Hisse senedi Yorumları, Endeks, Forex,Varant, imkb canlı, canlı borsa, Borsa gündem, hisse önerileri, hisse analiz

Zaman: 18 Eyl 2019, 22:09


Tüm zamanlar UTC + 1 saat [ GITZ ]





Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 585 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 35, 36, 37, 38, 39  Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 16 Ağu 2018, 09:35 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5255
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8078
Son dakika: Benzin, motorin ve LPG'ye ÖTV zammı

Son dakika haberi... Akaryakıta bugünden itibaren ÖTV zammı geldi. Benzin ve motorinde pompa fiyatı yüzde 9 artacak. Buna göre benzin 50 kuruş, motorin 45 kuruş ve LPG de 30 kuruş zamlandı. İstanbul'da benzinin litre fiyatı böylelikle 6.80 - 6.85 TL aralığına çıktı. Motorin 6.20, LPG ise 3.80 civarından satılacak. Öte yandan, eşel mobil sistemde ise değişiklik yapılmayacak. Bundan sonra gelecek zamlar ÖTV'den indirilmeye devam edecek. Devletin eşel sistemle feragat ettiği vergi 5 Ağustos itibarıyla 1.75 milyar TL olmuştu
16.08.2018 - 08:22 | Güncelleme: 16.08.2018 - 10:30


Akaryakıta bugünden itibaren ÖTV zammı geldi. Benzin ve motorinde pompa fiyatı yüzde 9 artacak. Böylelikle benzinin litre fiyatı 59 kuruş, motorinin litre fiyatı 54 kuruş ve LPG'nin litre fiyatı da 34 kuruş zamlandı.

EPGİS'ten yapılan açıklamada zammın Tüpraş çıkış fiyatlarında meydana gelen yükseliş nedeniyle yapıldığı açıklandı.

— Epgis (@trepgis) August 16, 2018

Yeni fiyatlara göre İstanbul'da benzinin litresi 6.80 - 6.85 TL, motorinin litresi 6.20 TL, LPG'nin litresi ise 3.80 TL civarından satılacak.

Akaryakıt fiyatlarındaki eşel mobil sistem ise devam edecek. ÖTV'ye yapılan bu zamdan sonra fiyatlarda meydana gelecek değişiklikler pompaya yansıtılmamaya devam edecek.

Hatırlanacağı üzere mayıs ayında akaryakıt üzerinden alınan özel tüketim vergisinde ( ÖTV) eşel mobil sistemine geçilmiş ve Maliye Eski Bakanı Naci Ağbal yaptığı açıklamada sistemi şöyle anlatmıştı;

"Bu sistemle petrol fiyatlarında ve kurda meydana gelebilecek değişimler karşısında vergi miktarları, değişimin yönüne bağlı olarak ters orantılı çalışacak. Herhangi bir şekilde uluslararası petrol fiyatları ve döviz kurları yukarı giderse ve bu nedenle akaryakıta zam yapılması gerekirse bu miktar kadar vergi indirimi gerçekleştirilecek."


EPGİS Başkanı Fesih Aktaş, 5 ağustos itibarıyla eşel mobil sisteminin başlangıcından bu yana devletin 1 milyar 750 milyon liralık vergiden feragat ettiğini söylemişti.

Akaryakıt fiyatlarında son olarak 13 Ağustos tarihinde benzine 46, motorine 58 kuruş, LPG'de 37 kuruş zam yapılmış ancak artış ÖTV'den karşılandığı için pompa fiyatlarına yansıtılmamıştı.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 25 Ağu 2018, 22:25 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5255
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8078
Fitch'in Türkiye konferansından öne çıkan başlıklar
Fitch'in Türkiye konferansından öne çıkan başlıklar
25 Ağustos 2018 - 22:43
www.borsagundem.com
Tweetle
Paylaş
+1
Linkedin
WhatsApp
Uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch Türkiye ekonomisiyle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu

BORSAGUNDEM.COM

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, bugün Türkiye ekonomisiyle ilgili öngörülerini paylaştığı bir telekonferans gerçekleştirdi. Konferansa çoğunlukla Türkiye’ye yatırım yapan küresel fonların temsilcileri katıldı.

Fitch'in Türkiye ekonomisiyle ilgili gerçekleştirdiği telekonferansta ''Türkiye sermaye kontrolüne mecbur kalabilir. Bu durumda 2019 yılından itibaren bir resesyon yaşanabilir. ABD’deki faiz artırımlarından en olumsuz etkilenecek gelişmekte olan ülke Türkiye’dir'' analizi öne çıktı.

Fitch'in Türkiye ekonomisiyle ilgili yaptığı değerlendirme şu şekilde:

1) Türkiye bir kur krizi yaşıyor.

Hükümetin önünde 4 seçenek var.

a. Merkez Bankası radikal bir faiz artırımına gider,

b. IMF ile anlaşma imzalanır,

c. Sermaye kontrolleri getirilir,

d. Yukarıdakilerin hiçbiri yapılmaz. Katar, Çin, Rusya parasıyla idare edilmeye çalışılır. Cari açık toparlanır.

2) TCMB faiz arttırır mı?

Fitch faiz artırımı beklemiyor. TCMB bağımsızlığının soru işareti olduğunun altını defalarca kez çizdiler.

3) IMF ile anlaşma olur mu?

Fitch IMF ile anlaşma beklemiyor. IMF gelirse faiz artırımı ister. Hükümetin alanını kısıtlar.

4) Sermaye kontrolleri gelir mi?

Hükümet bunu da istemediğini açıkça söyledi. Ama sermaye kontrolü getirmeye mecbur kalabilirler. Bankalardan mevduat çekimlerinin hızlandığı bir senaryoda buna mecbur kalınabilir. Kötü kredilerin oranı artarsa bu senaryo gerçekleşebilir.

5) Türkiye bu çalkantıyı da atlatabilir mi? Avantajlar var.

a. Kamu borcunun milli gelire oranı %30’larda.

b. Kredi alma koşulları sıkılaştı, cari açık azalıyor.

c. TCMB’nin son tedbirleri işe yaradı.

d. Katar’dan gelecek 15 milyar dolar var.

e. Diğer müttefik ülkelerden de destek gelebilir.

6) Bu seferki çalkantı öncekilerden farklı mı?

a. Bankacılık krizine dönüşme potansiyeli olan bir kur krizi yaşanıyor.

b. Hükümetin bağımsız olması gereken kurumlar üzerinde etkisi büyük. Yatırımcılar Sayın Cumhurbaşkanının ekonomiyi yönetebileceğine olan inançlarını kaybettiler.

c. PPP’ler, KGF, Varlık Fonu gibi araçlarla kamunun gerçek borcu saklanıyor.

d. Artan enflasyona rağmen TCMB faiz artırmıyor.

e. ABD ile siyasi kriz yaşanıyor.

7) Fitch’in Türkiye ana senaryosu

a. Büyüme: 2018 yılı %4.1, 2019 yılı %3

b. Kredi arzındaki azalma hem hanehalklarını hem de özel sektörü kötü etkiler.

c. Artan enflasyon şirketlerin karlılığını, hanehalklarının harcanabilir gelirlerini azaltır.

8) Kötünün kötüsü de olabilir

a. Bankacılık sektörünün zayıflıkları her geçen gün artıyor ve bankacılık sistemik risk kaynağı

b. Mecbur kalınacak bir sermaye kontrolü ile yabancı yatırım girişi sıfırlanır, tüketici ve yatırımcı güveni yere çakılır

c. TL’deki değer kaybı enflasyonu daha da tırmandırır

9) Türkiye’nin iktisadi sorunları bulaşıcı mı? Fitch’e göre evet.

a. Haziran 2018’den itibaren Türkiye’nin riskliliği ile birlikte ortalama gelişmekte olan ülke riskliliği de arttı.

b. Haziran’dan sonra İtalya ve İspanya’daki 10 yıllık bonoların getirisi ile Alman bonolarının 10 yıllık getirisi arasındaki fark açıldı.

c. İtalyan ve İspanyol bankalarının Türk bankacılık sistemindeki riskleri özellikle yakından takip edilmeli.

10) ABD’de faizler artarsa ne olur?

a. Türkiye’nin kontrol edemeyeceği en büyük risk ABD’deki faiz artışları.

b. ABD’de faizler artarsa bundan en olumsuz etkilenecek gelişmekte olan ülke Türkiye olur. Bu değerlendirmeyi gelişmekte olan ülkelerin makro göstergelerini karşılaştırarak yapıyorlar.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 25 Ağu 2018, 22:30 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5255
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8078
Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Bali, "Tüm dünyada değerlenen dolar kuru ve ticaret savaşlarından en olumsuz etkilenecek ülkelerden birinin ABD ekonomisi olduğu öngörülüyor" dedi

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bankanın 94. kuruluş yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, dünya, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Dünyada, 2008 global krizinden sonra izlenen aşırı genişlemeci para politikaları ile hemen hemen bütün ülke gruplarının büyümeyi ivmelendirdiğini, 2018’e girildiğinde bu büyümenin global düzeyde epey yaygınlaştığını ifade eden Bali, ancak son dönemlerde ABD ile Çin arasında ticaret savaşları, İran’a yönelik yaptırımlar ve korumacı önlemlerin büyüme üzerindeki öngörüleri bir miktar olumsuz etkilemeye başladığını söyledi. Bali, ABD’nin, toplam 570 milyar dolar düzeyindeki açığının yüzde 68’ini oluşturan 389 milyar dolarlık kısmının Çin’den kaynaklandığını belirtti.

Aralık 2015’ten bu yana 7 faiz artışı gerçekleştiren Fed’in, aşırı genişletilmiş para politikasını normalleştirme yönünde stratejiler izlediğinin altını çizen Bali, 2018’e ilişkin enflasyon ve büyüme beklentilerini yukarı yönlü revize eden Fed’in, yılın kalanında 2 defa daha faiz artırımına gideceğinin öngörüldüğünü belirtti. Bali, 10 yıllık hazine tahvili faizinin yüzde 3’ün üzerine çıktığını ve son 7 yılın en yüksek değerine ulaştığını, bunun gelişmekte olan ülkelerdeki fonların çıkması anlamına geldiğini söyledi.

Adnan Bali, G20 Zirvesi için IMF’nin hazırladığı notta; ticaret savaşlarından en olumsuz etkilenecek ülkelerden birinin ABD olacağının öngörüldüğüne dikkat çekti. ABD dolarının bütün dünyada Fed’in faiz artırımlarından da beslenerek değer kazandığına değinen Bali, bu durumun ABD’nin dış ticaret açığını daha da artırdığını ifade etti. Bali, “Doların değer kazanması nedeniyle Amerikan ekonomisinin dışarıya mal satması zor, mal ithal etmesi ise kolay. Buradan ortaya çıkan şu;bu yolla sermaye akımlarını belki ABD’ye çekiyorsunuz ama ticaret tarafında kayıplar veriyorsunuz. IMF, tüm dünyada değerlenen dolar kurunun üzerine ticaret savaşlarının eklenmesiyle büyüme açısından bundan en olumsuz etkilenecek ülkelerden birinin ABD ekonomisi olduğunu öngörüyor. Bu yönüyle bakıldığında aslında güçlü ABD dolarının, o kadar sürdürülebilir olmadığı görünüyor” şeklinde konuştu.

Aslında 2008 global krizine girerken ABD’nin hem bütçe açığı hem dış ticaret açığının olduğunu hatırlatan Bali, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Dışarda açıkların giderilebilmesi için mümkün olabildiği kadar serbest ticaret, bol likidite ve ABD Doları’nın da biraz güçsüz olması seçildi. İçerde, harcamalarla ilgili çok ciddi disiplinli politikaların uygulanması söz konusu oldu. Şimdi de ABD’nin tekrar çift açık noktasına doğru gittiği görülüyor. İstikrarlı olmayan bir tablo söz konusu… Oysa çok kısa bir süre önce, 2018’in başlarında çok daha iyimser bir tablo vardı. Ekonomilerin birbirlerini de etkileyecek şekilde büyümesi öngörülüyordu. Ama özellikle jeopolitik gerginlikler, yaptırımlar, karşılıklı agresif politikalar tabloyu biraz daha karmaşık hale getirmiş durumda.”

Türkiye’nin reformcu ruhunu yeniden kazanması önemli

Adnan Bali, Türkiye’ye ilişkin değerlendirmesinde ise artık bir üst lige geçmek için farklı bir büyüme modeline ihtiyaç duyulduğunu, bunun da ancak katma değerli üretim, Ar-Ge, teknoloji, eğitim, hukuk, işgücü alanlarında mesafe alınması ile mümkün olabileceğini vurguladı. Bali, bu alanlarda yapılacak iyileştirmelerin ve atılacak adımların aynı zamanda iş yapma ortamını kolaylaştıracağını, yabancı yatırımcıları çekecek cazibeli bir ekonomik görünüm ortaya koyacağını ifade etti. Bali; “Orta uzun dönemli reformlarla, yüzde 5,7 olan cari açığın GSYH’ye oranının daha aşağı çekilebilmesi yönünde adımlar atılmasında fayda var. Cari açığı daraltacak şekilde ithalat yaptığımız alanlarda büyük ölçüde yurt içinde katma değerli üretim yapmaya yönelik bir dönüşüm süreci geçirmeliyiz. Aynı zamanda ihracat pazarlarımızın genişletilmesi büyümeye pozitif katkı yapacaktır. Türkiye’nin bütün bunları gerçekleştirebilmesi için de reformcu ruhunu yeniden kazanması önemli” şeklinde konuştu.

Alınan aksiyonlar piyasada karşılık bulmaya başladı

Şu anda yaşanan sıkıntıların 2001 krizi ile kıyaslanamayacağını söyleyen Bali, şöyle devam etti: “Bu tür atakların öngörülebilmesi ve buna göre hep tedbirli olacak şekilde hareket edilmesi, hızlı bir şekilde aksiyon gösterilmesi gerekiyor. Yeterli aksiyon alınmaması durumunda piyasalar, kötü niyetli yaklaşanlar tarafından kullanılır. Piyasa, buradaki gecikmeyi cezalandırır. Son yaşadığımız döviz kuru ile ilgili dalgalanmada ise gerek Merkez Bankası, gerekse BDDK problemleri giderecek yönde aksiyonlar aldı. Bunların piyasada karşılık bulmaya başladığını görüyoruz.”

Türkiye ekonomisinin benzer ülke grupları ile olumlu ayrışan, farklı alanlarda ise olumsuz ayrışan yönlerinin bulunduğunu ifade eden Bali, ekonominin büyüme performansı, güçlü ve sağlam bankacılık sistemi, kamunun bütçe açığı ve kamu borç stokunun GSYH’ya oranlarında, borçlanma ve mali disiplin göstergelerinde olumlu ayrışmaya devam ettiğini söyledi. Cari açık ve enflasyonda ise ülke ekonomisinin olumsuz ayrıştığını belirten Bali, hazırlanacak programların, eylem planlarının bu önceliklendirmeyi esas alması gerektiğine dikkat çekti. Üretime, özel kesim yatırımlarına, makine teçhizat yatırımlarına ve net ihracatın katkısına dayalı büyümenin sağlanmasına yönelik bir programın önemine işaret eden Adnan Bali, “Ekonomik programın bir eylem planına dönüşmesi, eylem planında sadece kurumların değil, kişilerin sorumluluklarının belirlenmesi, buradaki performansın kamuoyu ile paylaşılması önemli. Şu anda orta vadeli plan çalışmaları sürüyor. Açıklandıktan sonra bunun bileşenlerini göreceğimizi düşünüyorum” dedi.

Gerektiğinde her enstrüman kullanılabilmeli

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, çekirdek enflasyonun belirgin bir şekilde arttığı dikkate alındığında, enflasyondaki yükselişin biraz kalıcı olabileceğini söyledi. TL’deki değer kaybı, işlenmemiş gıdadaki fiyat hareketleri, başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu ciddi şekilde tetiklediğinin altını çizen Bali, yaptıkları hesaplamalara göre, her yüzde 10’luk kur artışının, yıllık enflasyonu 1,5 puan civarında yükselttiğini ifade etti. Bali, “Şu anda hem kur hem faiz açısından yaşanan ciddi dalgalanmaların sonrasındaki asıl hedefimiz, enflasyonu kontrol altına almak suretiyle bunun kurlar ve faizler üzerindeki etkilerini yumuşatabilmek olmalı” yorumunu yaptı.

Merkez Bankası ile ilgili de para politikasının sadeleştirilmesinin önemine dikkat çeken Bali, “Enflasyondaki yükseliş eğilimi, parasal sıkılaşmanın tek başına yetmediğini gösteriyor. Bu sıkılaşmanın mali politikalarla da eşgüdüm içerisinde sürdürülmesi önemli… Önümüzdeki dönemde hem büyümenin kompozisyonunu hem de enflasyonun seviyesini bu alanda atılacak adımlar belirleyecek” değerlendirmesini yaptı. “Faiz konusunda, iktisat biliminin kurallarına göre hareket edilmeli” diyen Bali, “Kötü bir örnek; ama yeri geliyor kemoterapi yapılıyor. Çok mu arzu ediliyor? Hayır. Faiz de böyle bir şey…Gerektiği zaman her enstrüman kullanılabilmeli” şeklinde konuştu.

Faizin yüksek olması banka bilançoları için de kötü

Serbest piyasa mekanizmalarıyla şu andaki tablonun sürdürülmesi gerektiğini belirten Bali, konuşmasına şöyle devam etti: “Faizin yüksek olması kötü bir şey. Banka bilançoları açısından da kötü bir şey… Mevduatların ortalama vadesi 35 gün. Bir faiz artışının ardından en fazla 35 gün içerisinde kaynaklarımızın yüzde 55’ini oluşturan mevduatların yeniden fiyatlanmasıyla, anında maliyet artışına maruz kalıyoruz. Ama bu artış, aynı anda ortalama vadesi daha uzun olan aktiflerimize yansımıyor. Bunun sonucunda net faiz marjları daralıyor. O nedenle, bankacılar faaliyetlerini sürdürürken faizlerin yükselmesini istemezler. Faizlerin düşüş eğilimine girdiği dönemler ise bankaların kârlılıklarına olumlu yansır.”

Kredilerde geçen yılki gibi bir büyüme öngöremeyiz

Bankacılık sektörünün ilk 6 ayını da değerlendiren Bali, gerek kredi mevduat büyümeleri gerekse kârlılıkla ilgili ortaya konulan hedeflerden önemli bir sapma olmadığını söyledi. Bali, şöyle devam etti: “İkinci yarıda çok başka koşullar ortaya çıktı. Ne düzeyde bir dengelenme yaşayacağımızı bilemiyorum. Büyük ölçüde kamu bankalarının ve yabancı para üzerinden ivmelenen kredi büyümesinin, yılın ikinci yarısında dengelenmesini beklemek lazım. Yine KGF kaynaklı kullandırılmış olan TL kredilerin geçen yıl aynı dönemde hızlı bir büyüme gösterdiğini dikkate alırsak, bu sene baz etkisi ile de böyle bir büyüme öngöremeyiz. Kurları tekrar istikrarlı bir seviyeye oturtursak, çok büyük bir artış olmadan ihtiyaçları karşılayacak şekilde kredi hacmini yıla yayarak büyütebiliriz. Kurlarda belirli bir istikrar oluşmazsa bizim de kredi artışı yapmamız pek mümkün değil. Kur artışı nedeniyle sermaye yeterliliğindeki durum da yasal açıdan bizi farklı şekilde hareket etmeye zorluyor. Tedbirli bir bankanın da böyle yapması lazım zaten.”

‘Bankalar kredi vermiyor’ başka, ‘bana kredi vermiyor’ başka…

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, kredilendirmeye ilişkin bankalara yönelik eleştirilerle ilgili de şu yorumu yaptı: “Türk bankacılık sisteminde 2002 yılında toplam aktiflerin içerisinde kredilerin payı yüzde 23 iken, 2017’nin sonunda yüzde 65’e yaklaşmış. Kredi vermeyen bankacılık sistemi bu mu? Mutlak rakam söyleyeyim; 2002’de 50 milyar TL, bugün 2,4 trilyon TL kredi rakamı var. Rakamlar net… Bir banka niye kredi vermesin? Mevduat almışsın, faiz yükünü de üstlenmişsin, peki ne olacak? Üzerinde oturarak mevduatın maliyeti çıkmaz. Dolayısıyla yapısı gereği bir banka zaten, maliyetli topladığı kaynakları getirili aktiflere dönüştürmek durumunda… Kredilerin verilmediği gibi bir durum söz konusu değil. Sonuç olarak bir banka maliyetli kaynak topladığı için, mutlaka onu getirisiyle plase etmek durumunda. Bunun için her bankanın bireysel, ticari, kurumsal, KOBİ’lere yönelik, kredi ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş ayrı satış ve pazarlama departmanları, yöneticileri, şubeleri, hatta doğrudan satış kadroları bile bulunuyor. Bütün bunları kredi vermeyelim diye mi yapıyoruz. ‘Bankalar kredi vermiyor’ başka bir şey, ‘bana kredi vermiyor’ başka bir şey. Biz bankacılar işin fizibilitesine, tekniğine bakarız.”

Rating kuruluşları ekonomi politiğe dahil kuruluşlar

Özellikle sıkıntılı dönemlerde çok fazla gündeme gelen konulardan birinin de kredi derecelendirme kuruluşlarının notları olduğuna dikkat çeken Bali, sözlerini şöyle sürdürdü: “Orada teknik açıdan tutarlı bir tablo görmüyorum. Türkiye, çok uzun yıllar içerisinde aldığı yatırım yapılabilir ülke notunu, çok kısa sürede kaybetti. Hatta onun da altında seviyelere gitti. Zamanında ‘çeyiz gibidir, sandıklarda saklanmalıdır’ demiştim. Kredi notu, bütün bir milletin borçlanma maliyetini belirleyen bir unsur. Ancak rating kuruluşları tamamen bir objektivite merkezi gibi konumlandırılmamalı. Bunlar, ekonomi politiğe dahil kuruluşlar. Kararlarının kesinlikle jeopolitik, politik, ekonomik koşullar ve trendlerle ilişkileri vardır. Genel olarak da taraftırlar. İyileştirmede çekingen, kötüleştirmede acelecidirler. Kararlar her zaman aynı tutarlılıkta alınmaz. Bu geçmişte de böyleydi, şimdi de böyle… Örneğin; Güney Afrika ve Türkiye aynı ülke grubunda yer alıyor. Güney Afrika’nın büyüme oranı yüzde 1,3, Türkiye’nin geçen yılki büyüme oranı yüzde 7,4. Güney Afrika’nın bütçe açığının GSYH içindeki payı yüzde 3,8, Türkiye’nin ise yüzde 1,5. Güney Afrika’nın bütçe açığının GSYH içindeki payı bizden iki kat fazla. Kamu borçlarının GSYH’ye oranı Güney Afrika’da yüzde 52,7 iken, Türkiye’de ise yüzde 28,3… İşsizliğe bakıyorsunuz bizde yüzde 11 civarında, orada yüzde 27,5. Güney Afrika, yatırım yapılabilir ülke. Türkiye, onun altındakinin de altındaki notta.”

Reel sektör ve banka müşterisi kuruluşlar da aynı samimiyeti göstermeli

Son dönemde gündeme gelen yeniden yapılandırmalara dair de Adnan Bali, kredi yapılandırmalarını standart işlemmiş gibi bir hale getirmenin irrasyonel olduğunu söyledi. Bunların bir kredi yapılandırma kampanyası olmadığının altını çizen Bali, kaynakların kısıtlı olduğunu, bu nedenle önceliklendirilerek doğru alanlara tahsis edilmesi gerektiğini belirtti. Kullandırılan bir kredinin geri ödemeleriyle, kullanıldığı işten doğacak nakit ihtiyacı akışlarının öngörülemeyen sebeplerle zaman içerisinde birbirini karşılayamaz hale gelebileceğine işaret eden Bali, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Böyle bir durumda en başta öngörülen kredi geri ödemelerini, yeni koşullara göre oluşan nakit akışlarıyla tekrar uyumlu hale getirmek için her vaka özelinde çalışılır. Şu ana kadar da yapılan budur. İhtiyacı olanla olmayanın ayrıştırılmadan taleplerin yerine getirilmesi, bana göre ahlaki çöküntüdür. Doğru bir şey olmaz. Bu, sektörün daha sonra haklı olmayan taleplerle karşılaşmasına yol açar. Açık konuşmak gerekirse, kolay günlerden geçmiyoruz, zor günlerden geçiyoruz. Herkesin sorumlu davranması lazım… Burada ihtiyaçların ve imkanların doğru birleştirilmesi, doğru buluşturulması esastır. Bankacılık sektörü, bu konuyu ciddi bir hassasiyet içerisinde yürütmeye çalışıyor. Muhataplarımızdan, yani reel sektördeki firmalardan da bankacılık sisteminin müşterisi konumundaki kuruluşlardan da samimiyet ve aynı hassasiyeti beklemek durumundayız. Hem onların sağlıklı ilerlemesi hem de bankacılık sisteminin aktif kalitesinin korunması bu suretle mümkün olur.”

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, yaptığı açıklamada, Bankanın, Cumhuriyet’ten bir sene sonra 1924 yılında, Büyük Taarruz ile aynı tarih olan 26 Ağustos’ta, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Siyasi bağımsızlık, iktisadi bağımsızlıkla perçinlenmediği sürece payidar olamaz” öngörüsüyle kurulduğunu hatırlattı. Bali, “Cumhuriyetin bir yaş küçük iktisadi kardeşi olan Bankamız, bir asırlık ömre doğru emin adımlarla, güçlü ve sağlam bir şekilde ilerliyor. Tarihi boyunca ülkemizin bütün dönüşümlerine, değişimlerine tanıklık eden bu Banka, hep Türkiye’nin yanında olmuştur. Bu çok kıymetli…” dedi.

İş Bankası’nın, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, o dönemin kısıtlı koşulları altında Anadolu insanının da katkılarıyla oluşturulan mütevazı bir sermaye, 37 çalışan ve 2 şube ile yolculuğuna başladığını ifade eden Bali, “Gazi Mustafa Kemal’in, ‘Sermayenizi yetersiz düşünerek ümitsizliğe kapılmayın, en büyük sermaye zekâ, dikkat, iffet ve metotlu çalışmaktır’ sözleri hep kulağımızda… Bütün özkaynağını bu ülkeden kazanmış bir kurum olarak bu ülkeye olan borcumuzu, sorumluluklarımızı iyi biliyoruz” diye konuştu.

Bali, bugün 400 milyar TL civarında aktif büyüklüğe, 45 milyar TL’nin üzerinde özkaynağa sahip ve mevduat seviyesi 220 milyar TL civarında bulunan İş Bankası’nın, toplam 355 milyar TL’yi aşan nakdi ve gayri nakdi krediler yoluyla sanayicisinden çiftçisine, esnafından tüccarına, hane halkına kadar her kesime destek vermeyi sürdürdüğünü belirtti. Bali, sadece ekonomik sonuçları olabilecek faaliyetlerde değil, hayata geçirdikleri eğitim, çevre, kültür ve sanat alanlarındaki sosyal sorumluluk projeleriyle de ülkeye değer katmaya devam ettiklerini söyledi.

İş Bankası’nın, kuruluş felsefesine bağlı kalarak, zor ve meşakkatli zamanlarda da hep ülke yararına tavır gösterdiğini, bunun artık bir kurum kültürü, bir alışkanlık, bir yaşam biçimi haline geldiğini vurgulayan Bali, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bundan sonra da aynı samimiyet, aynı kararlılık ve aynı taahhütkarlıkla çalışacağız, gerektiğinde hiç çekinmeden yine elimizi taşın altına koyacağız. İş Bankası, şimdiye kadar bilançolarını, tüm imkânlarını, kaynaklarını, tecrübelerini, maharetlerini, birikimlerini hep Türkiye ekonomisinin yararına kullandı. Bu yaklaşımı, başkalarının ne yaptığına bakmaksızın sergilediği için de ayrıca kıymetli buluyorum. Daha önce de ifade ettim; eğer finansal kurumların bilançoları bir şeye lazım olacaksa zor günleredir. Hepimiz sermayemizi, özkaynağımızı bu ülkeden edindik. Bir ülkenin vatandaşı, kurumu olmak sadece o ülkenin refahını paylaşmak değil, zorluklarını da paylaşmak demektir. Zorluklar, tıpkı bir turnusol kâğıdı gibi ayırt edici olması bakımından önemlidir. İyi koşullarda herkes başarılıdır. Esasen, sıkıntılı dönemlerde sergilenen yaklaşımlar kimin bu ülkeye ne kadar taahhüdünün olduğunu ortaya çıkarır. Bankamız için artık bir prensip, bir yaşam tarzı haline gelen bu anlayışımızla toplum nezdinde ayrıcalıklı bir yere sahip olduğumuzu düşünüyorum. Biz bu ülkenin bankasıyız, Türkiye’nin Bankası’yız. Tabii ki kurum olarak ticari hedeflerimiz var ama hiçbiri memleket menfaatlerinin üzerinde değil. Birkaç yıl sonra 100 yaşını geride bırakacak olan bu kurum, kendisine miras bırakılan değerleri gelecek nesillere en iyi şekilde taşıyabilmek için gerek ekonomik hayatı destekleme gerekse toplumsal gelişime katkı sunma manasında sağlam ve güçlü bir şekilde faaliyetlerini sürdürecektir.”

Adnan Bali, Bankanın ilk 6 aylık finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde ise gerek kredi gerekse mevduat büyümesi açısından ilk yarıda Bankanın hedeflerine önemli ölçüde ulaştığını vurguladı. Bali, “Önümüzdeki dönemde hem net faiz marjının hem sermaye yeterliliğinin hem aktif kalitesinin bir arada korunduğu bir büyüme stratejimiz olacak. 2018 yılı için yıllık yüzde 13-14 civarında bir kredi ve mevduat büyümesi öngörüyoruz. Maddi özkaynak kârlılığımızı da yüzde 16-17 bandında tutacağız. Sermaye yeterlilik rasyosunda, yüzde 15 civarında bir oran sağlıklı olur” dedi.

Dijitalleşme…

İş Bankası’nın dijitalleşmeyle ilgili çalışmalarına da değinen Bali, “aracısızlaşma” olarak tanımladığı dijitalleşme sürecinde şu anda baş döndürücü hızda bir teknoloji devrimi yaşandığına işaret etti. Neredeyse bir insan ömründen daha kısa bir sürede yaşanan ve daha da ivmelenen bu dönüşümde, Türkiye İş Bankası’nın öncü kurum olma rolünü sürdürdüğünü belirten Bali, “Tarihsel geçmişine bakıldığında İş Bankası; ilk Bankamatik, ilk internet şubesi, ilk web tabanlı mobil bankacılık uygulaması gibi teknolojide pek çok ilki hayata geçiren bir kurum… Nasıl ki kuruluşundan bu yana bankacılık faaliyetlerinin ötesinde hep daha fazlasını yaptıysa, müşterilerinin teknolojinin getirdiği kolaylık ve hızdan faydalanması, tüm iş yapış süreçlerinin buna adapte edilmesi, sağlam ve güçlü bir şekilde varlık göstererek öncü konumunun pekiştirilmesi için bu dönüşümü gerçekleştiriyor” diye konuştu.

Yöneticilerin tek sorumluğunun cari gündemleri, bilançoları doğru yönetmekle sınırlı olmadığının altını çizen Adnan Bali, “Küresel ekonomideki paradigmaları değiştirecek şekilde dünyanın hızla dijitalleştiği ve teknolojik yeniliklerin şekillendirdiği günümüzde, hiçbir kurumun trendlerin gerisinde kalmak gibi bir lüksü olamaz” dedi.

Artık ‘normal iyi’ insanlara yetmiyor, kararları değiştirmiyor

Teknolojik dönüşümün, çok daha taraflı ve sadece kurumun kendi kontrolünde olmayan bir şekilde ilerlediğine dikkat çeken Bali, “Müşterilerimiz, iş ortaklarımız, çalışanlarımız ve iş modellerimize taraf olan her unsur dönüşüm sürecini tetikliyor. Son dönemde yaygınlaşan mobil teknolojiler, büyük veri, yapay zekâ çözümleri bankacılık sektörünü de etkiliyor. Bankacılık faaliyetlerinin dijitalleşmesi; etkin müşteri ilişkileri, kişiselleşen ürün ve hizmetler, yüksek verimli operasyonlar, bankacılık faaliyetlerinin yaygınlaştırılması gibi pek çok alanda fırsatlar sunuyor. Artık ‘normal iyi’ insanlara yetmiyor, tüketici kararlarını değiştirmiyor. Müşteri, artık kendisine özel davranılmasını istiyor” şeklinde konuştu.

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, dijital çağda yeni fırsatlar, yeni işbirlikleri yaratmanın, girişimcilik dünyasını desteklemenin bu konudaki vizyonlarının bir parçası olduğunu ifade etti. Bu çerçevede 2016 yılında, Silikon Vadisi’nde, Bankanın teknoloji iştiraki SoftTech’e bağlı Maxitech adlı şirketi kurduklarını hatırlatan Bali, şöyle devam etti: “Böylelikle dünyanın en önemli girişimcilik ekosistemindeki yeni oluşum ve teknolojilerle ilgili gelişmeleri takip ederek, işbirliği fırsatlarını değerlendiriyoruz. Ayrıca sektördeki öncü konumumuzu pekiştirecek şekilde; yapay zekâ örneklerini, iş akitlerini, endüstrilerini enteresan şekilde etkileyecek olan yazılımları, robotik endüstrileri yerinde görüp, yakından izliyoruz. O bölgedeki bütün atmosferi, iklimi ve inovatif kültürü sonuna kadar hissedecek şekilde çalışıyoruz. Silikon Vadisi’nden sonra ayrıca Çin ve Londra’da da inovasyon merkezleri açacağız. Londra’yı bu konuda önemli teşvikler getirdiği için, Çin’i ise teknolojiyi çok çabuk yaygınlaştıran, hızla çoğaltabilen bir ülke olduğu için seçtik.”

Günümüzde siber ve fiziki saldırılar dahil verinin korunmasının büyük önem taşıdığının altını çizen Bali, buna yönelik olarak, İş Bankası tarihinin en büyük altyapı projesi olan ve aldığı ödül ile çağdaş standartların üzerinde olduğunu tescilleyen Atlas Veri Merkezi’ni hayata geçirdiklerini hatırlattı.

Teknolojiyi insanın yerine değil yanına konumlandırıyoruz

Adnan Bali, şubelerde de dijitalleşmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini, yeni şube modelinde fiziki tasarımların ve iş yapış biçimlerinin değiştiğini söyledi.

Teknolojiyi insanın yerine değil yanına konumlandıran bir anlayış ile hareket ettiklerini, şubeleşme ve dijital bankacılığı birbirinin alternatifi olarak görmediklerini vurgulayan Bali, şöyle konuştu: “6.500 civarında Bankamatiğimiz var. 19 bin çalışana denk gelen bu Bankamatikleri devreye aldığımızda, istihdamımız azalmadı, tam tersine arttı. Bankacılık sektöründe istihdamın eski hızında artmasını beklemek gerçekçi olmaz. Hatta birçok ülke örneğinde ve ülkemizde bu gerekçe ile istihdam azalışları görüyoruz. Ancak İş Bankası’nda böyle bir durum söz konusu değil. Rollerin, dijitalleşme ve teknolojik yeniliklerle birlikte değişebileceğini öngörüyoruz. Bu, istihdamımızda bir azalma değil, iş modellerimizin değişimi çerçevesinde çalışanlarımızın yeni yetkinlikler kazanmasını beraberinde getirecektir.”

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 31 Ağu 2018, 08:26 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5255
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8078
Son dakika: Vadeli Türk Lirası hesabında vergi düştü

Son dakika... Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Türk Lirasıyla tasarrufu teşvik edici kararlar yayımlandı. Buna göre, 1 yıldan uzun vadeli Türk Lirası mevduatlarda vergi oranı sıfırlandı, 1 yıla kadar olan mevduatlarda vergi oranı düşürüldü. Öte yandan döviz mevduatlardan alınan vergiler ise artırıldı
31.08.2018 - 07:08 | Güncelleme: 31.08.2018 - 09:18

Vadeli mevduat hesabı sahipleriyle ilgili kararname Resmi Gazete'de yayımlandı. Cumhurbaşkanı kararnamesiyle Türk Lirasıyla tasarrufun teşvik edilmesi amaçlanıyor.

Buna göre 1 yıldan uzun vadeli Türk Lirası mevduatları vergi oranı sıfırlandı. Vadesiz ve 6 aya kadar vadeli olan hesaplarda vergi oranı yüzde 5'e düşürülürken, 6 ay -1 yıl arası vadeli hesaplarda ise yüzde 3'e indirildi

Daha önce 6 aya kadar vadeli hesaplardan yüzde 15, 1 yıla kadar (1 yıl dahil) vadeli hesaplardan yüzde 12, 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda yüzde 10 vergi alınıyordu.

DÖVİZ TEVDİAT HESAPLARININ VERGİSİ ARTIRILDI

Bankalardaki döviz mevduat hesaplarında alınan vergi oranında artışa gidildi. Buna göre 6 aya kadar vadeli hesaplardan yüzde 20, 1 yıla kadar vadeli hesaplardan yüzde 16, 1 yıldan uzun vadeli hesaplardan ise yüzde 13 vergi alınacak.

Daha önce 6 aya kadar vadeli hesaplardan yüzde 18, 1 yıla kadar (1 yıl dahil) vadeli hesaplardan yüzde yüzde 15, 1 yıldan uzun vadeli hesaplardan yüzde 13 vergi alınıyordu.

MEVDUAT VERGİSİ NASIL HESAPLANIR?

Mevduat hesaplarında vergi faiz kazancı üzerinden hesaplanır. Stopaj adı verilen bu vergi türü nihai vergi kapsamındadır ve beyan usulü ödenmez. Dolayısıyla bankalar anapara hariç elde ettiğiniz faiz gelirini hesaplar. Bu kazanç üzerinden belirlenen orandaki vergiyi düşer ve anapara artı net kazancı öder. Bu tutarlar da bankalarca Maliye’ye toplu biçimde aktarılır.

Vadeli mevduat faiz getirisi nasıl hesaplanır?

Faiz oranıyla ana paranızın belirttiğiniz gün sayısı süresince faiz getirisi aşağıdaki formülle hesaplanır.

Günlük Faiz Getirisi = (Anapara / 100) X (Faiz Oranı / 365) X Gün Sayısı

Aylık Faiz Getirisi = (Anapara / 100) X (Faiz Oranı / 12) X Ay Sayısı

Yıllık Faiz Getirisi = (Anapara / 100) X (Faiz Oranı) X Yıl Sayısı

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Cvp: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 31 Ağu 2018, 15:07 
Çevrimdışı

Kayıt: 19 Haz 2018, 11:31
Mesajlar: 39
Ettiği teşekkür: 0
Aldığı teşekkür: 11
İngiltere merkezli dünyanın en büyük finans gruplarından Standard Chartered’ın dijital bankasının başına bir Türk getirildi. Standard Chartered'ın Hong Kong’da açılacak yeni nesil dijital bankasının CEO’su Deniz Güven oldu.

2017 yılının mayıs ayından bu yana Standard Chartered’ın Müşteri Deneyimi ve Dijitalden Sorumlu Global Yöneticisi olarak çalışan Güven, daha öncesinde ise 2007-2017 yılları arasında Garanti Bankası’nda dijitalden sorumlu kıdemli yöneticiliği başta olmak üzere çeşitli görevlerde bulunmuştu.

Bankacılıkta 18 yıllık deneyime sahip olan Deniz Güven, Garanti Bankası’ndan önce ise Demirbank, HSBC ve Finansbank’ta da çalıştı.

Garanti Bankası’nın 2013 yılında kullanıma sunduğu mobil bankacılık servisi iGaranti’nin de geliştirilmesinden sorumlu olarak çalışan Deniz Güven, bankadaki yeni görevi ile ilgili olarak, “Hong Kong’da yeni bir dijital banka kurma fırsatına sahip olduğum için onur duyuyorum. Bizim buradaki odak noktamız, bu yeni ve akıllı bankacılık deneyimi özelinde sunacağımız servislerle müşterilerimizin hayatlarını kolaylaştırmak olacak. Bu dijital banka ile tüm dijital bankacılık sektöründeki oyunculara ilham verecek bir model oluşturmayı amaçlıyoruz” değerlendirmesini yaptı.

663 milyar dolarlık varlığa sahip olan Standard Chartered, Hong Kong’ta attığı bu adımın ardından gelişmekte olan birçok ülkede dijital bankalar kurmayı hedefliyor.

Güven’in yeni göreviyle ilgili olarak Standart Chartered Hong Kong İcra Kurulu Başkanı Mary Huen ise şunları ifade etti: “Hong Kong’da gerçek anlamda dijital bir bankayı hayata geçirmek bizim için çok önemli bir adım. Finansal ürünlerde uzmanlığımızın yanında yeni dönemde, sunacağımız dijital servislerle de değer yaratmaya, teknoloji ve start-up dünyasından oyuncularla işbirlikleri yapmaya odaklanacağız.”


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 01 Eyl 2018, 11:21 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5255
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8078
Ağustosta ihracat 12 milyar 389 milyon dolar, ithalat ise 14 milyar 875 milyon dolar oldu.

Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ağustos ayına ilişkin dış ticaret rakamlarını açıkladı.

İhracat ağustosta 12 milyar 389 milyon dolar, ithalat ise 14 milyar 875 milyon dolar olarak kaydedildi.

Dış ticaret açığı ağustosta yüzde 57,95 azalarak 2 milyar 487 milyon dolar, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 83,3 oldu.

İthalat rakamları geçtiğimiz aydan itibaren ihracat rakamları ile birlikte açıklanmaya başlamıştı...

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 02 Eyl 2018, 11:04 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5255
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8078
Halkbank Genel Müdürü'nden dolar açıklaması

Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, ucuz dolar satışına ilişkin açıklama yaptı. Genel Müdür Arslan, işlemin yapıldığı hesaplara bloke konulduğunu söyledi. Arslan, yapılan işlemlere ilişkin inceleme başlattıklarını aktardı.

02.09.2018 - 11:29 | Güncelleme: 02.09.2018 - 11:57

Halkbank Genel Müdürü Osman Aslan ucuz döviz satışıyla ilgili yaptığı açıklamada, "10-15 dakikada fark edildi, yarım saat sürdü. 1763 müşteri 4,6 milyon dolarlık işlem gerçekleştirdi. İşlemler iptal edildi, müşteri hesapları eski haline döndü" dedi.

Halkbank Genel Müdürü Osman Aslan NTV canlı yayınında sorularını yanıtladı. Aslan'ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

"Bankacılık 7\24 yapılabilen bir hizmet sektörü. Bizde bir çok bireysel ve kurumsal müşterimiz var. Piyasalar kapandığı zamanda müşterilerimizin ineternet bankacılığında döviz alım ve satım işlemleri yapan bankalardan bir tanesiyiz. Döviz kotasyonlarını hemen hemen bütün bankalar Bloomberg Reuters'tan alır. Biz de Bloomberg’ten sağlamaktayız. Piyasalar kapandıktan sonrada biz Bloomberg verileriyle devam ediyoruz. Söz konusu dolar ise alış ve satış kurunu alırız bir de iki para birimi arasındaki faiz farkları vardır."

"Kur bilgisi hatalı girilmiş değildir ama ülkeler arası faiz makasının bir düzeltme faktörü olarak kura olan etkisinden kaynaklanan bir yanlış giriş vardır. İlk defa böyle bir hata ile karşılaştık."

"22.01’den başlıyor ve aşağı yukarı yarım saat sürüyor. Bankamızdaki arkadaşlarımız 15 dakika içinde fark ediyor ve işlemleri kapatıyor. Hatalı işlemler yapan ya da ucuz döviz kurundan alım yapan veya satan müşterimizin hesaplarına bloke konulmuş oldu."

"Burada oluşan sistem de hatadan oluşan bir kurdur. Burada sebepsiz zenginleşme teşkil eden bir durumdur. Dolayısıyla müşterilerin hesaplarına bloke konuldu ve özel bir yazılımla bu işlemleri eski haline getirdik. 1763 müşteri 4.6 milyon dolar alım yaptı."

"Halkbank, sınırlı sayıda işlem yapıldığını, bankanın ve mevduat sahiplerinin zararının olmadığını da açıkladı. Çok büyük bir tepki olacağınız zanetmiyorum. Hukuka göre de haksız zenginleşmeye giriyor zaten. Kendi iç bünyemizde inceleme yapılıp gerekli tedbirler alınacaktır."

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 03 Eyl 2018, 08:21 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5255
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8078
Borsa İstanbul'da otomotiv sektöründe faaliyet gösteren 8 şirketin toplam net karı yılın ilk yarısında, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 25 arttı.

Borsa İstanbul'da otomotiv sektörü şirketlerinin toplam net karı yılın ilk yarısında önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 24,7 artarak 1 milyar 748,7 milyon liraya ulaştı.

AA muhabirinin derlediği verilere göre, Borsa İstanbul'da otomotiv sektöründe faaliyet gösteren ve 2018'in ilk yarısına ilişkin finansal tablolarını açıklamış olan 8 şirketin toplam net karı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 24,7 artarak 1 milyar 748 milyon 733 bin liraya yükseldi.

Borsada işlem gören otomotiv şirketlerinden 4'ü ilk yarıda kar açıklarken, 4'ü ise ilk yarıyı zararla tamamladı. Bu dönemde Otokar'ın önceki yılın aynı dönemine göre kardan zarara geçmesi dikkati çekerken, Karsan Otomotiv ve Anadolu Isuzu'nun da zararını artırdığı görüldü.

Ford Otosan 918,5 milyon lirayla en yüksek kar açıklayan şirket olurken, karını önceki yılın ilk yarısına göre yüzde 96,1 artıran Doğuş Otomotiv, bu dönemde en iyi performans gösteren otomotiv şirketi oldu. Yılın ilk yarısında 136,8 milyon lira kar açıklayan Doğuş Otomotiv, 2017'nin aynı döneminde 69,7 milyon lira net kar elde etmişti.

Otomotiv şirketleri arasında, en yüksek net kar sıralamasında Ford Otosan'ı 693 milyon lira ile Tofaş Türk Otomobil Fabrikası (Tofaş) takip etti. En yüksek kar açıklayan ilk iki şirketin Koç Holding bünyesinden olması dikkati çekerken, holding çatısındaki diğer otomotiv şirketlerinden Türk Traktör 136,8 milyon lira kar, Otokar ise 78,7 milyon lira zarar açıkladı.

Otokar'ın dışında ilk yarıda zarar açıklayan diğer otomotiv şirketleri ise 31,4 milyon lira ile Anadolu Isuzu, 19,9 milyon lira ile Karsan Otomotiv ve 6,2 milyon lira ile Tümosan oldu.

Otomotiv şirketlerinin toplam aktifleri 42 milyar liraya yaklaştı
Borsada işlem gören otomotiv şirketlerinin ilk yarıdaki toplam satışları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,3 artışla 34 milyar 823,9 milyon liraya ulaşırken, Karsan Otomotiv'ın satışlarını yüzde 84 artırması dikkati çekti. Aynı dönemde satışları azalan otomotiv şirketleri ise Otokar ve Tümosan oldu.

Otomotiv şirketlerinin toplam aktifleri yılın ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,2 yükselerek 41 milyar 753,1 milyon liraya çıkarken, bu bilanço kaleminde en yüksek artışı sağlayanlar sıralamasının zirvesinde Anadolu Isuzu yer aldı. Anadolu Isuzu'nun toplam aktifleri yüzde 76,7 artarak 909,9 milyon liradan 1 milyar 607,5 milyon liraya çıktı.

Öz kaynakları önceki yılın ilk yarısına göre gerileyen iki şirket ise Otokar ve Türk Traktör oldu. 2,1 milyar liralık aktife sahip Otokar'ın, öz kaynakları yüzde 35,7 gerileyerek 134,8 milyon liraya indi. Türk Traktör'ün öz kaynaklarında ise yüzde 1,6'lık sınırlı bir düşüş oldu ve 573,3 milyon lira olarak gerçekleşti.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 05 Eyl 2018, 10:45 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5255
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8078
Ünlü yatırımcı Rogers Türk varlıklarını cazip görüyor

05 Eylül 2018 - 11:25

Ünlü Amerikalı yatırımcı ve finans uzmanı Jim Rogers, "Yatırım yapacak olsam büyük ihtimalle şu anda Türkiye'deki varlıkları alırdım. Normalde akıllı insanlar şu anda Türk varlıklarını satın alıyorlar" dedi

Uluslararası piyasalarda "yatırım gurusu" olarak tanınan, dünyaca ünlü Amerikalı yatırımcı ve finans uzmanı Jim Rogers, ABD’nin Türkiye’ye karşı yaptırım kararı almasının "çılgınlık" olduğunu, ABD'nin neden böyle davrandığı konusunda bir fikri bulunmadığını, uzun vadede bu durumun ABD'ye zarar vereceğini düşündüğünü söyledi.

Rogers, "Neler olduğunu tabii ki görüyorum. (Yatırım yapacak olsam) Büyük ihtimalle şu anda Türkiye (Türkiye'deki varlıkları) alırdım. Normalde akıllı insanlar şu anda (Türk varlıklarını) satın alıyorlar." dedi.

1970’li yılların başında dünyanın en iyi bilinen fonlarından Quantum Fund’ı kuran ve halihazırda Rogers Holdings'in yöneticiliğini yürüten 76 yaşındaki Rogers, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Rogers, ABD Başkanı Donald Trump’ın son dönemde Türkiye'yi hedef alan açıklamalarına ilişkin, "(ABD’nin Türkiye’ye karşı yaptırım kararı alması) Bu bir çılgınlık. Amerika'nın neden böyle davrandığı konusunda bir fikrim yok. Türkiye, ABD’nin ve NATO’nun uzun vadeli müttefiki. Bunu kesinlikle anlamıyorum. Birilerinin bir sebebi olmalı. Bence uzun vadede bu durum Amerika’ya zarar verir. Bu durum başkalarından daha fazla bize (Amerikalılara) zarar verir." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin halihazırda uluslararası yatırımcılar için dikkate değer yatırım fırsatları sunduğunu ifade eden Rogers, şunları kaydetti:

"Genelde tarihte bu tip şeyler olduğunda (Türk ekonomisindeki gelişmeler) normalde yatırımcılar bu durumdan avantaj elde ederler. Genelde bu satın almak için fırsat olarak görülür. Eğer yatırım yapacak kadar zekiyseniz 2 ila 5 yıl sonunda olumlu sonuçlar elde edersiniz. Ben henüz bu anlamda bir yatırım yapmadım. Çünkü son dönemde çok yoğun bir şekilde seyahat ediyorum. Fakat neler olduğunu tabii ki görüyorum. (Yatırım yapacak olsam) Büyük ihtimalle şu anda Türkiye (Türkiye'deki varlıkları) alırdım. Normalde akıllı insanlar şu anda (Türk varlıklarını) satın alıyorlar."

ABD Başkanı Donald Trump’ın, dış politika hamleleri ile müttefik ülkeleri kendisinden uzaklaştırdığına işaret eden Rogers, "Şu anda ABD’nin yaptıklarının etkisi Çin’i daha büyük hale getiriyor. Çin, Rusya, İran ve şimdi Türkiye daha fazla yakınlaşmaya başlıyor. Amerika için bunun iyi bir sonucu olamaz. Ben bir Amerikan vatandaşıyım. Fakat Rusya, Çin, İran ve Türkiye’nin giderek daha da yakınlaştığını görüyorum. Bu durum Rusya, Çin, İran ve Türkiye için iyi olabilir. Fakat kesinlikle ABD için iyi bir durum değil." şeklinde konuştu.

"Yaptırımlar zaman, enerji ve para kaybı"

Jim Rogers, ABD’nin ticari yaptırım kararlarının doğru olmadığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yaptırımlar, tarihte, nadiren uzun dönemde bir etki gösterebildi. Nihayetinde piyasa, her zaman bir çaresine bakıyor, yaptırımları bir yol bulup atlatıyor. Bazı insanlar bunu 'karaBorsa', bazı insanlar 'paralel piyasa', kimileri ise 'akıllı piyasa' olarak adlandırıyor. İnsanlar genellikle bir şekilde yaptırımlara karşı bir yol bulur. Yaptırımların tarihte uzun vadede fazla bir etkisi olmuyor. Yaptırımlar zaman kaybı... Çünkü çok fazla çaba harcanmasına neden oluyorlar. İnsanlar bir yandan bu yaptırımları uygulamaya çalışırken, diğer insanlar ise bunlardan kaçınmak için uğraşıyor. Politikacılar (yaptırımlar nedeniyle) bir süre zekiymiş gibi görünebilirler. Fakat temelde yaptırımlar zaman, enerji ve para kaybıdır."

"Çok yakında İstanbul, Rus ve Çinlilerle dolu olacak"

Ünlü yatırımcı ve finans uzmanı Rogers, Rusya ve Çin’den çok sayıda yatırımcının artık yüzünü gelişen piyasalardaki yatırım fırsatlarına çevirdiğini ifade ederek, "Ben Moskova havaalanına gidiyorum ve her yerde artık Çinlileri görüyorum. Kızıl Meydan’a gidiyorum, her yerde Çinli görüyorum. 5 sene önce bu durum böyle değildi. Eminim çok yakında İstanbul, Rus ve Çinlilerle dolu olacak. Bu gelişmeler Amerika için iyi değil. Çinli yatırımcıların bugünlerde çok fazla parası var. Amerika’nın ise çok fazla borcu mevcut." diye konuştu.

"Bir sonraki ayı piyasası en kötüsü olacak"

Jim Rogers, ABD’nin tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşan borç yükünün gelecek dönemde olası bir finansal krizin fitilini yakabileceğini belirterek, Amerikalıların son 10 yıldır finansal bir sorunu olmadığını, ABD borsasının tarihin en uzun soluklu boğa piyasasını deneyimlediğini söyledi.

Rogers, "Fakat Amerika’nın borcu giderek artıyor ve giderek daha fazla ülke ile düşman hale geliyoruz. Bir sonraki ayı piyasası, hayatımda gördüklerimin içinde en kötüsü olacak. Borcumuz artarken, bazı ülkeler de bizimle ticaret yapmayacak. ABD dahil olmak üzere dünyanın her yerinde borç seviyesi giderek daha da fazla artıyor. Buna ek olarak, ABD bir de ticaret savaşlarına girişiyor. Ticaret savaşları hiçbir zaman fayda getirmedi." ifadelerini kullandı.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 07 Eyl 2018, 17:32 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5255
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8078
Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, sorunlu kredilerdeki artışın Türk bankalarının varlık kalitesini zayıflatabileceğini belirtti

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, Türk bankalarında sorunlu kredi miktarının Haziran'ın son haftasında sert artış kaydettiğine dikkat çekerek, sorunlu kredilerde ani artışın bankaların kredi
notu açısından olumsuz olduğunu belirtti.
Moody's tarafından bugün yayımlanan ve not derecelendirmesi anlamına gelmeyen raporda, BDDK'nın 29 Haziran'da sona eren hafta itibariyle yayımladığı sorunlu kredi verilerine dikkat çekilerek, "Veriler önceki haftaya göre yüzde 7 (yani 800 milyon dolar) ile 10 yıldan uzun bir sürenin en yüksek haftalık artışının yaşandığını gösterdi. Sorunlu kredilerde ani yükseliş Türk bankalarının kredi notu açısından negatif" denildi.
Raporda sorunlu kredilerdeki artışın "güçlü ve sürekli" hale gelmesi halinde bankaların aktif kalitesinin zayıflayacağı, bankaların kredi zarar provizyonlarını artırmak zorunda kalacağı ve bu durumun kârlılığı düşüreceği belirtildi.
Moody's "zayıf faaliyet ortamı ve önemli ölçüde bozulmaya uğramış ancak takibe düşmemiş (UFRS 9'a göre 2. aşama olarak adlandırılan) çok sayıda kredi" nedeniyle sorunlu kredi oranının gelecek 12-18 aylık dönemde yüzde 4'ün "oldukça üzerinde" bir seviyeye yükselmesini öngördüğünü belirtti. BDDK verilerine göre sektörün takipteki alacaklarının toplam kredilere oranı Mayıs itibariyle yüzde
2.8 düzeyinde bulunuyor.
Bankaların ilk çeyrek bilançolarına atıfta bulunan Moody's kredilerin "yüksek orandaki bölümünün" kullandırıldıktan sonra bozulduğunu belirterek bunların bir kısmının sorunlu krediye dönüşeceği belirtti.
Raporda yer alan aşağıdaki tabloda bankaların aktif kalitesinde bozulma yaratabilecek olan ikinci aşama kredilerin kırılımı yer aldı.
Bankalar Sorunlu 2. aşama
kredilerin brüt kredilerin brüt
kredilere oranı kredilere oranı
Ziraat Bankası 1.8% 3.2%
İş Bankası 2.2% 7.9%
Garanti Bankası 2.8% 16.1%
Akbank 1.9% 9.7%
Halkbank 3% 3.5%
Yapı Kredi Bankası 4% 4%
Vakıfbank 3.9% 3%

Bankaların sorunlu kredi oranının artmasında birçok unsur rol oynadı. Unsurlar arasında Türkiye'nin geçen yıl yüzde 7.4 olan ekonomik büyümesinde öngörülen yavaşlama, TL'nin dolar karşısında yıl başından bu yana yüzde 25'e varan değer kaybı, TCMB'nin Haziran ayında yüzde 15.4'e yükselen enflasyonu yavaşlatmak için politika faizini 500 baz puan artırarak yüzde 17.75'e yükseltmesi gösterildi.
Ekonomideki yavaşlama toplam kredilerdeki büyüme oranını azaltarak sorunlu kredi rasyosunu yukarı yönlü etkiliyor. Moody's geçen yıl yüzde 21 olan kredi büyümesinin bu yıl yüzde 13 civarına yavaşlayacağını tahmin etti. Raporda yer alan bilgiye göre Moody's tarafından derecelendirilen 17 Türk bankasının 2. Aşama kredilerinin brüt kredilerine oranının medyanı yüzde 9, yani takipteki alacaklar oranının yaklaşık üç katı seviyesinde bulunuyor.
Raporda Garanti Bankası gibi yabancı bankalara ait iştiraklerin Ziraat Bankası ya da Vakıfbank gibi devlet bankalarından daha sıkı raporlama standartları kullandığı ifade edilerek, "daha kötü varlık kalitesine sahip olmak yerine (daha sıkı raporlama standardını) tercih ediyorlar denildi.
Akbank ile İş Bankası'nın bu iki banka tipi arasında yer aldığı da ifade edildi.
Sorunlu kredilerin artması kredi zarar provizyonlarının da artırılmasını gerektirecek. Rapora göre bu da bankaların yılın ilk beş ayında yüzde 12.6 artan net kârını olumsuz etkileyecek.
Değerlendirmede UFRS 9 kapsamında bankaların kredi zarar provizyonlarını hesaplarken GSYH büyümesi ve enflasyon gibi makro değişkenleri göz önüne almaları gerektiğine dikkat çekildi.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 08 Eyl 2018, 13:31 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5255
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8078
Casim Al Sani, Katar'ın Türkiye'ye yönelik 15 milyar dolarlık yatırım paketi açıkladığını belirterek, “Biz yatırımlarımızı çeşitlendirerek yapıyoruz. Türkiye’de yatırımlarımızı çeşitli sektörlere yapacağız.” dedi

Katar Ekonomi ve Ticaret Bakanı Ahmed bin Muhammed bin Casim Al Sani, Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen Almanya-Katar Ticaret ve Yatırım Forumu'nda AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin özel sektörünün, ihracat başta olmak üzere, çok gelişmiş olduğunu söyledi.

Katar’ın uzun zamandır Türkiye’de yatırımcı olduğunun altını çizen Casim Al Sani, “Biz Türk ekonomisinin temellerinin sağlam olduğuna kesinlikle inanıyoruz. Ekonomilerde bazen aşağı yukarı hareketler olabilir. Önemli olan ekonominin temelleridir ve bu alana bakmak lazım. Biz Türk ekonomisine güveniyoruz. Bu yüzden de Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, 15 milyar dolar doğrudan yatırım paketi açıkladı. Biz aynı zamanda yatırımlarımızı çeşitlendirerek yapıyoruz. Türkiye’de yatırımlarımızı çeşitli sektörlere yapacağız. Türkiye ile Katar uzun yıllardır dost ve dost kalmaya devam edecek.” diye konuştu.

Katar Yatırım Kurumu (QIA) üst düzey yöneticisi (CEO) Şeyh Abdullah bin Muhammed bin Suud Al Sani de Türkiye’ye yönelik yeni yatırımlar için çalışmaların hızlı şekilde devam ettiğini belirterek, çok yakında yatırımların hangi alanlara yönelik olarak gerçekleştirileceğini ilan edeceklerini söyledi.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 10 Eyl 2018, 11:35 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5255
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8078
Yabancı Menkul Kıymet Stoku Verileri

TCMB verilerine göre 20-31 Ağustos arasında yurtdışı yerleşikler (yabancılar) fiyat ve kur etkisinden arındırılmış olarak hisse senedinde toplam 22 milyon dolar satış yaparken, Repo dahil DİBS'te (Tahvil) ise 167 milyon dolar satış yaptı. Yabancıların toplam hisse stoku 23,357 milyar dolara, DİBS stoku da 12,779 milyar dolara gerileyerek 2009 yılından beri en düşük seviyeye geriledi. BIST geçen hafta %2,81 yükselirken, 10yy Tahvil faizleri 24 pips gerileyerek %21,76'ya (Şuan %20,17) geldi. 2018 yılında hisse senedi toplam yabancı çıkışı 1.258 mn dolar olurken, DIBS'te ise 646 mn dolara çıkış yaşandı. 2018 yılı Hisse ve DIBS toplam yabancı çıkış rakamı 1.903 mn dolar oldu. Şubat ayı ilk haftasından itibaren Haziran ilk haftasına kadar hisseden 1.564 milyon dolar yabancı çıkışı yaşanırken, DİBS'te ise 1.600 milyon dolarlık çıkış yaşandı. Geçen hafta %15,27 olan DİBS yabancı payı bu hafta %14,97'ye gerileyerek son yılların en düşük seviyesine geriledi. TL varlıklardan yabancı çıkışı 2017 Şubat ayından beri düzenli şekilde devam ediyor. Kısa vadede 3-4 haftalık güçlü girişler oluşmadıkça BIST'te düşüş trendinin devam etmesi ve yükselişlerin tepki niteliğinde kalmaya devam etmesi beklenir.

BIST'te ortalama 70-80 milyon dolar arasındaki yabancı giriş-çıkışı endekste yaklaşık %1'lik değişime neden oluyor. 2016 yılında 788 milyon dolarlık girişe paralel BIST-100 %8,94 yükselirken, 2017'de 3.237 mn dolarlık yabancı girişine karşılık %47,60 yükseldi. Geçen hafta itibarıyla BIST'in yabancı çıkışına göre %4-5 arasında daha zayıf performans gösterdiği görülüyordu. Geçen haftaki raporumuzda değinildiği gibi bu fark büyük oranda kapandı. Şuanda BIST mevcut korelasyona göre geçen Cuma itibarıyla yabancı çıkışına göre %1-2 oranında daha kötü performans gösteriyor.



BIST Yabancı Payı

BIST Yabancı payı Temmuz ayı sonunda %61,36 ile 2014 yılından beri en düşük seviyesine gerilemişti. Geçen hafta %61,59 seviyelerinde olan yabancı payı bugün itibarıyla %62,32 (T-3'deki takası göstermektedir) seviyesine yükseldi. Yabancı payının %62,30 seviyesi üzerine gelmesi kısa vadede tepki yükselişinin güçlenerek devam edeceğine işaret ediyor. Yabancı payındaki son yükseliş tepki yükselişini destekliyor. Ancak BIST'in orta vadeli düşüş trendinin çıkması için yabancı payının ilk etapta %63,50 üzerine geldiğini görmemiz gerekiyor. Yabancı payı bu seviye altında kaldıkça yükselişlerin tepki niteliğinde kalmaya devam etmesi beklenmektedir.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 10 Eyl 2018, 11:36 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5255
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8078
3Ç18 için olası kar daralmasının ilk sinyalleri..


3Ç18'in ilk ayında bankacılık sektörü toplam karı Haziran ayına göre aylık bazda %12.9 azaldı

Aylık olarak yayınlanan BDDK datasına göre, Türk bankacılık sektörü net kar rakamı Temmuz ayında 4.5 milyar TL olarak gerçekleşti. (Aylık bazda %12.9 azalma, Yıllık bazda %22.6 artış). Net faiz gelirlerindeki hafif artış (Aylık: %4.2), yatay seyreden faaliyet giderleri, net ücret ve komisyon gelirlerinde daralma (Aylık: %5.7), yüksek seyreden ticari zarar (Temmuz: 1,376 milyon TL; Haziran: 1,259 milyon TL), diğer faaliyet gelirlerindeki normalleşme (Aylık:%59.0), Birinci ve İkinci aşama kredi karşılıklarındaki önemli ölçüdeki artış (Aylık: %83.4), Üçüncü aşama beklenen kredi zarar karşılıklarındaki azalma (Aylık: %34.6) çeyreğin öne çıkan unsurları oldu. Temettü gelirleri ise aylık bazda %11.5 artış göstererek karlılığı olumlu etkiledi.
Türk bankacılık sektörünün 7 aylık karı ise yıllık bazda %15.5 artış göstererek Temmuz aynda 33,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Sektörün kümülatif özkaynak getirisi aylık bazda 36 baz puan azalarak Temmuz ayında %14.9 seviyesinde gerçekleşti. Sermaye yeterliliği oranı ve çekirdek sermaye yeterliliği oranları sırasıyla aylık bazda 16 baz puan ve 29 baz puan daralarak %16.1 ve %13.2 seviyelerine geriledi.
3Ç18 için karlılığın baskı altında kalabileceğini modellemekteyiz. TL fonlama maliyetlerinde yaşanan önemli ölçüdeki artışa paralel olarak kredi mevduat makasında olası zayıflamanın ve sert kur volatilitesine paralel olarak beklenen kredi zarar karşılıklarındaki olası artışın karlılığı olumsuz etkilemesini bekliyoruz. Takip ettiğimiz bankalar 2018T 3.1x F/K ve 0.41x F/DD çarpanlarıyla işlem görmektedir. Akbank (AKBNK), Garanti Bankası (GARAN) ve Yapi Kredi Bankası (YKBNK) en beğendiğimiz bankalar olmaya devam etmektedir.
Segment bazında, katılım bankaları Temmuz ayında en iyi performans gösteren bankalar oldu; katılım bankalarının toplam karı aylık aylık bazda önemli ölçüde artış göstererek Temmuz ayında 262 milyon seviyesine yükseldi (Haziran: 117 milyon TL). Net faiz gelirlerindeki güçlü toparlanma (Aylık: %9.0), 89 milyon TL ticari kar, faaliyet giderlerindeki düşüş (Aylık: %4.6) ve beklenen kredi zarar karşılıklarındaki azalma kar artışında etkili oldu.
Mevduat bankaları arasında, yabancı mevduat bankaları yerli mevduat bankalarından daha iyi performans sergiledi. Sektörde görülen trendin aksine, yabancı mevduat bankalarında aylık bazda karlılıkta daralma yaşanmadı. Çekirdek gelirlerdeki aylık bazdaki güçlü artış (Aylık: %6.8), faaliyet giderlerindeki azalma (Aylık: %7.5) ve beklenen kredi zarar karşılıklarındaki sınırlı artış (Aylık: %6.2%) bunda etkili oldu.
Öte yandan, kamu mevduat bankaları temmuz ayında en zayıf performans gösteren segment oldu; kamu bankalarının net karı Temmuz ayında aylık bazda önemli ölçüde %39.8 daraldı. Net faiz gelirlerindeki yüksek artışa rağmen (Aylık: %11.3) yüksek ticari zarar ve önemli ölçüde artış gösteren beklenen kredi zarar karşılıkları karlılıkta zayıflamaya sebep oldu. Son olarak özel mevduat bankalarının toplam karı Temmuz ayında Haziran ayına göre %13 düşüş gösterdi.
Genel kredi karşılıklarındaki aylık bazda gerçekleşen %83.4 artış Temmuz ayının en önemli negatif unsuru olarak öne çıkmaktadır. Aktif kalitesi tarafında, sektörün takipteki krediler rasyosu sadece 2 baz puan artarak Temmuz ayında 3.05% olarak gerçekleşti. Öte yandan, kamu mevduat bankalarının takipteki krediler rasyosu 2 baz puan azalarak 2.56% seviyesine geriledi. Yeni takipteki krediler oluşumundaki aylık bazda yavaşlamaya paralel olarak spesifik kredi riski maliyeti aylık bazda 55 baz puan azaldı ve Temmuz ayında 101bps seviyesine geriledi. 2018 yıl sonu için türk bankacılık sektörünün takipteki krediler rasyosunun %3.5 seviyesine ulaşmasını modelliyoruz.
Net faiz marjı aylık bazda 8 baz puan artarak Temmuz ayında %4.51 seviyesinde gerçekleşti, Türk lirası kredi mevduat makası ise Haziran ayına göre 51 baz puan zayıflama gösterdi. TL mevduat maliyetlerinde yaşanan önemli artış (Aylık: 174 baz puan), TL kredi portföyünde yaşanan sınırlı yukarı yönlü fiyatlama (Aylık: 123 baz puan) neticesinde TL tarafında kredi mevduat makası Temmuz ayında aylık bazda 51 baz puan geriledi. Ancak YP tarafında görülen iyleşmenin etkisiyle bankanın toplam kredi mevduat makası aylık sadece 7 baz puan genişlemiştir. Menkul kıymet getirilerindeki önemli ölçüde toparlanmanın da etkisiyle (Aylık: 210 baz puan) sektörün net fazi marjı aylık bazda 8 baz puan artış göstermiştir. Özel mevduat bankaları en zayıf marj perfromansı gösteren segment oldu; sektörde görülen trendin aksine net faiz marjı aylık bazda 19 baz puan daraldı.
Sektörün sermaye yeterlilik rasyolarında görülen zayıflama, (özellikle de kamu bankalarında) devam etti. Sermaye yeterliliği oranı ve çekirdek sermaye yeterliliği oranları aylık bazda 16 baz puan ve 29 baz puan daralarak %16.1 ve %13.2 seviyelerine geriledi. Kamu mevduat bankalarının çekirdek sermaye yeterliliği oranı aylık bazda 48 baz puan zayıflayarak 12.2% seviyesine geriledi. Yabancı mevduat bankalarında ise aylık bazda yatay seyir korundu.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 12 Eyl 2018, 08:22 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5255
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8078
Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. Yönetim Kurulu’nda yer alacak isimlerin belirlenmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararı Resmi Gazete’de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Varlık Fonu Başkanı olurken, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ise Varlık Fonu Başkanvekili oldu.

Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. Yönetim Kurulu üyeleri ile Genel Müdürü’nün atanmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Buna göre; Başkan Vekilliğine Berat Albayrak getirilirken, Yönetim Kurulu Üyeliklerine Selim Arda Ermut, Hüseyin Aydın, Rifat Hisarcıklıoğlu, Erişah Arıcan, Fuat Tosyalı ve Zafer Sönmez atandı. Genel Müdürlüğe ise Zafer Sönmez atandı.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 13 Eyl 2018, 08:26 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5255
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8078
Cumhurbaşkanlığı'ndan menkul ve gayrimenkulde döviz yasağı kararnamesi

13 Eylül 2018 - 03:46


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzaladığı kararnameye göre Türkiye'de yerleşik kişiler her türlü menkul ve gayrimenkul satış ve kiralamasını TL üzerinden yapacak. Döviz ile yapılan işlemler bir ay içinde TL'ye çevrilecek

Cumhurbaşkanlığı'ndan TL'nin korunması hakkında kararname yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzaladığı kararnameye göre, Türkiye'de yerleşik kişiler her türlü menkul ve gayrimenkul satış ve kiralamalarını TL üzerinden yapacak. Döviz üzerinden yapılan sözleşmeler bir ay içinde TL'ye dönüştürülecek.

Resmi Gazete'de yayımlanan kararnamede, 7/8/1989 tarihli ve 32 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kararın 4'üncü maddesine aşağıdaki bentin eklendiği bildirildi.

"Türkiye'de yerleşik kişilerin Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarında menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz."

30 GÜN İÇİNDE YENİDEN DÜZENLENECEK

Kararnamede bildirilen geçici maddede ise şu ifadeler yer aldı:

"Bu kararın 4'üncü maddesinin (g) bendinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde, söz konusu bentte belirtilen ve daha önce akdedilmiş, yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedeller, Bakanlıkça belirlenen haller dışında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenir."

Kararnamede kararın yayım tarihinde yürürlüğe girdiği belirtilirken kararın hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yürüteceği ifade edildi.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 585 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 35, 36, 37, 38, 39  Sonraki


Tüm zamanlar UTC + 1 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Google [Bot], Majestic-12 [Bot] ve 36 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
iletisim@hissetuyolari.com

YASAL UYARI : Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.