: “Bu kaşıkların sapının ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir şart koşmuş. “Öyle kaşıkların sapının ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir şart koşmuş. “Öyle kaşığın çukur kısmına yakın yerden tutmak yok.” “peki” demişler ve çorbayı içmeye başlamışlar. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden, sofradaki hiç kimse, çorbayı döküp saçmadan bir türlü ağzına götüremiyormuş. En sonunda, bakmışlar bu iş olmuyor, çorbadan vazgeçmişler. Öylece, aç aç kalkmışlar sofradan. Onlar sofradan kalktıktan sonra, ermiş: “Şimdi de sevgiyi gerçekten bilip yaşayanları çağıralım sofraya” demiş. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen insanlar oturmuş sofraya. Ermiş: “Buyrun bakalım” deyince de, her biri uzun saplı kaşığını çorbaya daldırıp karşısındaki kardeşine uzatıp içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş olarak, şükür içinde sofradan kalkmışlar. “İşte” demiş ermiş. “Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim ki, kardeşini düşünür ve doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz. Şunu da unutmayın ki, hayat pazarındaki alandeğil, her zaman veren kazançlıdır.”
3. sayfa (Toplam 48 sayfa) [ 711 uygun sonuç bulundu ]


Tüm zamanlar UTC + 1 saat [ GITZ ]


Geçiş yap:  
iletisim@hissetuyolari.com

YASAL UYARI : Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.