Hisse senedi Yorumları, Endeks, Forex,Varant, imkb canlı, canlı borsa, Borsa gündem, hisse önerileri, hisse analiz

Zaman: 18 Eyl 2019, 03:12


Tüm zamanlar UTC + 1 saat [ GITZ ]





Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 585 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 35, 36, 37, 38, 39
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 13 Eyl 2018, 08:38 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
Bu kararname ile bundan sonra yerliler MENKUL SATIŞLARINI yani hisse satışlarını da artık sadece TL üzerinden yapacaksın diyor. Hürriyet de dövizle satılan son MENKUL oldu.

Tabi HÜRRİYET satış sözleşmesi yapılmış, bitmiş, paralar ödenmiş. Kanun geriye işlemediği gibi, satışı bitmiş konuda zaten söz konusu olmaz.

Demek istediğim bundan sonra borsada dövizle hisse satışı da bitti. Tabi tebliğ TL üzerinden satışları düzenliyor, onda sıkıntı yok.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Cvp: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 20 Eyl 2018, 13:38 
Çevrimdışı

Kayıt: 19 Haz 2018, 11:31
Mesajlar: 39
Ettiği teşekkür: 0
Aldığı teşekkür: 11
Konuşma sonrası dolar gene yukarı doğru hızlandı denilebilir :D


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Cvp: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 20 Eyl 2018, 16:53 
Çevrimdışı

Kayıt: 31 May 2011, 12:58
Mesajlar: 59
Ettiği teşekkür: 1
Aldığı teşekkür: 37
Sn Moderator ,
Merhaba. 1 yıllık üyelik ücretini yatırdım .Scooter nick name tekrar aktive edebilir misiniz?Selamlar Endonezya dan.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Cvp: Cvp: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 20 Eyl 2018, 18:53 
Çevrimdışı

Kayıt: 30 Nis 2011, 14:02
Mesajlar: 936
Ettiği teşekkür: 569
Aldığı teşekkür: 199
scooter yazdı:
Sn Moderator ,
Merhaba. 1 yıllık üyelik ücretini yatırdım .Scooter nick name tekrar aktive edebilir misiniz?Selamlar Endonezya dan.


Merhaba,

hosgeldiniz. Vip üyeliginiz aktiflestirilmistir.

Selamlar


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 25 Eyl 2018, 08:27 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
Türkiye'nin enflasyonu yüzde 88 mi?

25 Eylül 2018 - 08:21


Johns Hopkins Üniversitesi'nen Prof. Steve Hanke, Türkiye ekonomisinin kurtuluşu için çözüm yolları üretti

Ekonomistler Türkiye'nin Orta Vadeli Ekonomik Programı'nı yeterli bulmadı. Peki Türk Lirası'ndaki değer kaybını tersine çevirmek için ne yapılmalı? Johns Hopkins Üniversitesi'nen Prof. Steve Hanke'ya göre çözüm "Para Kurulu" oluşturmak. Hanke IMF seçeneği içinse "IMF'in tarihi başarısızlıkla dolu. Kriz Türkiye kaynaklı, çözüm de içerden gelmeli" diyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak Türkiye’nin Orta Vadeli Ekonomik Programını açıkladı. Programın ana teması “Dengelenme, Disiplin ve Değişim”. Orta vadeli ekonomik programda büyüme tahmini aşağı çekildi. 2018 yılı için enflasyon yüzde 20.9 olarak öngörülüyor. Siz yeni ekonomik programı nasıl buldunuz? Türk lirasını yeniden güçlendirmek ve yatırımcıya güven aşılamak için yeterli mi yoksa hayalkırıklığı mı?

Steve Hanke: Ekonomik büyüme tahminin aşağı çekilmiş olması açısından programın o kısmını gerçekçi buluyorum. Enflasyon tahmini konusunda görüşüm farklı. Ben enflasyon tahmininde bulunmuyorum, enflasyonu sağlam verilerle doğru bir şekilde ölçüyorum. Şu anda Türkiye’nin yıllık enflasyon oranı yüzde 88. Yani resmi olarak ölçülen ve açıklanan orandan çok daha yüksek. Sorun da aslında burada başlıyor. Oranları yanlış hesaplar ve kendi rakamlarınızla bu işe bakarsanız, atacağınız bütün adımlar yanlış olacaktır. O nedenle orta vadeli ekonomik plandaki en büyük sorun enflasyon tahmini. Planın içeriğinde programla yapacaklarını iddia ettikleri şeyi yapacak, yani ekonomide disiplini sağlayacak bir adım yok. Türk ekonomisini merkez bankası olduğu sürece disipline sokamazsınız. Çünkü merkez bankası hükümeti finanse eder. Ekonomide disiplini sağlayacak olan, sisteme sıkı bütçe sınırlamaları getirmek ki bu şekilde para politikasından sorumlu otoritenin hükümete kredi vermemesi sağlanabilsin. Bunu sağlayacak olan para kurulu sistemidir.

Para Kurulu nasıl bir sistem? Ne gibi bir faydası olacak?

Ben bunu Türkiye’de Türkçe olarak da yayımlanan kitabımda yazdım. Para kurulu oluşturduğunuz zaman Türk lirası sabit kurda “altın standardı” olarak nitelenen birimle yani altınla işlem görecek. Ben hem siyaseten hem de ekonomik olarak Türkiye için çözümün liranın değerinin altının değerine bağlanması olduğunu düşünüyorum. Çünkü Türk lirasının performansı hoşunuza gitmiyorsa, bu sistemde Türk lirası altın karşısında işlem görüyor. Bu sistemde ekonomi hemen istikarar kazanmaya başlar. Bu sistem devreye sokulduğunda mali açık hızla düşer, enflasyon da neredeyse sıfırı görür. Cumhurbaşkanı Erdoğan düşük faiz oranlarına aşık. İşte söz ettiğim bu sistem Erdoğan’ın istediği gibi düşük faiz oranlarını getirebilecek sihirli bir formül. Bu sistem düşük faiz oranı, büyük büyüme rakamları ve doğrudan yabancı yatırımın Türkiye’ye yeniden gelmesi demek. Çünkü bu sisteme herkes güven duymaya başlayacak. Kimse merkez bankasının bir şeyleri mahvedeceği endişesini taşımayacak, ki çoğu zaman öyle oluyor. Türkiye’nin tarihine baktığınızda en büyük sorunlardan birinin merkez bankası ve onun uyguladığı yumuşak bütçe sınırlamalarının olduğunu görürsünüz.

Peki bu sistemin dezavantajı yok mu? Hükümetler neden bu sistemi tercih etmiyor?

Steve Hanke: Siyasetçiler bu sistemi sevmiyor çünkü hükümeti sürekli finanse eden, aşırı para harcayan bir merkez bankası varken, ellerini kollarını bağlamak, deli gömleğini giymek istemiyorlar. Altına dayalı bu sistem sıkı bütçe denetimini beraberinde getiriyor. Hükümet bu sistemde merkez bankasına koşup kredi isteyemiyor. Siyasetçilerin bu sisteme sıcak bakmamalarının sebebi sistemin bu deli gömleğini giydirip zorla sıkı bütçe denetimini getiriyor olması. Eğer birisi akli dengesi yerinde değil gibi hareket ediyorsa, ne yaparsınız? Başkalarına zarar vermesin diye deli gömleği giydirirsiniz. 1994’te ne oldu? Tüek lirası neredeyse silindi. 2001’de de aynı şey oldu. 2018’de henüz silinmedi ama her geçen gün küçülüyor. O nedenle para kurulu sisteminde lira krizleri yaşamazsınız. Açık düşer, borç azalır. Faiz oranı ve enflasyon düşer, büyüme artar. Bu sistem şimdiye kadar 70 kez uygulandı ve her seferinde de başarılı oldu. Çünkü her seferinde mali disiplin sağlandı. Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak da bunu istediğini söylüyor. Türkiye’nin ne istediğini görmek için orta vadeli ekonomik programa bakmaya gerek yok. Erdoğan düşük faiz diyor. Evet, doğru sistem kullanılırsa doğru. Peki neden altını öneriyorum? Euro’ya dayalı bir sistem de seçebilirsiniz. Türk lirası o zaman Euro karşısında sabit kurda işlem görür. Altını öneriyorum çünkü siyasi bir boyutu yok. Belirli bir devlet basmıyor. Dolar ve Euro’yu devletler basıyor.

Bu sistem başka nerelerde uygulandı ve sonuçları ne oldu?

Bu sistemi Türkiye’nin komşularından biri olan Bulgaristan’da uyguladık. 1997’de Bulgaristan Devlet Başkanı Stoyanov’un danışmanıydım. O dönem aylık enflasyon oranı, bakın aylık diyorum yüzde 242’ydi. 1997 Temmuz ayında para kurulu sistemine geçildi ve 30 gün içinde enflasyon düştü, faiz oranları da 3 haneli sayılardan tek haneye indi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Bulgaristan vakasını incelemeli. 20 yıldır uygulanıyor ve Bulgaristan’da hangi hükümet başa gelirsin gelsin sıkı bir bütçe denetimi olduğu için mali açık hep düşük oluyor.

“Kriz zamanı ‘Korkunç hata yaptım’ diyen siyasetçi görmedim”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer hükümet yetkilileri “Türkiye’de ekonomik kriz yok, ekonomik manipülasyon var” diyor ve durumu ekonomik darbe olarak niteliyor. Sizin görüşünüz nedir?

Kriz olduğunda verilen tipik bir tepki. Siyasetçiler kriz olduğunda hep başkalarını ya da dışarda birilerini suçlar. Kendilerinin sorumlu olmadığını ima ederler. Standart prosedür böyledir. Türkiye’de ya da başka bir ülkede bu gibi durumlarda liderin çıkıp da “Korkunç bir hata yaptım” dediği bir vaka hatırlamıyorum. Bu krizde pek çok faktör var. Türk lirası kazanıp dövüz borçlananlar oldu. Bir de küçük boyutlu yaptırımlar eklendi. Amerika ile pek çok konuda yaşanan sorunlar. Buna bir de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın merkez bankası üzerindeki etkisini ekleyin. Bana sorarsanız asıl darbe buydu. Evet seçimle başa geldi, Cumhurbaşkanı oldu, yetkili o. Bence bu en etkili iç faktör oldu krizde. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın para ve bankacılık konusunda iddialı görüşleri var. Erdoğan yüksek faiz oranlarının enflasyona yol açtığını düşünüyor. O nedenle de düşük faiz oranlarının düşük enflasyon getireceğini düşünüyor. Ama kurduğu bu sebep sonuç ilişkisi yanlış. Faiz oranının düşük olmasını istiyorsanız, istikrarlı bir para biriminiz olacak ve herkesin güvenebileceği bir para otoriteniz olacak. Bu otorite de para kurulu olacak. Burada sebep sonuç ilişkisi enflasyondan faiz oranına gidiyor. Yani enflasyon faiz oranını belirliyor, faiz oranı enflasyonu değil.

Merkez Bankası geçtiğimiz günlerde faiz oranını yükseltti ama bu artış pek yeterli görülmedi. Siz ne dersiniz?

Steve Hanke: Türkiye konusunda ben gerçekçi düşünüyorum. Mevcut sistemde Türk siyasetçilerin merkez bankasının üzerinden ellerini çekmelerinin imkanı yok. Tarih bunu gösteriyor. 1970’lere bakalım. Yıllık ortalama enflasyon yüzde 22. 1980’lerde yüzde 50. 1990’larda yüzde 76. Ve bugünkü veriler. Butün bunlar merkez bankasının iyi bir performans sergilemediğinin işlevini yerine getiremediğinin göstergesi. Neden? Çünkü siyasetçiler sisteme müdahal oluyor. O nedenle lirayı bu siyasi manipülasyolardan kurtarmak gerek.

Türkiye ve Amerika arasındaki pürüzlerden biri de Halkbank’a olası ceza. Eğer ceza gelirse bunun Türk ekonomisine nasıl bir etkisi olur?

Bu gelecek cezanın ne kadar ağır ve büyük olacağına bağlı. Ben Türk ekonomisinde çok büyük etkisi olabileceğini sanmıyorum. Çünkü bu tür şeyler bekleniyor. Yani zaten Türk bankacılık sistemi içinde böyle bir beklenti var. Bunun hesapları yapılmıştır. Artık içselleştirilmiş oluyor. Çok büyük bir dalga etkisi yaratacağını sanmıyorum.

“IMF yangını nasıl söndüreceğini bilmiyor”

IMF seçeneği gündeme getiriliyor. Ekonomistler son dönemde iki ülkeye odaklanıyor. Biri Arjantin diğeri de Türkiye. Arjantin IMF’yi seçti. Türkiye sıcak bakmıyor. Bazı ekonomistler tek seçeneğin IMF olduğunu savunuyor. Sizin görüşünüz nedir?

Türkiye özeline girmeden önce şunu söylemek gerek. IMF’nin tarihi başarısızlıkla dolu. Programları işe yaramıyor. Son 60 yıl içinde Arjantin 20 kez IMF’ye başvurdu. Bu IMF programlarının hiçbiri işe yaramadı. Şimdi Arjantin 21. Program için IMF’den yine yardım istedi. Daha şimdiden tökezliyor. IMF’in Arjantin için 50 milyar dolarlık bir programı var. İlk aşamada 3 milyar dolarını serbest bırakacaktı. Ama geçen hafta koşullar sağlanana kadar göndermeyeceğiz dediler. IMF verdiği sözü tutmadı. Bunun üzerine Arjantin’de piyasalarda düşüş yaşandı, para birimi yine yüzde 7 değer kaybetti. Gelelim Türkiye örneğine. Erdoğan’ın ilk icraatlarından biri 2001 IMF anlaşmasını yenilememek oldu. Bence çok doğru bir hareketti. Bunu o zaman da dile getirmiştim. Türkiye’nin sorunlarının kaynağı Türkiye. O nedenle de Türkler tarafından çözülmeli. Türklere dışardan birilerinin ülkeyi nasıl yöneteceklerini söylemelerine gerek yok. Bence IMF’I dışarda tutma fikri doğru. 2 sebeple. Sorunu yaratan Türkiye ise çözen de Türkiye olmalıdır. Yangını söndürmesi için itfaiye getirecekseniz, itfaiyenin yangını nasıl söndüreceğini bildiğinden emin olmanız lazım. IMF yangını nasıl söndüreceğini bilmiyor.

“Türkiye Venezuela olmaz”

Bazı analistler Türkiye’de ekonomik durum bu şekilde devam ederse ve daha radikal önlemler alınmazsa “Türkiye bir gün Venezuela olur mu?” sorusunu soruyor. Sizce böyle bir şey mümkün mü?

Muhtemelen olmaz. Türk ekonomisinin tarihine bakıldığında daha önceki yıllarda enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerden bahsetmiştik. Türkiye o zaman da Venezuela olmamıştı. Onun için hiperenflasyon olması lazım. Yani aylık enflasyon oranının yüzde 50’yi çok aşması lazım. Türkiye’de enflasyonun en kötü olduğu dönemlerde bile hiperenflasyon yoktu. Evet kötü dönemler olduğu oldu ama hiçbir zaman Venezuela’daki rakamlara çıkılmadı. O nedenle elma ile armutu karıştırmamak gerek. Venezuela o açıdan nadir görülen ekstrem bir örnek. (Amerika'nın Sesi)

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 26 Eyl 2018, 10:28 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
BISTECH Sistemi Üzerinde İşlem Gören Bütün Piyasaların Kapatılması Hakkındaki Duyuru
26 Eylül 2018 - 10:57

Veri yayınının sağlıklı olarak yapılamamasından dolayı BISTECH üzerinde çalışan bütün piyasalarda işlemlere geçici olarak ara verilmiştir. Konu ile ilgili olarak daha sonra bilgilendirme yapılacaktır.

Borsa İstanbul A.Ş.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 26 Eyl 2018, 14:29 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
Borsa İstanbul'da yüzde 7 olan Nasdaq payı yeni ortaklık yapısında sıfırlandı, TVF'nin payı yüzde 80.6'a yükseldi

Borsa İstanbul'un internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Borsa istanbul'da yüzde 7 olan ABD'li borsa işletmecisi Nasdaq payı yeni ortaklık yapısında sıfırlandı, Türkiye Varlık Fonu'nun (TVF) payı ise yüzde 80.6'a yükseldi.

Nasdaq'ın geçtiğimiz yıllarda aldığı payların Türkiye Varlık Fonu'na (TVF) geçtiği görülüyor.

Konuya yakın iki kaynak söz konusu değişiklik ile ilgili olarak Nasdaq ile yapılan ortaklık sözleşmesinde şirkete çıkış opsiyonu tanındığını ve Nasdaq'ın bu opsiyonu kullanmış olabileceğini ifade etti.

Konuya yakın üst düzey bir kaynak, ortaklık yapısında görülen bu değişikliğin nedeni ile ilgili olarak, "Nasdaq ile yapılan anlaşmada bir çıkış opsiyonu vardı. Bu kullanılmış olabilir" dedi.

Konuya yakın bir başka kaynak da, "Nasdaq'ın opsiyonunu kullanacağı söyleniyordu, bununla ilgili resmi bir duyuru biz de görmedik ama bu değişiklik bu satışın gerçekleştiğini gösteriyor" diye konuştu.

Nasdaq 2013 yılında Borsa İstanbul'a yüzde 5 pay ile ortak olmuş, daha sonra payını yüzde 7'ye yükseltmişti.

Borsa İstanbul'un internet sitesinde ortaklık yapısını gösteren sayfanın 1 Temmuz tarihli kopyasında Nasdaq'ın Borsa İstanbul'daki payı yüzde 7, TVF'nin payı yüzde 73.6 olarak gözükürken, sayfanın bugünkü halinde TVF'nin payı yüzde 80.6 olarak yer alıyor. Ortaklar arasında ise Nasdaq bulunmuyor.

Borsa İstanbul'dan haber anında sorulara yanıt alınamadı.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 29 Eyl 2018, 10:18 
Çevrimiçi
Endi

Kayıt: 06 May 2011, 11:00
Mesajlar: 3360
Ettiği teşekkür: 1528
Aldığı teşekkür: 2305
--- ALINTIDIR ---

Celal Eren Çelik

@yazparov

KÜRESEL DUBLÖR:"McKİNSEY"


1-Evet sevgili dostlar, Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak dün gündeme bomba gibi düşen bir açıklama yaptı...Albayrak Türkiye'nin Yeni Ekonomik Programı'nın yürütülmesi çerçevesinde ünlü danışmanlık firması McKinsey ile anlaşıldığını açıkladı...

2-Bu aslında "Madem ekonomiyi McKinsey yönlendirecek siz orada niye duruyorsunuz?" diye bir soruyu gündeme getirse de emin olun şimdi bu sorunun hiç zamanı değil zira McKinsey dediğimiz zaman perde arkasında sorulacak çok çok daha önemli sorular var...

3-Efendim kimdir bu McKinsey ve "önemi" nereden gelmektedir,ülkemize ilk kez mi teşrif etmektedir kendileri ve herşeyden önemlisi neden McKinsey tercih edilmiştir? McKinsey aslında hangi küresel güçlerin "DUBLÖRÜDÜR"?

4-Evet sizler hazırsanız biz de hazırız... İşte başlıyoruz,çayı kahveyi kapan gelsin...

5-Berat Albayrak'ın adeta övünerek ve "bir prestij meselesi" gibi anlattığı McKinsey aslında bize hiç de yabancı bir kuruluş değil...Ve bu işlk karşılaşmamız da olmayacak...Türkiye ile McKinsey'in yolunun ilk kez ne zaman kesiştiğini görebilmemiz için filmi biraz geriye saracağız

6-Türkiye 24 Ocak 1979 kararları ile birlikte"İTHAL İKAME EKONOMİ MODELİ"yerine "İTHALATA ve TÜKETİME DAYALI LİBERAL EKONOMİ" modeline geçişe adım atmıştır.Böylece hiç bir altyapısı olmadan liberal kapitalist küresel düxene entegre edilecek Türkiye adeta bir "AÇIK PAZAR"olacaktır

7-Bu KÜRESEL GÜÇLERİN "YENİ SÖMÜRÜ DÜZENİNİ" kurgulayan 24 Ocak kararlarının altında Turgut Özal imzası vardır...Ancak bir sorun vardır, kararlar o denli radikal ve ağır değişiklikler içermektedir ki bunun bir sivil bir siyasal iktidar tarafından uygulanması mümkün değildir.

8-Ve her ne hikmetse, zaten var olan sağ-sol çatışması bir anda iç savaşa doğru evrilir,ölü sayısı artmaya, sokaklar iyiden iyiye kan gölüne dönmeye başlar.Halk artık "kurtarıcısını" beklemektedir.

9- Ve o "KURTARICI" "Şartların olgunlaşmasını " bekledikten sonra 12 Eylül 1980'de gelecektir...Ordu yönetime el koymuştur...

10-Dönemin tüm önemli siyasal aktörleri başta Demirel olmak üzere tutuklanırken, 24 Ocak kararlarına Demirel'in DPT Müsteşarı olarak imza atan Turgut Özal'a dokunulmadığı gibi askerlerin Bülend Ulusu'ya kurdurduğu hükümette Özal Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı olacaktır...

11-Özal tam bir "Bırakınız yapsınlar,bırakınız geçsinler" felsefesi taraftarıdır ve 1984 seçimleri öncesinde tarihe "Köprü tartışması" olarak geçen televizyon açık oturumunda+++

12- Halkçı Parti lideri Necdet Calp ile girdiği münakaşada İstanbul Köprüsü'nü iktidara gelirse satacağını söyleyerek o dönem için bu bakış açısında Nirvanaya ulaşır.

13-Ama halkımız pek bir sevmiştir bu "Devletin ekonomide ne işi var, devlet kurumlarını satacağız" diyen tombul,sempatik eski bürokrat yeni siyasetçiyi... E hani Amerika görmüş, kocaa Dünya Bankası'nda çalışmış birisidir. Ondan daha iyi bilecek hali yoktur ya kimsenin...

14-Netice itibariyle Özal'ın ANAP'ı Kasım 1984 seçimlerinde tek başına iktidar olur... Ve Özal başlar lüks tüketim politikasını uygulamaya,+++

15-+++ithalatı kontrolsüzce serbest bırakan liberal programları hayatımıza sokmaya ve tabii "Özelleştirme" adı altında kamu kuruluşlarının satış planlamasına...

16-Bu arada Özal harıl harıl o zamanki adı Avrupa Ekonomik Topluluğu'na giriş için kolları sıvamış çalışmalara başlamıştır...

17-Ama bu kez yalnız değildir. Seçim kampanyasını hazırlayan, konuşmalarından, altın kalemine kadar imajını oluşturan Amerikalı danışmanları bir şirketi Türkiye'ye getirmişlerdir...Evet yanılmadınız o şirket McKinsey'den başkası değildir...

18-1985-1987 yılları arasında Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğuna tam üyelik başvurusundaki danışmanı olan McKinsey, 14 Nisan 1987 tarihli başvurumuzun altına imzasını atmıştır... Karşılığında milyon dolarlar da Amerika'ya uçmuştur...

19-Efendim aradan yıllar geçer... Tarih yaprakları 2001 yılını gösterdiğinde Türkiye büyük bir ekonomik kriz ile karşı karşıyadır... Kemal Derviş adeta bir "Süper kurtarıcı" olarak memlekete çağırılmıştır.Derviş gelir gelmez 2 önemli işe imza atar...

20-Bunların ilki Hazine Müsteşarlığındaki yönetim kademesini tamamen değiştirmektir.Üst düzey bürokratların bir tanesi hariç olmak üzere BİLDERBERG üyesi olan yahut hemen kısa süre olacak isimlerle doldurulur.

21-(Bu büyük değişimi, konuyu BİR EKONOMİK KRİZ OPERASYONU:KOD ADI AHTAPOT 2001 flood serimizde yazdık)

22-İkinci önemli hamle ise nedir dersiniz? McKinsey'in Türkiye'ye davet edilişi...Derviş'in kendisi yetmemiş, bir de KÜRESEL MERKEZ AKIL'ın "DUBLÖRÜ" McKinsey'i ülkeye çağırmıştır...McKinsey özellikle çöken bankacılık sistemimiz ile son derece ilgili ve alakadardır...

23-Adeta bir sömürge valisi edası ile o dönemde TMSF'ye devredilen bankalardan bir kısmının ortak yönetim kurulu başkanı olan isme giderler ve "Bundan sonra bu bankaların tüm yapılandırmalarını ve yönetimini biz yapacağız, bankalar bizim kontrolümüzde işleyecek" derler...

24-Yılların deneyimli hazine müsteşarlığı bürokratı,şu anda da Türkiye'nin en önemli iş insanlarında/yöneticilerinden birisi olan ismi (Adını yazmamızı istemedi kendisi) McKinsey yetkililerinin adeta nota verir gibi getirdikleri kağıtta yazanları+++

25-+++okuduktan sonra hiddetle ayağa kalkar ve "Burası bağımsız bir ülke... Bu ülkenin Sayıştay'ı var, siz ancak danışmanlık yapabilirsiniz.Ben bu kurumları kendi ellerimle her şeyini yönetmek üzere size vermem" diyerek getirilen kağıtları yırtar atar.

26-McKinsey yetkilileri şoktadır... Bu davranışı unutmayacaklardır... Ve o kağıtları yırtan ismi haksız suçlamalar ile mahkemelerde yargılatarak bedel ödetecekler ama o isim sonunda asılsız suçlamalardan beraat edecektir....

27-Evet emin olun daha hiç bir şey yazmadık...Buraya kadar olan kısım işin sadece McKinsey ile olan yakın tarih ilişkimize dair bir "Grizgahtı"... Asıl ilişkiler ağı şimdi başlıyor...Koltuğunuza yaslanın,çayınızdan kahvenizden büyükçe bir yudum alın ve derin bir nefes çekin...

28-Evet sevgili dostlar şimdi yazacaklarımız bize "Niçin McKinsey seçildi?" ve "MvKinsey'in etkileri neler olacak?" sorularının yanıtlarını verecek.Bu yanıtları almak içinse önce küresel sermaye yapılanmasının işleyişini anlamamız gerek...

29-Küresel finansal sistemini bir piramit olarak düşünmemiz gerekmekte... Bu piramidin en altında "Paranın son kullanıcısı" olan insanlar var...Piramidin bir üst basamağında parayı insanlara sağlayan bankalar bulunmakta... Bankaların üzerinde ise ülkelerin Merkez Bankaları var...

30-Ama piramidin en tepesi İsviçre'de... İsviçre'nin Basel şehrinde bulunan ULUSLARARASI ÖDEMELER BANKASI (BIS) bulunmaktadır... Dünya finansal sistemi piramidinin tepesinde işte bu banka bulunmaktadır. Bu nedenle Dünya Savaşları'nda dahi İsviçre'ye SALDIRILAMAZ...

31-BIS'in 2 alt kolu bulunmaktadır... Bunlar ise IMF ve DÜNYA BANKASI'dır...BIS'i kontrol eden ise Rothschild Ailesidir...

32-Öte yandan Dünya'da 8 büyük ABD'li finans devi bulunmaktadır...Bunlar JP Morgan, WellsFargo, Bank of America, Citigroup, GoldmanSachs, U.S. Bancorp, Bank of New York Mellon ve Morgan Stanley...İşte bu 8 firma 10 "elit aile" tarafından ana hissedar olarak kontrol edilmektedir.

33-Şimdi kimi zaman yer değiştirseler de o 10 aileyi oluşturan "elit aileler" grubuna bakalım kimler var?

34- İngiltere’de Guelp ve Windsor, Belçika’dan Wettin, İsveç’ten Bernadotte, Liechtenstein’danLiechtenstein, Danimarka’dan Oldenburg, Almanya’dan Hohenzollern, Hannover, Wittelsbach +++

35-Württemberg, Fransa’dan Bourbon, Hollanda’dan Orange, Monaco’dan Grimaldi, Portekiz’den Braganza, Lüksemburg’dan Nassau, Avusturya’dan Habsburg, İtalya’dan Savoy, Sırbistan’dan Karacorceviç, Arnavutluk’tan Zogu Aileleri ya da doğru tabirle "HANEDANLARI"

36-Ama karmaşık yapı bununla da bitmiyor...Az önce bahsettiğimiz 8 büyük ABD'li finans devi'nin içerisinde 4 şirketten oluşan bir "ÇELİK ÇEKİRDEK" mevcut.Bun 4 şirket her bankada söz sahibi...Bunlara BÜYÜK DÖRTLÜ ismi veriliyor...

37-BÜYÜK DÖRTLÜ yahut 4 BÜYÜK adı verilen şirketler ise: BlackRock, State Street, Vanguard ve Fidelity... İşte tüm bu şirketlerin tepesinde ise 2 aile var: ABD kıtasında Rockefeller ve Avrupa kıtasında Rothschild Aileleri.

38-Ancak gerek tarihi mazisinin derinliği,gerek hükümetler ile girift ilişkileri gerekse Çin ve Hong Kong üzerinden Asya ve Uzak Doğu'da da tartışılmaz üstünlükteki nüfuzu nedeni ile daha güçlü ve etkin olan aile Rothschild Ailesi...

39-Peki bir ABD firması olarak 1920'lerin sonunda kurulan McKinsey'in bu sistemde "Yeri ne?"...Anlatalım efendim...

40-Yönetim danışmanlığı veren McKinsey firması özellikle 2. Dünya Savaşı'nın ardından Dünya yeniden şekillenirken tüm stratejik operasyonlarını Londra ofisi üzerinden gerçekleştirmeye başlıyor. Ve o tarihlerden itibaren Rothschild Ailesi ile ilişkisi de başlamış oluyor...

41-Kısa süre sonra yönetim danışmanlığı alanındaki faaliyet alanlarına çok kimsenin dikkatini çekmese de çok önemli bir alan daha ekliyor McKinsey:KAMU DANIŞMANLIĞI...

42-McKinsey'in danışmanlık hizmeti verdiği firmaların birden ve aniden çok yüksek cirolara ulaşarak, yerel sınırları aşıp küresel devlere dönüşmesi ile şirket efsaneleşiyor... Ama bir yandan da bu "Hızlı ve normal olmayan büyümelere" hep şüphe ile bakılmaya başlanıyor...

43-McKinsey ismi bişr tatkım spekülatif işlemler hatta rüşvet olayları ile anılsa da şirket hakkında konuşulanlar kısa sürede ört bas ediliyor...

44-Öte yandan McKinsey, ABD'de 1985 yılında birkaç şirketin birleşmesi ile ortaya çıkan bir doğalgaz boru hattı şirketi olan orta büyüklükten biraz daha fazla hacimli sayılabilecek enerji şirketi ENRON'un danışmanlığını alıyor...

45-1985'te orta büyüklükte bir şirket olan ENRON, McKinsey'in danışmanlığı sonrasında 1990'ların ortasında ABD-Avrupa arasındaki enerji ticaretinin %20'SİNİ KONTROL EDEN BİR ŞİRKET HALİNE GELDİ...

46-Buy esnada ENRON'a en büyük finansal desteği veren 2 banka vardı...Avrupa'da Barclays Bank ve ABD'de ise Chase Manhattan Bank... Yani Avrupa'da Rothschild, ABD'de Rockefeller... Ve ENRON bu bağlantıları McKinsey vasıtası ile kuruyordu...

47-Ve ENRON üzerinden aslında Rothschild ve Rockefeller Aileleri ABD-Avrupa enerji hattını ve ticaretini kontrol ediyordu...

48-1990'lı yılların sonunda Avrupa ve Amerika'da 2 önemli gelişme yaşandı... Avrupa'da farklı alternatif doğalgaz boru hattı projelefri gündeme geldi.Bu projelere ENRON dahil edilmedi...

49-ABD'de ise ENRON "KIRMIZI ÇITAYI AŞTI"...Neydi bu "KIRMIZI ÇITA"... Her devletin içerisinden çıkan şirketler için taşıyabileceği maksimal büyüklükte belirlediği "gizli açık/kambur" rakamları vardır ve+++

50- bu "KIRMIZI ÇITA" olarak adlandırılmaktadır... İşte ENRON,o kadar büyümüştü ki şirketin "Gizli açıkları ve devlete yarattığı kamburlar" o "KIRMIZI ÇITAYI" aşması sonucunu doğurmuştu... Yani ENRON Avrupa'da Rothscild ABD'de ise Rockefeller için artık kullanışsız bir "yüktür...

51-"ENRON efsanesini "yaratanlar" bu "efsanenin" sonlandırılması kararını da verdiler. Ve bu iş için de tabii ki McKinsey seçildi...

52-McKinsey yanlış stratejiler,hatalı muhasebe kayıtları,yolsuzluklara göz yumulan denetlemeler ile adeta ENRON faciasının kaldırım taşlarını döşedi...

53-Ve 2000 yılında 110 milyar$ yıllık gelir beyan eden ENRON sadece 6 yıl sonra, 2006 yılında son şirketini de satarak tarih sahnesinden silindi.

54-Öte taraftan küresel sermayenin elmas tarlalarını sömürdüğü Güney Afrika'da Cumhurbaşkanı Jacob Zuma'nın rüşvet ve yolsuzlukları ayyuka çıkmış, Afrika kıtasının en büyük yolsuzluk skandalı patlamıştır...

55-Zuma'nın ülkenin başbakanı ve bakanlarını da bu rüşvet çarkı içerisine dahil ettiği ve aslında başbakan ve bakanların hiç bir etkisi olmadan ülkeyi yönettiği ortaya çıkmıştır...

56-Tüm bu yolsuzluk çarkı işlerken Zuma'ya en büyük desteği veren ve finanasal desetği sağlayan bunun karşılığında ülkede "sahipleri adına" özel bir siyasal nüfuz elde eden banka ise Barclays Bank'tır...Barclays Bank ise Rothschild Ailesi'ne aittir...

57-Peki bu yıllarda Güney Afrika'da Barclays Bank'ın "Yönetim Danışmanlığını" yapan firma kim dersiniz? Bingo! McKinsey...

58-Hatırlarsanız 1950'lerden sonra Rothschild himayesine girmesi ile McKinsey'in KAMU YÖNETİMİ adı altında danışmanlık vermeye de başladığını belirtmiştik. Kime veriliyordu bu danışmanlık... Ülkelere tabii ki... Nasıl ülkelere peki? Krizdeki ülkelere tabii ki...

59-McKinsey'in danışmanlık yaptığı onlarca ülke vardı ekonomik alanda ama hepsinin bir ortak özelliği vardı: Bu ülkeler o kadar kötü durumdaydılar ki, IMF ve uluslararası kreditörler bu ülkelere borç vermiyordu...

60-Ve McKinsey'in de üretim kapasitesi,ana ürünleri,gelir gider dengesi,kriz sebepleri gibi pek çok farklı parametrenin olduğu ülkeler için hazırlayıp sunduğu tek bir reçete olması diğer ortak taraftı: ÖZELLEİŞTİRME ve TARIMA DÖNÜŞ...

61-McKinsey, gittiği her ülkede aynı reçeteyi yazması ile mehur: Hemen ve acil olarak listelenecek ülkenin varlıklarının özelleştirme yolu satışı... Ortaya çıkan istihdam açığının ise özelleştirmelerden doğan işsizliğin tarım sektörüne kanalize edilerek eritilmesi...

62-Yani McKinsey kestirme ve kabaca söyleyecek olursak "Sen tüm sanayi üretim tesislerini,para edecek tüm kuruluşlarını,bankalaını küresel devlere sat,özelliştir,üretim tesisin sanayin falan olmasın,tarım ülkesi olarakl, dünyanın zengin ülkelerinin gıda ihtiyacını karşıla" diyor

63-Bu arada McKinsey programlarını uygulayan ülkeler, ne var ne yok özelleştirme altında satıyorlar ve ülke ekonomisi kısa vadeli ancak sanal bir düzelme gösteriyor.

64-İşte tam bu esnada yazımızın başında anlattığımız İsviçre Basel'de bulunan Uluslararası Ödemeler Bankası devreye giriyor... Ve bahsettiğimiz 8 büyük finansal dev ile bu devler içerisindeki 4 BÜYÜK olarak isimlendirilen şirketler sahne alıyor...

65-Önce İsviçre'deki ULUSLARARASI ÖDEMELER BANKASI (BIS) , 8 Amerikan finans devine mesaj gönderiyor"... Bu 8 finans devi ile 4 BÜYÜK olarak adlandırılan şirketler ABD Merkez Bankası FED'in kontrolünü elinde tutuyor.FED'de Rockefeller ve Rothschild Aileleri ağırlıkta...

66-McKinsey'in muhteşem tavsiyeleri (!) ile "sanal" bir ekonomşk canlanma yaşayan krizdeki ülkeye FED destekli ama kısıtlı bir mali yardım gidiyor.Bu genelde küresel ve prestijli 3-4 markanın krizdeki ülkeye yatırımı ile gerçekleşiyor.

67-Bu yatırımlar aslında FED içerisinde temsil edilen ailelerin kontrolündeki 2-3 küresel markanın krizdeki ülkeye "kısıtlı çaptaki" yatırımı şeklinde oluyor... Bu yatırımların hemen arkasından Rothschild ve Rockefeller kontrolündeki Dünya medyası devreye giriyor...

68-Kısa süre içerisinde yakalanan istikrar ve krizden çıkış, ekonomik mucize hikayeleri uluslararası saygın medya kuruluşlarında yer almaya başlıyor.Hemen ardından sıra yine bu aileler kontrolündeki kredi derecelendirme kuruluşlarına geliyor...

69-Bu kredi derecelendirme kuruluşları ülkenin kredi notunu 1 basamak yükseltiyor...Bu arada krizde olan ülkenin yönetim kademesinde olanların "Şişirilmiş bir balon ve pembe bir masal" olduğunu gayet iyi biliyorlar...

70-McKinsey geldiği günşerde IMF ve uluslararası kreditörlerden kredi alamaz haldeki ülke McKinsey'in bağlantıları ve ekonomisindeki "sanak canlama" ile IMF'nin kapısını çalıyor... Ve IMF kapılarını bu kez açıyor...

71-IMF, ağır şartlar ile krizdeki ülkeye geliyor zaten McKinsey sayesinde ülkesinde pek çok varlığı satıp savmış ülkeye kredi açıyor, amöa karşılığını kamuoyu "ekonomik" olarak bilse de kapılı kapılar ardında "siyasal tavizler" olarak istiyor...

72-KRİZDEKİ ÜLKE İSE ARTIK ÇARESİZ KABUL EDİYOR.... Ve operasyon tamamlanıyor... Ha unutmayalım bu operasyonun gerçekleşmesi için o krizdeki ülkenin vatandaşlarının cebinden McKinsey'e milyonlarca dolar ödeniyor...

73-Operasyon tamamlandığında krizdeki ülke IMF üzerinden ekonomik olarak Rothschild Ailesi ve Rockefeller Ailesi'ne, IMF'ye verilen siyasal tavizler ile ABD-İNGİLTERE ikilisine bağımlı hatta mahkum hale geliyor...

74-Yani McKinsey'in uluslararası finans sistemindeki kilit rolü krizdeki ülkeleri IMF'in boyunduruğuna hazırlamak ve varlıklarının küresel sermayeye transferini sağlamak,kimi ülkelerde finansal güçlerle siyaseti yönlendirmek...

75-İşte Berat Albayrak2ın pek bir övünerek anlattığı,13 bakanlığımızın bağlanacağı ve en önemli ticari sırlarımızın, tüm ekonomik verilerimizin kendisine açılacağı McKinsey böyle bir şirket dostlar..

76-.Bize inanmayanlar öyle uzağa falan gitmesinler McKinsey'in krize girip iflasın eşiğine gelen Yunanistan'a verdiği danışmanlık hizmetindeki raporlarını incelesinler.AB yardımları ve Rum lobisi olmasaydı bu raporlar sonrası Yunanistan'ın halini düşünsünler sonra da...

77-Şimdi bu McKinsey bizim "Danışmanımız" olacak... Ama normal,sizin yönetme becerisi olmayan bakanlarınız olursa birileri de gelir yönetir...Ve emin olun yönetmeyle de kalmaz...

78-Bizi okuyan yahut daha sonra okuyacak tüm dostlara bin selam olsun... Klasikleştiği gibi bitiriyoruz floodumuzu: "Takdirleriniz beğenilere,beğenileriniz RT'lere yolculuk etsin...

_________________
-------
Burada yazdıklarım yatırım tavsiyesi değildir, sadece kişisel görüş ve yorumlarımdır.
Senaryolar tamamen hayali ve kurgusal senaryolar olup kimse için al ya da sat tavsiyesi olamaz.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 29 Eyl 2018, 13:30 
Çevrimdışı

Kayıt: 07 May 2011, 23:08
Mesajlar: 84
Konum: "Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz." Diyen Önderin Yolu
Ettiği teşekkür: 83
Aldığı teşekkür: 31
Kümese müdür aranıyormuş.Birçok kümesi tarumar eden McKinsey adlı ABDli bir Tilki başvurmuş.Tilki McKinsey'i beğenmişler.İşe almak istemişler. -Ne ücret istersin? diye sormuşlar. Tilki McKinsey "gülmekten söyleyemiyorum, artık ne verirseniz"demiş. -"İş senindir" demişler.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 04 Eki 2018, 15:32 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
JCR Başkanı Orhan Ökmen, çarşamba günü açıklanan enflasyon verisine ilişkin değerlendirmelerdebulundu

JCR Başkanı Orhan Ökmen, enflasyon rakamlarına ilişkin yaptığı değerlendirmedi, "Yükselen enflasyonun temelinde talep baskısı yerine maliyet baskısı olduğu için faiz artışlarının anlamsız ve para politikasının da işlevsiz duruma düştüğü iyice ortaya çıkmıştır" dedi Ökmen şunları söyledi:

"Yükselen enflasyonun temelinde talep baskısı yerine maliyet baskısı olduğu için faiz artışlarının anlamsız ve para politikasının da işlevsiz duruma düştüğü iyice ortaya çıkmıştır.

TÜFE'nin yükseliş seyrinin gelecek dönemlerde de devam etme olasılığı istatistiki olarak yükselmiştir: Üretici fiyatlarındaki artışın tüketici fiyatlarındaki artıştan iki kat daha yukarıda olması, stoklamanın fiyatlama üzerinde belirgin bir etkisinin olmadığını ve bir yandan üretimden çekilen firmaların daha da artacağını, diğer yandan da TÜFE'nin gelecek dönemlerde mevcut seviyesinin yukarı doğru artış eğilimi içerisinde olduğunu işaret etmektedir. Büyüyemeyen ekonomi, maliyet artışlarının tamamını belli bir zaman diliminde tüketicilere yansıtmaya çalışacaktır. Maliyet artışlarını topluma yansıtamayan üreticiler de faaliyet kaybı, üretim durdurulması, konkordato ve iflas gibi sonuçlarla karşılaşacaklardır.
Bu konjonktürde fiyatlamayı etkileyen birinci faktör, Türkiye ekonomisinin yüksek üretim maliyetleri ve finansmana erişim zorlukları nedeniyle "büyüyememek" tir: Büyüyememe sorununa bağlı olarak giderek artacak olan "fiyat istikrarsızlığı" ve "potansiyel işsizlik" in aşılması için ise ekonomik temelli en öncelikli tedbir ise yine bankacılık sektörünün kredi verme arzu ve kapasitesini artırıcı önlemlerin alınması olacaktır.

Mevcut konjonktürde, topluma/tüketiciye yansıtılan maliyet artışları enflasyona, üretimden çekilmeler de durgunluğa eş zamanlı olarak yol açmaktadır. Böyle bir ortamda enflasyon hedeflemesinde zabıta marifetiyle mücadele çalışmalarına yönelmek kamusal açıdan oldukça gereksiz bir zaman kaybıdır.
Fiyat istikrarının yeniden hedeflenen seviyelere ulaştırmak ve ekonomik büyümeyi canlandırmak için bir an evvel yatırım atmosferini bozan temel alanlarda reform yapılması ve bankacılık sektörünün yeniden kredi verebilme pozisyonuna getirilmesi gerekir.

Ekonomide yeniden likidite bolluğu ve ilave kredi verme arzusunun artırılmasının ilk koşulu ise, bankacılık sektörünün sermeye yeterlilik oranlarının uluslararası uygulamalarla uyumlu yöntemlerle artırılmasıdır.

Bankacılık kesiminde likidite bolluğu yaratmak ve kamu teşviki olmadan kredi verme iştahını makro ihtiyati tedbirler kapsamında tekrar artırmak için, ilk adım olarak öncelikle sermaye yeterlilik oralarının uluslararası fon tedarikçilerine güven verilmesi için uluslararası yöntemlerle hesaplanması ve gerekmektedir. Mevcut durumda Bankacılık kesiminin SYR oranları güncel piyasa fiyatları esas alınmadan hesaplanması yeterli güven duygusu oluşturamamaktadır.

Bankacılık sektörünün kredi iştahının artırılması için en öncelikli makro ihtiyati tedbir. Amerika, Avrupa ve Uzakdoğu ülkeleri başta olmak üzere son 10-15 yılda tüm Dünya'nın Basel düzenlemeleri kapsamında uyguladığı "Standart Yöntemin" vakit kaybedilmeden Türkiye'de de uygulamaya alınması olacaktır. Zira "Standart Yöntem" ile hesaplanacak olan sermaye yeterlilik oranlarının sağlamlığı ve kalitesi uluslararası yatırımcılarım en önemli teminatıdır. "

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 06 Eki 2018, 21:41 
Çevrimiçi
Endi

Kayıt: 06 May 2011, 11:00
Mesajlar: 3360
Ettiği teşekkür: 1528
Aldığı teşekkür: 2305
- ALINTIDIR -

OF ÇAYI MI ALACAKLAR,OF ANAM OF MU DEDİRTECEKLER?


Celal Eren Çelik‏ @yazparov

OF ÇAYI MI ALACAKLAR,OF ANAM OF MU DEDİRTECEKLER?

1-Evet sevgili dostlar Maliye ve Hazine Bakanımız Berat Albayrak, Türk ekonomisinin emanetinin McKinsey'e verildiğini açıkladığında tarih yaprakları 28 Eylül 2018'i göstermekteydi... Bu tarihi iyi not edin...

2-Zira bu tarihten sadece 1 gün sonra çok fazla konuşulmayan bir satış işlemi Rekabet Kurumu resmi sayfasından duyuruldu.Çay pazarının önemli oyuncularından Of Çay, Jacobs'a satılmaktaydı...

3-Dediğimiz gibi, bu satın alma kamuoyunda çok da fazla ses getirmezken aslında çok ilginç şeyler yaşanmaktaydı... Peki neydi bu "ilginç" gelişmeler? Of Çay'ı satın alan Jacobs'muydu gerçekten, yoksa işin perde arkasında çok daha farklı küresel aktörler mi vardı?

4-Ve daha da önemlisi, bu sıradan bir satış mıydı yoksa bir büyük stratejinin ilk adımı mıydı? Evet dostlar şimdi arkanıza yaslanın, elinize kalem kağıdı da alın zira lazım olacak... Girift ilişkiler ağı ile dolu bir flooda başlıyoruz...

5-Siz hazırsanız biz de hazırız,çayı kahveyi kapan gelsin...
6-Şimdi efendim sizin ile adım adım merdiven çıkar gibi bir flood yapacağız en altta başlayacağız ilişkişer ağına ve zirveye çıktığımızda günün bombası ile bitireceğiz floodumuzu...İlk olarak Of Çayı kim satın almıştı hatırlayalım:Jacobs...Peki bu Jacobs nedir,kimin nesidir?

7-Şimdi efendim Jacobs, öyle tek başına bir firma değil...Mondelēz International isimli küresel markanın bünyesinde barındırdığı markalardan yalnızca biri... Bu Mondelēz International dünya çapında bir firmadır ve Jacobs eli ile aslında Of Çayı da bünyesine katan firmadır...

8-Hani bizi her bayram duygusal reklamlarla göz yaşlarına boğan KENT şekerleri var ya... Ha bakınmesela KENT şekerleri de mesela bu Mondelēz International'in bünyesindeki bir diğer eski Türk firmasıdır...

9-Bu Mondelēz International'ın Türkiye'de 2017net cirosu 720 milyon TL... Peki efendim ne zaman girmiş bu Mondelēz International Türkiye pazarına? 1993 yılında ama böyle Mondelēz International adı ile girmemiş... Ya? O zaman Kraft Foods adı altında girmişler Türkiye'ye...

10-Bundan sonra yavaş yavaş başdönmesi oranınız giderek artacak, tansiyonu ve sinir rahatsızlıkları olanlar ilaçlarını hazırlasınlar bizen söylemesi... Koltuğunuza yaslanın ve derin bir nefes alın,asıl şimdi başlıyor ilişkiler ağı...

11-Şimdi efendim bu 1993'lerdeki adı ile Kraft Foods olan şirket bünyesinde Mondelēz International'i de bulunduruyor o yıllarda... Kendileri bir ABD şirketi olurlar...Avrupa'nın 1, Dünya'nın en büyük 2 numaralı gıda devi...

12- Bu arada 1987 yılına gidelim sizlerle... Evet tarih yaprakları 1987'yi gösterdiğinde Türkiye'de çok çok da dikkat çekmeyen bir şirket kurulur gıda alanaında: KAR GIDA...
13-1993'te Kraft Foods, Türkiye pazarına girmiştir... O esnada bir başka Dünya devi Cadbury Plc. de Türkiye piyasasına girmiştir. Hemde ne giriş... 2002 yılında Kent Gıda A.Ş.’yi satın alan Cadbury Plc,2007'de ise bir başka Türk firması INTERGUM'u satın almıştır...

14-Bu arada Kraft Foods da boş durmamış ve Faruk Berksan'ın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu KAR GIDA'yı satın almıştır... Faruk Berksan kim mi? Ülker'in 2 kurucusu olan Asım Ülker'in oğlu!

15-Babasının ve amcasının soyadını değiştirmesine rağmen 1979'da kendisi yeniden Berksan soyadını almış... Bu arada KAR GIDA'yı satın alan Kraft Foods küresel bir satın alma ile Cadbury Plc.'yi satın alır... Böylece KENT ve INTEGRUM da Kraft Foods'un kontrolüne geçmektedir...

16-Bu arada 2004 yılında ABD'de bir yatırım danışmanlığı firması kurulmaktadır... İsmi 3G Capital... Kurucusu ALEX BEHRİNG... Bu ismi iyi not edin... Dönüp dönüp geleceğiz zira bu isme...

17- Bu Brezilyalı iş adanı Alex Behring çok değil 6 sene sonra Burger King'i 3G Capital ile satın almaktadır... Artık en önemli ekonomi dergilerinin kapaklarını süsleyen Behring'in lakabı "BREZİLYALI BUFFET" olmuştur...

18-Ve yüzyılın en büyük yatırımcılarından olan Warren Buffet bu Brezilyalı yatırımcıyı radarına almıştır... 2013 yılına gelindiğinde 3G Capital kendisi için "Kırılma noktası" olacak ve kendisini "Küresel oyuncu" haline getirecek bir anlaşma imzalar...

19-3G Capital ve sahibi Brezilyalı ALEX BEHRİNG ile Berkshire Hathaway firması ortaklık anlaşması imzalar... Berkshire Hathawey dünyanın en büyük yatırım firmalarından birisi ve küresel bir güçtür... Yüz milyarlarca dolara hükmeden bir güçten bahsediyouz...

20-Bu devasa birleşmeden sadece 3 yıl sonra 3G Capital ile Berkshire Hathaway ortaklığı çok büyük ses getiren bir satın almaya imza atar... ABD'li gıda devi HJ Heinz Company'yi satın almışlardır... Ama asıl bomba 1 yıl sonra patlayacaktır...

21-3G Capital ile Berkshire Hathaway ortaklığı kimi, satın alır dersiniz? Kraft Foods'u...

22-Kraft Foods isim değiştirerek Kraft Hainze olacaktır... Ama bu birleşmeden hemen önce bir gelişme olmuş,1 Ekim 2012 itibariyla küresel anlamda Kraft Foods , Kuzey Amerika’da bulunan temel gıda ürünleri işini bünyesinden ayırarak,+++

23- şirket isimini Mondelēz International olarak değiştirdi. Yani şirket 2 ana kola bölündü... Yalnış bilenler var bu konuyu da Mondolez International öyle Kraft'dan bağımsızlığını falan ilan etmedi... Kraft bünyesindeki 2. ana şirket "atıştırmalık" alanında...

24-Zaten Mondoloz International'in resmi web sitesinde de "Mondelēz International, Kraft Foods adı altında 1993 yılından beri Türkiye’de faaliyetlerini sürdürmektedir." ibaresi yer almakta... Kaynak:

25-Evet efendim biz Kraft Heinze birleşmesini yaratan, 3G Capital ile Berkshire Hathaway ortaklarının hamlelerinde kalmıştık...

26-Bu arada 2004'te 3G Capital'i kuran ALEX BEHRİNG ismini hatırladınız değil mi? 2015 yılına gelindiğinde yani şirketi kurmasının sadece 11 yıl sonrasında Dünya'nın dolar milyarderleri arasındadır,+++

27-+++,Dünya Kraft Heinze Yönetim Kurulu Başkanı, Burger King'in satın alınmasından sonra Burger King'in de bir başka restaurant devi Tim Hortons'u satın alması sonrasında Restaurant Brands International'ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi ve +++

28-+++tabii 3G Capital'in hemortağı hem yöneticisi konumunda ve artık bir dolar milyarderi...11 senede bu muhteşem zirve yolculuğu... Allah "Yürü ya Alex" mi demiştir yoksa "Yürü benim adıma" diyenler mi vardır?

29-Şimdi size desek ki hani bu 3G Capital için jet hızı ile büyümenin ilk adımı olan Berkshire Hathaway vardı ya? Ha işte o firmanın sahibi 21.yüzyılın en büyük "YATIRIM DAHİSİ" olarak kabul edilmekte olan Warren Buffet...

30-Bu Warren Buffet'in şirketi Berkshire Hathaway ,Kafts Heinz firması var ya, orada da Yönetim Kurulu başkanlığını bu ALEX arkadaşa bırakmış ama şirketin yönetiminde Alex Behring'in 3G Capital'i %24.3 hisseye sahipken, Buffet'in Berkshire Hathaway firması %30,7 ile çoğunlukta!

31-Peki hatırlayalım bizim OF ÇAY'ı kim almaktadır? Jacobs... Jacobs kime ait? Kraft Heinz... Kraft Heinz'in çoğunluğu kimin? Warren Buffet'in... Warren Buffet kim peki? Kendisi dünyayı yöneten CFR'nin protokol üyelerinden birisi...

24-Zaten Mondoloz International'in resmi web sitesinde de "Mondelēz International, Kraft Foods adı altında 1993 yılından beri Türkiye’de faaliyetlerini sürdürmektedir." ibaresi yer almakta...

25-Evet efendim biz Kraft Heinze birleşmesini yaratan, 3G Capital ile Berkshire Hathaway ortaklarının hamlelerinde kalmıştık...

26-Bu arada 2004'te 3G Capital'i kuran ALEX BEHRİNG ismini hatırladınız değil mi? 2015 yılına gelindiğinde yani şirketi kurmasının sadece 11 yıl sonrasında Dünya'nın dolar milyarderleri arasındadır,+++

27-+++,Dünya Kraft Heinze Yönetim Kurulu Başkanı, Burger King'in satın alınmasından sonra Burger King'in de bir başka restaurant devi Tim Hortons'u satın alması sonrasında Restaurant Brands International'ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi ve +++

28-+++tabii 3G Capital'in hemortağı hem yöneticisi konumunda ve artık bir dolar milyarderi...11 senede bu muhteşem zirve yolculuğu... Allah "Yürü ya Alex" mi demiştir yoksa "Yürü benim adıma" diyenler mi vardır?

29-Şimdi size desek ki hani bu 3G Capital için jet hızı ile büyümenin ilk adımı olan Berkshire Hathaway vardı ya? Ha işte o firmanın sahibi 21.yüzyılın en büyük "YATIRIM DAHİSİ" olarak kabul edilmekte olan Warren Buffet...

30-Bu Warren Buffet'in şirketi Berkshire Hathaway ,Kafts Heinz firması var ya, orada da Yönetim Kurulu başkanlığını bu ALEX arkadaşa bırakmış ama şirketin yönetiminde Alex Behring'in 3G Capital'i %24.3 hisseye sahipken, Buffet'in Berkshire Hathaway firması %30,7 ile çoğunlukta!

31-Peki hatırlayalım bizim OF ÇAY'ı kim almaktadır? Jacobs... Jacobs kime ait? Kraft Heinz... Kraft Heinz'in çoğunluğu kimin? Warren Buffet'in... Warren Buffet kim peki? Kendisi dünyayı yöneten CFR'nin protokol üyelerinden birisi...

32-CFR ise kimin kontrolündedir ? Rockefeller Ailesinin... 30 Temmuz 2018 tarihinde Rockefeller Vakfı "FLAŞ" olarak duyurduğu bir yönetici transferi yapar... Vakfa üst düzey yönetici olarak Debbie Wright transfer edilmiştir...

33-Kimdir efendim bu hanımefendi dersiniz, nereden transfer edilmiştir? Bingo! Doğru tahmin ettiniz... Bu hanımefendi bizim Of Çay'ı satın alan Jacobs;'un asıl sahibi Kraft Heinz'in 22 yıllık üst düzey yöneticisidir...

34-Şimdi anladınız mı efendim bu Brezilyalı ALEX isimli arkadaşın nasıl yürümeyip jet hızı ile zirveye kurulduğunu ve 3G Capital isimli "YATIRIM FONUNUN " arkasındaki gerçek ismi... Buffet ve Rockefeller bağlantısı işte böyle bir etki yaratmakta...

35-Şimdi efendim bizim OF ÇAY'ı kim aldı? Jacobs ve Jacobs aslında kimindi? Kraft Heiz'in... Kraft Heinz'de Warren Buffet'in "Koş ALEX'im" dediği kişi ALEX BEHRİNG Yönetim Kurulu Başkanı ve BEHRİNG'in sahibi olduğu şirket 3G CAPİTAL...

36-"Niye bu tekrarı yaptın" demeyin.Gecenin bombası geliyor...

37-Efendim bu ALEX BEHRİNG'in şirketi 3G CAPİTAL'in danışmanlık şirketi kim dersiniz ve tabii Kraft'ın dolayısı ile...BİNGO! McKİNSEY!

38-Şimdi en başa dönelim... Berat Albayrak açıklama yapıyor 28 Eylül'de McKinsey ile anlaştık diye... 29 Eylül'de Jacobs Of Çay'ı satın alıyor... Jacobs aslında Krafts'ın ve Krafts yönetim kurulu başkanı McKinsey ile çalışmakta! Nasıl iyi mi?

39-Bu arada neden mesela her halükarda Of Çaydan dağıtım ağı,marka bilinirliği v.s noktalarda daha ilerde olan ÇAYKUR'a talip olmuyorlar? İşte büyük strateji burada... Bu küresel sermaye odakları özellikle belirledikleri şirketlerin "rakiplerini" satın alacak...

40-Bu rtakiplere biraz sarmeye desteği, biraz reklam ve yönetim desteği verilerek asıl hedeflenen "stratejik" şirketin pazar payının dolayısı ile de fiyatının düşmesi sağlanacak...


41-2.aşamada ise örneğin 5 milyar dolarlık değeri yatırım yapılıp yükselişe geçen rakipleri nedeni ile 2 milyara düşen ÇAYKUR ucuza kapatılacak...Bunu başka "kritik" şirketler için düşünün...


42-THY satın alınmak isteniyorsa öncelikle X Havayolları satın alınarak THY'nin pazar payı ve değeri düşürülecek,THY 1-2 yıl sonra çok daha ucuza alınacak...

43-İşte bu da ortadaki büyük strateji... Ve maalesef OF ÇAYI almakla kalmayacak,OF ANAM OF dedirtmek derdindeler...

44-Evet sevgili dostlar, bizi okuyan, yahut daha sonra okuyacak dostlara bin selam olsun. Klasikleştiği gibi bitirelim floodumuzu "Takdirleriniz beğenilere, beğenileriniz RT'lere yolculuk etsin"...

_________________
-------
Burada yazdıklarım yatırım tavsiyesi değildir, sadece kişisel görüş ve yorumlarımdır.
Senaryolar tamamen hayali ve kurgusal senaryolar olup kimse için al ya da sat tavsiyesi olamaz.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 12 Eki 2018, 08:27 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
FETÖ ve PKK destekçisi olduğu iddiasıyla tutuklu bulunan ABD'li rahip Brunson'un avukatı önemli açıklamalarda bulundu

Türkiye'de Aralık 2016'da tutuklanan ve tutukluluk hali bu yıl 25 Temmuz'da ev hapsine çevrilen ABD'li papaz Andrew Craig Brunson'ın dördüncü duruşması bugün görülüyor.

Brunson'ın avukatı Cem Halavurt, bugün müvekkilinin ev hapsinde tutulmasına neden olan kontrol hükümlerinin kaldırılmasını ve serbest kalmasını beklediklerini ifade etti.

Halavurt, DW Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede, bu kararın çoktan verilmiş olması gerektiğini belirtirken, eğer istedikleri sonuç çıkarsa hem ev hapsinin hem de yurdışına çıkış yasağının kaldırılacağını düşündüğünü söyledi.

Tutukluluğu 25 Temmuz'da ev hapsine dönüştürülen Brunson'ın yurt dışına çıkış yasağı bulunuyor ve o günden beri İzmir'deki evinde elektronik kelepçe ile tutuluyor.

Beraat beklenmiyor

Öte yandan Halavurt, Brunson bugün serbest kalsa bile bir beraat beklentilerinin olmadığını kaydetti. Avukat, "Yargılama devam ediyor. Bizim taleplerimiz devam ediyor. Yakın zamanda bir karar çıkma olasılığı yok" dedi ve davanın gidişatıyla ilgili genel olarak çok fazla parametrenin bulunduğunu belirtti.

İzmir'deki Protestan cemaatine ait Diriliş Kilisesi'nin papazı Brunson'ın durumu, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin son dönemde olumsuz bir yönde seyretmesinin en büyük nedenlerinden biri olarak görülüyor.

Başta ABD Başkanı Donald Trump olmak üzere, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin arkasında olduğu öne sürülen Gülen hareketi ile PKK adına suç işlediği iddiasıyla tutuklanan papazın serbest bırakılması için yapılan çağrılar bugüne kadar sonuç vermedi.

İki ülke arasında yaşanan gerilim, Başkan Trump'ın talimatı ve Brunson'ın serbest kalmamasına yapılan atıfla ABD'nin Türkiye'ye karşı bir takım yaptırımlar getirmesine doğru ilerledi.

ABD Hazina Bakanlığı, Brunson'ın "haksız tutulduğu" gerekçesiyle Ağustos ayının başında Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya karşı yaptırım kararı almıştı.

ABD yaptırımları etkili oldu mu?

Bu yaptırım kararları ve ABD yönetiminin Brunson konusunda Türkiye'ye karşı sert tutumunu devam ettirmesi ile birlikte son zamanlarda olumsuz bir doğrultuda seyreden Türk ekonomisi de zarar görmeye ve Türk Lirası, özellike ABD Doları ve Euro karşısında hızla değer kaybetmeye başlamıştı.

Brunson'ın avukatı Halavurt, Türkiye'ye uygulanan yaptırımların bugünkü kararın alınmasında bir etkisi olabileceğini savunurken, çıkabilecek bir serbest bırakma kararının yine de bir tek bu şekilde değerlendirmenin doğru olmadığını düşünüyor.

Duruşma öncesi DW Türkçe'ye son durumu değerlendiren avukat, "Sadece yaptırımlar ortaya kondu diye bu iş çözümlenmiş diyemeyiz. Sonuçta bu işin çözümü diyalogdan geçer. Yani diyalog yolunda çözülmesi daha doğru gözüküyor" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin ekonomik açıdan geçtiği zor dönemi konjonktür açısından değerlendirmek gerektiğine dikkat çeken İstanbul merkezli düşünce kuruluşu Ekonomik ve Dış Politikalar Araştırma Merkezi (EDAM) Başkanı Sinan Ülgen ise, "Ekonomik yavaşlamanın maliyetini azaltmak için hükümetin aynı zamanda Türkiye'nin siyasi riskini de azaltması lazım" şeklinde konuştu.

Ülgen, DW Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede Türkiye'nin, başta ABD olmak üzere Batı'daki geleneksel ortaklarıyla ilişkilerini normalleştirmesi gerektiğini belirtti.

EDAM Başkanı, Brunson'ın serbest kalması durumunda yaptırımların kaldırılmasının bu normalleşme amacına hizmet edeceğini ifade ederken, Türkiye'deki ekonomik şartların farklı olması durumunda sonuçların da farklı olacağını savundu.

Ülgen, "Amerikan yaptırımları Türkiye'nin zor bir ekonomik konjonktüre girmesi nedeniyle de daha etkili olmuştur. Türkiye farklı bir ekonomik konjünktürde olsaydı belki etkisi farklı olurdu" şeklinde konuştu.

ABD-Türkiye ilişkileri düzelir mi?

Hukuki süreçte dosyası Anayasa Mahkemesi'ne taşınan ve bugünkü duruşmada ev hapsinin devamına karar verilirse iç hukuk yollarının tüketilmesi sonrası adına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvurusu yapılacak Brunson'ın serbest bırakılmasının ise ikili ilişkilere yansıması bekleniyor.

EDAM Başkanı Ülgen, bu yansımanın kısa vadede olumlu değerlendirileceğini kaydederken, iki ülke arasında masada bulunan en büyük sorunun ortadan kalkacağı görüşünde.

Ancak bir de uyarıda bulunan Ülgen, "Ama bu Türk-Amerikan ilişkileri bir anda çok gelişecek demek değil, çünkü ilişkileri menfi yönde etkileyen hâlâ çok sayıda ve önemli görüş ayrılıkları var" ifadesini kullandı.

Her şeyin Brunson'a endekslendiği bir ortamda, papazın serbest bırakılması ile tarafların yapıcı bir diyaloğa yönlenmeleri gerektiğini kaydeden Ülgen, "Bu adım, Türkiye ile diğer konuların daha yapıcı bir ortamda konuşulmasına imkan tanıyacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

EDAM Başkanı, bugünkü duruşmadan mevcut durumun devamına ilişkin bir karar çıkması durumuna karşı da uyarıda bulundu: "Brunson'ın serbest kalmaması durumunda Amerikan yönetiminin yaptırımların kapsamını genişletmesi çok büyük olasılıktır. O zaman o şekilde bir olumsuz dinamik seyredeceğiz demektir." DW Türkçe

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 12 Eki 2018, 21:02 
Çevrimdışı

Kayıt: 18 May 2011, 10:38
Mesajlar: 1913
Ettiği teşekkür: 103
Aldığı teşekkür: 661
Son dakika! ABD'li rahip Brunson serbest!
Son dakika! İzmir'de terör örgütü adına suç işlemek ve casusluk suçlamasıyla yargılanan ABD'li rahip Andrew Brunson'ın yargılandığı davanın dördüncü duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, Brunson'a 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verdi ve ABD'li rahibi serbest bıraktı. Brunson hakkındaki adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasağı kaldırıldı. Brunson'a verilen 3 yıl 1 ay 15 günlük ceza, ABD'li rahibin cezaevinde kaldığı süreye sayılacak. Rahip Brunson ABD'ye gitmek üzere evinden ayrıldı

_________________
YATIRIM TAVSIYESI DEGILDIR. SADECE ATMASYONDUR


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 12 Eki 2018, 21:03 
Çevrimdışı

Kayıt: 18 May 2011, 10:38
Mesajlar: 1913
Ettiği teşekkür: 103
Aldığı teşekkür: 661
Rahip Türk hava sahasindan ciktiktan sonra, ABD yeni oyunlar ve Tehtidlerle karsimiza cikacagini düsünüyorum. Yani icimden öyle geciyor.
Bakalim ne olacak. YTD

_________________
YATIRIM TAVSIYESI DEGILDIR. SADECE ATMASYONDUR


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 05 Ağu 2019, 10:45 
Çevrimiçi

Kayıt: 11 Tem 2012, 09:15
Mesajlar: 1080
Ettiği teşekkür: 154
Aldığı teşekkür: 1095
.


Eklentiler:
B63EFF41-61DD-4CB8-9313-DB4BE64FA6E7.jpeg
B63EFF41-61DD-4CB8-9313-DB4BE64FA6E7.jpeg [ 267.47 KiB | 88 kere görüntülendi ]

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR ****
*** BURADA YAZANLARA VEYA YORUMLARA GÖRE HAREKET EDERSENİZ TÜM PARANIZI KAYBEDEBİLİRSİNİZ ***
*** HABER, BİLGİ VE YORUMLARI KENDİ AKIL SÜZGECİNİZDEN GEÇİREREK SON KARARI KENDİNİZ VERİNİZ ***
Başa Dön
 Profil  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 585 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 35, 36, 37, 38, 39


Tüm zamanlar UTC + 1 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 33 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
iletisim@hissetuyolari.com

YASAL UYARI : Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.