Hisse senedi Yorumları, Endeks, Forex,Varant, imkb canlı, canlı borsa, Borsa gündem, hisse önerileri, hisse analiz

Zaman: 18 Eyl 2019, 03:17


Tüm zamanlar UTC + 1 saat [ GITZ ]





Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 585 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39  Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 01 Haz 2018, 11:39 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
Amerika; AB, Kanada ve Meksika’dan ithal edilen çelik ve alüminyuma yüksek vergi uygulamasına başlıyor. Amerika daha önce AB ile Meksika ve Kanada’ya iki aylık muafiyet tanımıştı.

ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross, gazetecilere telefonla yaptığı açıklamalarda, Perşembe gece yarısından itibaren Kanada, Meksika ve AB’den yapılan çelik ithalatına %25, alüminyum ithalatına da %10 gümrük vergisi uygulanacağını söyledi.

Bakan, AB, Meksika ve Kanada ile hala çözülmesi gereken konular olduğunu bu nedenle de hala görüşmelerin devam etmesini umduklarını söyledi.

AB’DEN SERT TEPKİ

Amerika’nın Sesi’nde yer alan habere göre karara tepki gösteren AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, birliğin birkaç saat içinde misilleme kararını açıklayacağını söyledi. Juncker, “Bugün dünya ticareti için kötü bir gün” dedi ve ABD’nin kararının kabul edilemez olduğunu kaydetti.

AB Ticaret Komisyonu Başkanı Cecilia Malmstrom da ABD’nin kararı sonrasında yazılı açıklama yaparak Birliğin ABD’nin kararını Dünya Ticaret Örgütü’ne götüreceğini söyledi.

Malmstrom, “ABD, AB’den taviz koparmak için ticaret kısıtlamalarını tehdit unsuru olarak kullanıyor, ama bu, bizim ticaret anlayışımıza, özellikle de uzun dönemli dost ve müttefik ülkelerle ticaret yapma şeklimize uymuyor” dedi.

AB Ticaret Komisyonu Başkanı Cecilia Malmstrom, “Artık bu konu netlik kazandığına göre AB’nin tutum ve kararı da ölçülü ve Dünya Ticaret Örgütü kuralları çerçevesinde olacaktır” dedi.

AB yetkilisi, AB piyasasını korumak amacıyla gerekli tüm tedbirleri alacaklarını da kaydetti.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 01 Haz 2018, 15:11 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
Deutsche Bank hisseleri adeta eriyor!

01.06.2018 15:29

Son güncelleme : 01.06.2018 15:30

Deutsche Bank hisseleri Bloomberg`in 1992`de bankanın Borsa işlemlerini kaydetmeye başladığı tarihten bu yana en düşük seviyesi olan 9.16 euroya düştü. Aralık 2017`de 18 euro civarında olan hisselerle bankanın piyasa değeri de 20 milyar euro civarında eridi. Son çeyrek kârı yüzde 79 düşen bankanın notunu Standard & Poor`s "A-"den "BBB+"ya indirdi.

Deutsche Bank'ın uzun vadeli kredi notununun Standard & Poor's (S&P) tarafından "A-"den "BBB+"ya düşürüldüğü, not görünümünü ise "durağan" olarak belirlendiği kaydedildi.

Açıklamada, "Not indirimi, Deutsche Bank’ın güncellenmiş stratejisinin, iş modelinin daha önce beklediğimizden daha derin bir yeniden yapılandırılmasını öngördüğünü yansıtıyor." denildi.

S&P'nin not indirim kararının, ABD'li regülatörlerin bankanın ABD'deki işlemlerini "sorunlu bankalar" listesine eklediği iddialarının bir gün sonrasında gelmesi dikkati çekti.

Deutsche Bank hisseleri Bloomberg'in 1992'de bankanın Borsa işlemlerini kaydetmeye başladığı tarihten bu yana en düşük seviyesi olan 9.16 euroya geriledi. Dev banka, geçtiğimiz çeyrek kar performansında yüzde 79 düşüş yaşamıştı.

1.5 trilyon dolar toplam varlığıyla Almanya'nın en büyük, dünyanın da en büyük 12. bankası olan Deutsche Bank'ın piyasa değeri ise sadece 20 milyar dolar.

BANKA CEO'SU ZOR DURUMDA KALABİLİR

Bankanın şu andaki düşük karlılığını ele almak için yönetimin, maliyet tabanını düşürmek ve işe yeniden odaklamak üzere sert adımlar attığı belirtilen açıklamada, "Ancak faydasız bir piyasa zemininde bankanın güncellenmiş stratejisinin uygulanmasında önemli bir yürütme riski görüyoruz ve Deutsche Bank'ın bir süreliğine rakiplerine kıyasla negatif ayrışacağını düşünüyoruz." ifadesi kullanıldı.

Deutsche Bank Üst Yöneticisi (CEO) Christian Sewing, not indiriminin ardından banka çalışanlarına yazdığı mektupta, bankanın mali gücünün "şüphenin ötesinde" bulunduğunu ancak stratejilerini hızlı ve titiz bir şekilde sunmak zorunda olduklarını vurguladı.

Söz konusu gelişmelerin, karlılığı yeniden yapılandırmak amacıyla personel azaltma da dahil yeni bir strateji uygulamak isteyen Sewing için zorlu bir duruma neden olacağı belirtiliyor.

Alman bankası geçtiğimiz günlerde 7000 çalışanın işten çıkarılacağının açıklanması ve yanlışlıkla 21 milyar euroluk para transferiyle gündeme gelmişti.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 02 Haz 2018, 15:11 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
2018 Yılı Mayıs Ayı Veri Bülteni Açıklandı

https://www.gtb.gov.tr/haberler/2018-yi ... -aciklandi

14,3 milyar dolar ile İhracatımız tüm Mayıs ayları içinde rekor kırdı

Mayıs ayında ihracatımız tüm Mayıs ayları içinde en yüksek seviyeye ulaştı. 2018 yılı Mayıs ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre %5,57 artarak, 14 milyar 338 milyon dolar oldu. İhracatımız son 12 aylık dönemde bir önceki yıla göre %9,49 oranında artış ile 162 milyar 112 milyon dolar seviyesine yükseldi. 2018 yılı Ocak-Mayıs döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre ihracatımız %7,96 artarak 69 milyar 367 milyon dolar oldu. İthalat ise %5,49 artarak 22 milyar 67 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi geçen yılın aynı ayına göre %5,52 artarak 36 milyar 405 milyon dolar oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise %65 oldu.

Otomotiv sektörü liderliğini sürdürdü

2018 yılı Mayıs ayında en çok ihraç edilen “Motorlu kara taşıtları, traktörler, bisikletler, motosikletler, diğer kara taşıtları” faslını (2 milyar 303 milyon dolar), “Kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler, nükleer reaktörler” (1 milyar 400 milyon dolar) ve “Demir ve Çelik” (902 milyon dolar) ihracatı takip etti.

İthalatta ilk sırada “Mineral yakıtlar” var

2018 yılı Mayıs ayında en çok ithal edilen “Mineral yakıtlar, mineral yağlar ve bunların damıtılmasından elde edilen ürünler” faslını (3 milyar 685 milyon dolar), “Kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler, nükleer reaktörler” (2 milyar 513 milyon dolar) ve “Demir ve çelik” (1 milyar 957 milyon dolar) ithalatı takip etti.

İhracattaki en büyük pazarımız Almanya

2018 yılı Mayıs ayında en fazla ihracat yapılan ilk 3 ülke sırasıyla; Almanya (1 milyar 357 milyon dolar), İtalya (885 milyon dolar) ve İngiltere (857 milyon dolar) şeklinde gerçekleşti. En fazla ithalat yapılan ilk üç ülke sırasıyla; Çin (2 milyar 80 milyon dolar), Rusya (2 milyar 51 milyon dolar) ve Almanya (2 milyar 18 milyon dolar) olarak gerçekleşti.

En çok tercih edilen taşıma şekli: Deniz yolu
2018 yılı Mayıs ayında gerçekleştirilen ihracatın taşıma şekillerine bakıldığında en çok ihracat “Deniz Yolu” (9 milyar 18 milyon dolar) ile yapılırken, bu taşıma şeklini sırasıyla “Kara Yolu” (4 milyar 33 milyon dolar) ve “Hava Yolu” ulaşımı (1 milyar 89 milyon dolar) izlemektedir. İthalatın taşıma şekillerine bakıldığında ise, en çok ithalat “Deniz Yolu” (14 milyar 667 milyon dolar) ile yapılırken, bu taşıma şeklini sırasıyla “Kara Yolu” ulaşımı (3 milyar 404 milyon dolar) ve “Hava Yolu” (3 milyar 260 milyon dolar) izlemektedir.

Aktif firma sayısı 1,9 milyona yaklaştı
2018 yılı Mayıs ayı itibariyle aktif firma sayısı bir önceki aya göre 10.383 adet artarak 1.856.909 oldu.

Hal Kayıt Sistemine kayıtlı kişi sayısı 44.259, Bildirim sayısı ise 15.042.548 olmuştur.

Esnaf ve sanatkâr işyeri sayısı 1.857.038 oldu. 2018 yılı Mayıs ayında Türkiye genelinde kooperatif sayısı, bir önceki yıla göre %2,05 artarak 12.107’ye ulaştı. Kooperatiflerin ortak sayısı ise 1.716.010 oldu. Geçtiğimiz Nisan ayı itibariyle, 444 bin 116 esnaf ve sanatkârımız %50 faiz indirimli kredi kullanırken, 21 bin 936 esnaf ve sanatkârımız ise %100 faiz indirimli (faizsiz) krediden yararlandı.

******************************

YORUM: GELİR 14.338 MİLYON USD, GİDER 22.067 MİLYON USD
DIŞ TİCARET AÇIĞI : 7.7 MİLYAR USD

OCAK MAYI DÖNEMİ DIŞ TİCARET AÇIĞI -35.1 MİLYAR USD (GEÇEN YIL -24.8 MİLYAR USD), DIŞ TİCARET AÇIĞI BÜYÜME HIZI %41.2

BAKANLIK DİYOR Kİ İHRACATIMIZ TÜM MAYIS AYLARININ REKORUNU KIRDI, O zaman soralım ithalatımız ne oldu? Geçen yıl İhracatın İthalatı karşılama oranı %72.1 iken şimdi %66.4'e gerilemiş. Bu durum sürdürülebilir mi? İşta hep bahsettiğimiz şey, biz buğdaydan fıstığa, etten süte, parümden lüks tüketime, say say bitmez, tüketim cenneti ve gelişmiş ülkelerin pazarı bir ülke olmuş durumdayız. Devletçe, milletçe ortak akıl ve iyi bir çözüm üretemezsek korkarım çocuklarımıza, torunlarımıza devasa bir borç yükü bırakacağız.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 02 Haz 2018, 15:14 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2017 yılı kayıtlarına göre Türkiye’de 450 bin 443'ü erkek, 468 bin 618'i kadın olmak üzere toplam 919 bin 61 yabancı uyruklu vatandaşın yerleşik olarak yaşadığı tespit edildi.

7.2.2018

Yabancıların yüzde 35,7'sinin İstanbul'da yüzde 9,2'sinin Ankara'da yüzde 6,2'sinin Antalya'da yaşadıkları kaydedildi.
Türkiye'de yaşayan 919 bin 61 yabancının 201 bin 82'sini Irak, 79 bin 640'ını Afganistan ve 77 bin 224'ünü Almanya uyruklu yabancılar oluşturdu.
Toplamda 100'ü aşkın ülkeden Antalya'ya yerleşen yabancılar, başta turizm sektörü olmak üzere birçok alanda faaliyet gösteren iş kollarında çalışıyor. Antalya'daki yerleşik yabancıların önemli bölümünü ise emekliler oluşturuyor.

Antalya'da yerleşik yabancılar arasında Ruslar, ilk sırayı alıyor. Kentteki yabancılardan 21 bin 432'si erkek ve 35 bin 991'i ise kadın. 57 bin 423 yabancı kayıtlı vatandaşın 8 bin 59'unun Rusya Federasyonu, 7 bin 545'inin Almanya, 5 bin 840'ının Kırgızistan ve 5 bin 114'ünün Ukrayna uyruklu olduğu tespit edildi. Bu arada Antalyalı yabancılar, “Afrin’de yabancı terör örgütleriyle mücadele eden Türk askerine başarılar dileriz ve tüm gönlümüzle yanlarında olduğumuzu dile getirmek isteriz” diyerek Mehmetçiğe destek ver.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından elde edilen bilgilere göre Türkiye’de geçen yıl 87 bin yabancıya çalışma izni verilirken, izin verilenlerin arasında 20 bin 970 kişi sayısı ile Suriyeliler birinci sırada yer aldı.

PRNet’in Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından elde ettiği verilere göre, geçen yıl 87 bin yabancıya çalışma izni verilirken, izin verilenlerin arasında 20 bin 970 kişi sayısı ile Suriyeliler birinci sırada yer aldı. Dünyanın her tarafından gelen, 100 bin başvurudan, 87 bin 190’ı onay aldı. Yapılan başvuruların 3 bin 631’i reddedilirken, 13 bine yakın dosya ise çeşitli sebepler nedeniyle geri iade edildi. Buna ek olarak, inceleme aşamasında olan bin 762 başvuru ise henüz karara bağlanmadı.

En çok Suriyelilerin çalışma izni kabul edildi
Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya incelemesine göre ise geçtiğimiz yıl istihdam başlığı altında medyaya 167 bin 192 haberin yansıdığı belirlenirken, yine aynı yıl içerisinde yabancı işçilerle ilgili 726 haber yapıldığı tespit edildi. Yapılan başvurulardan, geçen yıl 20 bin 970 Suriyeli Türkiye’de çalışmaya kabul edilirken, Suriyeliler, çalışma izni alanların yaklaşık yüzde 24’ünü oluşturdu. Suriyelileri,7 bin 317 kişiyle ikinci sıradan Gürcistan, 6 bin 360 kişiyle Kırgızistan, 5 bin 761 kişiyle Ukrayna, 4 bin 288 kişiyle Çin, 3 bin 847 kişiyle Türkmenistan, 3 bin 55 kişiyle Hindistan takip etti.

Bunların dışında listede 2 bin 465 kişiyle Özbekistan, 2 bin 449 kişiyle Azerbaycan ve 2 bin 390 kişiyle Rusya uyruklular yer aldı. Yabancı uyruklular arasında 960 Alman, 965 İngiliz, 983 ABD, 649 İtalyan ve 543 Fransız vatandaşı da yer aldı. Bu ülkelerin yanı sıra Meksika’dan Japonya’ya, Brezilya’dan Estonya’ya kadar dünyanın birçok ülkesinden gelen insanlar Türkiye’yi ekmek kapısı olarak gördü.

Bu sayılar önceki yıllarla kıyaslandığında, 2011 yılında 17 bin 467, 2012 yılında 32 bin 277, 2013 yılında 45 bin 834, 2014 yılında 52 bin 304, 2015 yılında 64 bin 833, 2016 yılında ise 73 bin 584 kişiye çalışma izni verildiği ortaya çıktı. Böylelikle, Türkiye’de çalışan yabancı işçi sayısının her yıl düzenli olarak arttığı görüldü.

Türkiye de Çalışan Yabancı Uyruklu Sağlıkçı Sayısı

Cumhuriyet Halk Partisi Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in Türkiye’de çalışan yabancı uyruklu sağlık çalışanları ile ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne önerge vermesinin ardından Sağlık Bakanı Recep Akdağ bazı açıklamalarda bulundu. Buna göre Türkiye’de 2012 yılından itibaren 947 yabancı uyruklu sağlık personeli görev yapıyor.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in Meclis’e vermiş olduğu Türkiye’deki yasal olmayan yollardan sağlık hizmeti vermekte olan Suriyeliler ile ilgili önergenin ardından çeşitli açıklamalarda bulundu. Bakan Akdağ’ın yapmış olduğu açıklamalara göre 947 yabancı uyruklu sağlık personeli Türkiye’de halen aktif olarak çalışıyor. Bununla birlikte Bakan Recep Akdağ’ın yapmış olduğu açıklamaya göre 67 Suriye vatandaşı hekim ve yine Suriye vatandaşı 50 ebenin çalışmak amacı ile kendilerine başvuruda bulunduklarını belirtti.

Özellikle Suriye vatandaşı olan sığınmacıların yoğunluklu olarak yaşamakta oldukları 11 adet ilimizde ruhsatsız, izinsiz ve sağlıksız koşullarda kendi vatandaşlarına sağlık hizmeti verdiklerini, bu şekilde tespit edilen sığınmacı Suriyeli sayısının şu ana kadar 105 olduğunu belirten Sağlık Bakanı Akdağ, bu şekilde izinsiz hizmet verilen sağlık kuruluşlarının tespit edilmesi durumunda derhal savcılık izni ile beraber tespit edilen yerde bulunan araç, gereç ve ekipmanlara el konulduğunu, ayrıca tespit edilen yerin İl Sağlık Müdürlüğü tarafından mühürlenerek kapatıldığını ifade etmiştir.

Türkiye’de izinsiz sağlık hizmeti veren bir yer açmak ve yetkisiz kişiler tarafından işletmek halinde bilindiği üzere bu kişiler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuluyor ve Sağlık Bakanlığı tarafından mühürleme işlemi yapılıyor.

Ülkemizde şu anda çalışan yabancı uyruklu olan 434 doktor, 333 uzman doktor bulunmaktadır. Ayrıca 26 diş hekimi ve 127 hemşire de aktif olarak çalışmaktadır.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 04 Haz 2018, 11:05 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
Dolar ve eurodaki hızlı yükseliş döviz açığı olan şirketleri derinden etkiliyor

Piyasalarda gündem maddesi döviz kurlarındaki dalgalanmalar. Bu dalgalanmalar döviz açığı ve fazlası olan şirketleri etkiliyor. Bu dönemde borsada döviz fazlası ve döviz bazlı geliri olan, hedge mekanizmasını doğru ve etkili kullanan şirketlerin hisseleri öneriliyor.

Piyasalarda son dönemde en çok konuşulan konuyu döviz kurlarındaki yükseliş oluşturuyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) verilerine göre, 2017'ye 3,54'ten başlayan dolar/TL ilk çeyreği 3,64'ten, 2017'ye 3,71'den başlayan Euro/TL ise ilk çeyreği 3,89'dan kapatmıştı. 2017 sonunda ise dolar/TL 3,78'e, Euro/TL 4,52'ye yükseldi. Bu yılın ilk çeyreğinde ise dolar kuru 3,96'ya, Euro kuru 4,88'e çıktı. Nisan ayına ise 3,96 ile başlayan dolar/TL 23 Mayıs'ta 4,92'ye kadar yükseldi. Geçen hafta itibarıyla dolar/TL 4,50'lerde, Euro/TL 5,25'lerde seyrediyordu.

DÖVİZ POZİSYONLARI

Dövizdeki bu dalgalanmaların döviz açığı ve döviz fazlası bulunan şirketler için ayrı bir önemi var. Bir şirketin döviz varlıkları ve döviz yükümlülükleri arasındaki farkın pozitif olması, net döviz fazlası olduğu anlamına geliyor. Döviz fazlası olan şirketler, kur yükseldiğinde kur farkı geliri, kur düştüğünde kur farkı zararı yazıyor. Döviz açığı olan şirketlerin ise kur yükseldiğinde kur farkı zararı, kur düştüğünde kur farkı geliri artıyor.

Biz de dövizdeki hareketin olumlu ve olumsuz etkilediği şirketleri belirledik. 2018 ilk çeyrek bilanço sonuçlarına göre, bankaları ve iştiraki banka olan holdingleri liste dışında bırakarak döviz fazlası ve döviz açığı olan ilk 10 şirketi sıraladık. Söz konusu bu 20 şirketin 2017 ilk çeyrekteki döviz pozisyonlarına da tabloda yer verdik.

NASIL DEĞİŞTİ?

2018 ilk çeyrekte döviz fazlasıyla öne çıkan şirketler arasında Soda Sanayii, Enka inşaat, T. Şişecam, TAV Havalimanları, Tüpraş yer alıyor. 2017 ilk çeyrek ile kıyasladığımızda Soda Sanayii, T. Şişecam ve TAV Havalimanları'nın artıda olan yabancı para net pozisyonlarını büyüttüğü görülüyor. Bunda, şirketlerin satışlarında döviz bazlı gelirlerin yüksek, finansal pozisyonun güçlü olmasının etkisi var.
2018 ilk çeyrekte döviz pozisyonu ekside olan şirketler listesinde ise Türk Hava Yolları (THY), Türk Telekom (TT), Anadolu Grubu Holding, Zorlu Enerji, Migros gibi şirketler var. 2017 ilk çeyreğe göre, listedeki 10 şirketin yedisinin açık pozisyonunun arttığı görülüyor. Ancak bu şirketlerin döviz pozisyonlarını yönetmede türev araçlarını çok etkili kullandığı ve döviz açığının neden olduğu risklerin büyük ölçüde ortadan kalktığı kaydediliyor.

HEDGİNG'İN ÖNEMİ

Piyasada belirsizliklerin arttığı dönemlerde döviz açığı yüksek şirketler daha fazla bilanço riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu şirketler faaliyet kârı elde etseler bile finansman gideriyle zarara geçebiliyor. Bu noktada 'hedging' mekanizması önem taşıyor.

ÖRNEK ŞİRKETLER

GCM Forex Araştırma Uzmanı Enver Erkan, döviz fazlasında cam, savunma ve ilaç sanayiinin önde olduğunu, enerji ile gıda ve gıda perakendede yüksek döviz açığı bulunduğunu söylüyor. "Erdemir'in döviz açığı yüksek ama güçlü ihracat gelirleri bu açığın etkisini azaltıyor" diyen Erkan, Tüpraş'ın doğal hedge yaparak ve türev araçlarla döviz riskini koruduğunu aktarıyor. Erkan, Tüpraş'ın kur farklarını ürün satış fiyatlarına yansıttığını ve operasyonel faaliyetlerden kur zararını en aza indirdiğini de belirtiyor.

Enver Erkan, THY, TT ve Anadolu Grubu Holding'teki yüksek döviz açığının nedenini ise şöyle açıklıyor: "Dolar cinsinden bilanço tutan THY'nin açık pozisyonu Euro, Japon Yeni gibi para birimlerinden oluşuyor. Özellikle Japon Yeni'nden açık pozisyonu finansman kalemlerini olumsuz etkiliyor ve zararda etkili oluyor. TT'nin dolar ve Euro açık pozisyonu var. Finansal yükümlülükleri fazla olan şirket ikinci çeyrekte de kur farklarından negatif etkilenebilir. Anadolu Grubu Holding'te de Dolar ağırlıklı açık pozisyon oldukça yüksek."

YATIRIMCILAR NE YAPSIN?

Global Menkul Değerler Stratejisti Rıdvan Baştürk, yatırımcıların sadece bu verilere bakarak yatırım yapmasının çok doğru olmayacağı kanaatinde. Baştürk, bunu, "Euro üzerinden yükümlülüğü bulunan bir şirketin Euro'nun TL karşısında değer kazanmasından olumsuz etkilenmesi beklenirken satış gelirlerinin Euro bazlı olması bu olumsuzluğu ortadan kaldırabilir" diyerek örneklendiriyor.
Rıdvan Baştürk, yatırımcılara önerilerini şöyle sıralıyor: "Şirketlerin operasyonları takip edilmeli. Satılan ürünlerin ve maliyetlerin para birimi de önemli. Ancak döviz açığı olan ve gelirleri TL bazlı olan şirketler için TL'deki olası değer kayıpları risk teşkil ederken değer kazanımları olumlu olacak. Bunu ikinci çeyrek bilançolarında daha net göreceğiz. Çünkü 30 Nisan-23 Mayıs arasında TL yüzde 20 değer kaybetti. Bu süreçte döviz ödemesi olan ve pozisyonlarını hedge etmeyen şirketlerin zarara uğraması kaçınılmaz. Migros, TT, Anadolu Efes, Zorlu Enerji, Coca Cola içecek bu açıdan riskli. Arçelik, Ford Otosan ve Tofaş gibi ihracat yapan ve geliri dövize dayalı şirketler ise TL'deki değer kayıplarından olumlu faydalanacak."

"BORSAYI DÜŞÜREN BEŞ ANA ETKEN VAR"
Yunus Kaya/Alnus Yatırım Araştırma Müdürü

"BİST 100 Endeksi, geçen hafta 106.500'e kadar çıktıktan sonra düşeşe geçti ve 99.000'lere kadar geriledi. Borsadaki düşüşte beş etken olduğunu gözlemledik:

1-İtalya hükümet krizinin büyümesi: İtalya'da Beş Yıldız+Lig ortaklığının cumhurbaşkanı tarafından veto edilip yerine teknokrat hükümeti kurulmaya çalışılması piyasalarda satışlara yol açtı.
2-Aselsan arzı: 31 Mayıs-1 Haziran'daki Aselsan halka arzına katılmak için yapılan satışlar endeksi aşağı çekti.
3-Temettü etkisi: BİST-100 ve BİST-30 endekslerinde nakit temettülere göre düzeltme yapılmıyor ve nakit temettü ödemelerinde endeksler gerileyebiliyor. 29 Mayıs'ta Erdemir, Anadolu Efes, Mavi Giyim, 30 Mayıs'ta Soda Sanayii ve Alarko GYO temettü ödemeleri BİST'İ yaklaşık 1.000 puan aşağı çekti.
4-'Herif'in satışları: Piyasada 'herif' olarak bilinen yatırımcı, geçen hafta borsada yaklaşık 450 milyon TL'lik satış yaptı. Borsa, bu kadar büyük satış rakamını karşılamakta zorlandı.
5-Ticaret savaşları: ABD Başkanı Donald Trump'un getirdiği yeni gümrük vergileriyle dış ticaret savaşları yeniden alevlendi. Piyasalar da bu savaşın kazananının olmayacağını ispatladı." (Ceren Oral/Ekonomist Dergisi)


Eklentiler:
Döviz Poz.PNG
Döviz Poz.PNG [ 261.41 KiB | 259 kere görüntülendi ]

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.
Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 04 Haz 2018, 11:32 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
Enflasyon beklentileri aştı, gözler Merkez'e döndü

Enflasyon beklentileri aştı, gözler Merkezde

Uzmanlar yüksek gelen enflasyon verisi sonrası Perşembe günkü TCMB toplantısından beklentilerini anlattı

04 Haziran 2018 Pazartesi, 11:53 Güncelleme: 04 Haziran 2018 Pazartesi, 11:58

Spinn Danışmanlık Kurucu Ortağı Özlem Derici Şengül Bloomberg HT'ye Merkez Bankası'nın yüksek enflasyon nedeniyle bir adım atacağını ancak bunun ölçülü bir adım olacağını söyledi.

Şengül "Merkez Bankası'nın yine de bir adım atacağını düşünüyorum. Ama 100 - 150 baz puan gibi büyük hamle şeklinde olmayacaktır, artık ölçülü adımlar atacaktır. MB sinyal etkisini daha fazla kullanmaya çalışacaktır." diye konuştu.

GCM Menkul Değerler'de Araştırma Uzmanı olan Enver Erkan kısa vadede Merkez Bankası'nın Lira'yı korumak adına 100 baz puanlık bir faiz artışına gidebileceğini bildirdi.

100 BAZ PUANLIK ARTIŞ BEKLENTİSİ

Erkan "önceden de Londra’da verilerin sinyaller çerçevesinde yukarı eğilimli bir enflasyon verisi gözleri Merkez Bankası’na çevirmiş durumda...Yerli üretim yeterince desteklenemediği gibi, gıdada ithalatın gıda fiyatını da kura duyarlılığını artırması gibi bir riski vardır. Fed’in faizleri artırmayı değerlendirdiği ve ABD ekonomisinin düzeldiği, reel faizlerin arttığı bir ortamda USD’nin dünyada değerlenmesi söz konusu… Bu yüzden reel faizin paramızı koruyacak seviyelerde olması gerekliliği artıyor, atılması gereken adımların büyüklüğü de… Ülkemize daha çok Döviz girmesini sağlamamız gereken bir ortamdayız. Ancak enflasyon gibi bir baş istikrarsızlık unsuru buna engel olmakta.

Kısa vadede Merkez Bankası TRY’i korumak adına 100 baz puanlık bir faiz artışına gidebilir. Aksiyon almazsa, bu TRY volatilitesini olumsuz etkiler." ifadelerini kullandı.

Erkan uzun vade için, enflasyonda yapısal sorunları yenmek adına çok önemli, ciddi, kararlı çalışmalar yapılması gerektiğimi, yerli üretimin desteklenmesi gerektiğinin de altını çizdi.

ÜFE 15 YILIN ZİRVESİNE, ÇEKİRDEK TÜFE TARİHİ ZİRVEYE ÇIKTI

TCMB kararı Perşembe açıklanacak.

Bugünkü verilere göre tüketici fiyat endeksi Mayıs'ta aylık % 1.62 yıllık % 12.15 artarak beklentileri aştı, yıllık ÜFE de %20'yi aşarak 2003'ten beri en yüksek seviye olarak kayda geçti. Çekirdek TÜFE de Mayıs'ta % 12.64 ile tarihi zirveye yükseldi.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 04 Haz 2018, 11:33 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 5 ayda yüzde 5 daraldı

Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2018'in ilk 5 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,78 daralarak 302 bin 311 oldu

04 Haziran 2018 Pazartesi, 11:33 Güncelleme: 04 Haziran 2018 Pazartesi, 11:34

Otomotiv Distribütörleri Derneği'nden (ODD) yapılan açıklamaya göre, Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç satışları bu yılın ocak-mayıs döneminde 2017'nin aynı dönemine kıyasla yüzde 4,78 azalarak 302 bin 311 olarak gerçekleşti. Toplam pazarda geçen yıl ilk 5 ayda 317 bin 500 satış yapılmıştı.

Bu yılın ilk 5 ayında 2017'nin aynı dönemine göre otomobil satışları yüzde 2,13
azalarak 234 bin 645, hafif ticari araç satışları ise yüzde 12,96 gerileyerek 67 bin 666 olarak gerçekleşti.

Mayıs ayında ise toplam pazarda 72 bin 755 araç satıldı. 85 bin 422 olarak gerçekleşen 2017 yılı mayıs ayına göre otomobil ve hafif ticari araç pazarı yüzde 14,83 küçüldü.

Mayısta bir önceki yılın aynı ayına göre otomobil satışları yüzde 13,03 azalarak 57 bin 227'e, hafif ticari araç satışları da yüzde 20,87 gerileyerek 15 bin 528'e düştü.

Otomatik şanzımanlı otomobillerin payı yüzde 65,12’ye yükseldi

Mayıs ayı sonunda otomobil satışları 1600cc altında yüzde 2,4, 1600-2000cc
aralığında yüzde 1,4 ve 2000cc üstünde yüzde 27 azaldı. Bu dönemde 84 elektrikli ve bin 843 hibrit
otomobil satışı gerçekleştirildi.

Bu yılın mayıs ayı sonunda otomobil pazarında ortalama emisyon değerlerine göre en
yüksek paya yüzde 41,67 ile 100-120 gr/km arasındaki otomobiller 97 bin 770 adetle sahip
oldu.

Aynı dönemde dizel otomobil satışlarının payı yüzde 60,61’e gerilerken, otomatik şanzımanlı otomobillerin payı yüzde 65,12’ye yükseldi.

Mayıs ayı sonunda otomobil pazarı segmentinin yüzde 83,62’sini vergi oranları
düşük olan A, B ve C segmentlerinde yer alan araçlar oluşturdu.

Segmentlere göre
en yüksek satışa yüzde 54,9 pay ve 128.735 adetle C segmenti
ulaştı. Kasa tiplerine göre ise en çok tercih edilen gövde tipi yüzde 50,8 pa ve 119 bin 90 adetle yine sedan otomobiller oldu.

Söz konusu dönemde hafif ticari araç pazarında gövde tipine göre
en yüksek satışa yüzde 69,06 pay ve 46 bin 732 adetle van ulaşırken, ardından
yüzde 12,07 pay ve 8 bin 168 adetle kamyonet, yüzde 10,03 pay ve 6 bin 786 adetle pick-up, yüzde 8,84 pay ve 5 bin 980 adetle minibüs takip etti.

Bu yılın ocak-mayıs döneminde markaların otomobil ve hafif ticari araç satış rakamları şöyle gerçekleşti:


Eklentiler:
otomotiv satışları.PNG
otomotiv satışları.PNG [ 36.37 KiB | 258 kere görüntülendi ]

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.
Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 04 Haz 2018, 11:45 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
ENFLASYON RAKAMLARI SONRASI PİYASAMIZ

DOLAR/TL “ENFLASYON” SONRASINDA 4.60'IN ALTINI GÖRDÜ, TEKRAR 4.60 ÜZERİNDE

TD Securities gelişen piyasa strateji müdürü Cristian Maggio, TSİ 10:00'da açıklanan Mayıs ayı enflasyon rakamlarının ardından açıklamalarda bulundu.

"Enflasyon oldukça kötü durumda ve piyasanın buna olumlu tepki vermesinin tek sebebi, geçtiğimiz hafta TCMB'nin, TÜFE'nin hızlanması durumunda faiz artırılacağını vaat etmesi" şeklinde konuşan Maggio, "Bu noktada, TCMB, bu açıklama üzerinden fiyatlanacak. Yeterli miktarda faiz artırılırsa lira destek bulabilecek ve belki de rallisini genişletebilecek" dedi.

Maggio, açıklamasında, "TCMB'nin faiz artırmadığı durumda ise piyasanın, TCMB'nin 'enflasyon kontrolden çıkıyor ve harekete ihtiyaç var' gibi sözlerine daha fazla güveneceğini düşünmüyorum" ifadesine yer verdi.

BlueBay Asset Management stratejisti Timothy Ash ise verinin ardından e-mail yoluyla gönderdiği notunda, "Piyasa, rakamı o kadar kötü olarak yorumluyor ki, bu aslında iyi.
TCMB'nin 7 Haziran'daki toplantıda faiz artırmama konusundaki esneklik payı, oldukça az hale geldi ve TCMB, piyasa beklentisinin aşağısında hareket ederse, kendisini çok hassas hale getirecek" şeklinde görüş belirtti.

ING Economics'in twitter hesabında yer alan açıklamada,
Türkiye'de enflasyonun, liradaki düşüş ile birlikte petrol fiyatlarındaki yükseliş ve destekleyici olmayan nitelikteki baz etkilerinin sürmesine bağlı olarak yüzde 14'ü aşmasının beklendiği kaydedildi.

— ING Economics (@ING_Economics) June 4, 2018

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 05 Haz 2018, 12:07 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
Dışarıdan alınan kredilerde yüzde 2 bin 56 artış
2004'te yüzde 60'ı sanayi şirketlerinin borcuyken, şimdiki borcun yüzde 60'ı hizmetlerin. Hizmetlerdeki hızlı artışın kaynağı esasta 4 alt sektör: Ulaştırma-depolama, inşaat, gayrimenkul ve sağlık.

2004 yılında bankalar hariç şirketlerin dış kredi borcu 27.5 milyar dolarken, şimdi 115.8 milyar dolar. 2004'te yüzde 60'ı sanayi şirketlerinin borcuyken, şimdiki borcun yüzde 60'ı hizmetlerin. Hizmetlerdeki hızlı artışın kaynağı esasta 4 alt sektör: Ulaştırma-depolama, inşaat, gayrimenkul ve sağlık.

Dünya gazetesinden İbrahim Ekinci'nin haberine göre, Merkez Bankası (MB), özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borçlarının çetelesini tutuyor. Uzun, kısa vade dağılımlarının yanı sıra, sektörel çeteleyi de yayımlıyor.

Özel sektörün kur riski sadece “yurtdışından sağlanan krediler”le sınırlı değil. Yurtiçi bankalardan kullanılmış döviz kredileri de doğal olarak kur hareketinden etkileniyor.

İktisatçı Hakan Özyıldız'ın, 26 Mayıs tarihli yazısında güncellediğini belirttiği verilere göre, şubat sonu itibariyle şirketlerin yurtiçi bankalardan sağladığı döviz kredilerinin tutarı 187 milyar dolar. MB'nin açıkladığı 2018 ilk çeyrek sonuçlarına göre (finans kesimi dahil) yurtdışından sağlanan kredi borçları da 245.5 milyar dolar.

Bunun 115.8 milyar doları reel sektör şirketleri üzerinde. Yurtdışından kullanılmış kredilerin sektörel kırılımları, borçlanmanın en çok hangi sektörlerde yapıldığını, hangi sektörlerde hızlı artış olduğunu, hangi sektörlerin görece daha az kur riski taşıdığı hakkında da bir fikir veriyor.

YURTDIŞINDAN SAĞLANAN KREDİLERİN TOPLAMINDA YÜZDE 320.6 ARTIŞ

2004-2018 1. çeyrek tablosunun söylemeye izin verdiği olgular şöyle:

2004'te finans dışı şirketlerin yurtdışından sağladığı kredilerin toplamı 27.5 milyar dolar. Şimdi 115.8 milyar dolar. Artış oranı yüzde 320.6

2004'te alınan kredilerin yüzde 60'ı sanayiye gitmiş. 2018'de manzara tersine dönmüş. Yüzde 60'ı bu kez “hizmetler”e gitmiş. Borçluluk tablosunda altı çizilmesi gereken birinci olgu bu.

İkinci dikkat çeken rakam; 2004-2018 1Ç döneminde sanayi sektörlerinin dış kredilerinde yüzde 193.3 artış olmuş. Hizmetlerdeki artış yüzde 500. Sanayi ortalamanın (yüzde 320.6) altında, hizmetler üzerinde seyretmiş.

ULAŞTIRMADA DIŞ KREDİ ARTIŞI YÜZDE 2.056

Hizmetlerdeki hızlı artışın kaynağı esasta 4 alt sektör: Ulaştırma-depolama, inşaat, gayrimenkul ve sağlık. Bunlardaki dış kredi artışı sırasıyla şöyle: yüzde 2.056, yüzde 772, yüzde 2.134 ve yüzde 2.227. 'Ulaştırma depolama'daki artış köprü, otoyol, havalimanı projelerinden, sağlıktaki artış, sağlık kampüsü projelerinden oluşuyor.

Yüzdeler, oranlar başlı başına fazla bir şey ifade etmiyor. Miktardan bakınca durum daha çarpıcı: İnşaat, altyapı, gayrimenkul, hizmetlerde en yüksek borçlanmaları gerçekleştiren 3 sektör ve toplam 68.5 milyar dolarlık kredinin 41.5 milyar doları da (yüzde 60.1'i) bu 3 sektörde.

Hizmetlerde yüksek dış kredi borcu olan 2 sektör daha var: Bilgi ve iletişimde dış kredi büyüklüğü 9.9 milyar dolar. Operatörlerinin altyapı yatırımlarından kaynaklanıyor. İkinci yüksek borçlu sektör toptan ve perakende ticaret; 5.3 milyar dolar. Fakat bu 2 sektörde de 14 yıllık artış görece düşük. Sağlıkta da dış kredi 3.4 milyar dolar.

TARIM SEKTÖRÜNDE DIŞ KREDİ BORCU 608 MİLYON DOLAR

Sanayi sektöründe, imalatta, dış kredi borcu inşaat ve ulaştırma-depolama sektörlerine yaklaşan bir sektör yok. İmalatta en yüksek borcu olan sektör 5.4 milyar dolarla “gıda, içecek ve tütün ürünleri.” Bir de kredi borç miktarı 4.4 milyar doları bulan “kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı” dikkat çekiyor. Bu sektör dış kredi artışında yüzde 7.285'le ilk sırada. İkinci sırada yüzde 4.253 artışla (inşaat makineleri kiralama, araç, uçak kiralama, tur operatörleri gibi faaliyetleri kapsayan) “idari ve destek hizmet faaliyetleri” bulunuyor.

Tarım sektöründe dış kredi borcu 608 milyon dolar. Düşük düzeyde. Madencilik ve taş ocakçılığının 5 milyar dolar dış kredi borcu var ve son 14 yılda borçluluk yaklaşık 10 kat artmış.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 05 Haz 2018, 12:51 
Çevrimiçi

Kayıt: 09 May 2011, 10:17
Mesajlar: 336
Ettiği teşekkür: 8889
Aldığı teşekkür: 355
Halka açık ortaklıklarda gönüllü ve zorunlu pay alım teklifinde bulunulmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen tebliğde, banka ve özel amaçlı işletmeler kavramlarının tanımlamaları yapıldı.

Yeni tebliğ ile ayrıca, pay alım teklifinde bulunma zorunluluğundan muafiyetleri içeren bölüme iki yeni madde eklendi.

Buna göre, banka kredilerinin geri ödenmemesi durumunda bankaya kredinin teminatı olarak verilmiş payların bankanın mülkiyetine geçmesi, bu payların bankanın da kurucu olduğu özel amaçlı işletmeye devredilmesiyle, söz konusu payların mülkiyetinin bankaya veya özel amaçlı işletmeye geçmesinden sonra üçüncü kişilerce bankadan veya özel amaçlı işletmeden satın alınması halinde pay alım teklifinde bulunma zorunluluğuna muafiyet verilebilecek.

Öte yandan kurul, pay sahipliğinin niteliğini belirleyen bir mevzuat hükmünün yerine getirilmesi amacıyla payların devredilmesi durumunda da pay alım teklifinde bulunma zorunluluğundan muaf tutabilecek.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 06 Haz 2018, 08:51 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
IIF: Türkiye'de enflasyon önümüzdeki 6 ay içinde sert yükselecek

Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), Türkiye'de enflasyonun önümüzdeki 6 ay içerisinde sert yükselmesini bekliyor

06 Haziran 2018 Çarşamba, 09:32 Güncelleme: 06 Haziran 2018 Çarşamba, 09:41

Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) analistleri Sergi Lanau ve Uğraş Ülkü, Salı günü e-mail yoluyla gönderdikleri notta, "Türkiye'de enflasyonun, arz şoklarının halihazırda yüksek olan enflasyonu ve enflasyon beklentilerini beslemesiyle önümüzdeki altı ay içinde sert bir şekilde yükselmesi bekleniyor" ifadesini kullandı.

Analistler, "Yüksek enflasyon ve Mayıs'taki 300 bp'lik faiz artışı birbirini telafi edecek ve böylece, reel politika faizi, geniş ölçüde değişmeyecek" şeklinde görüş belirtti.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 06 Haz 2018, 08:53 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
Gelişen ülke paraları "risk algısıyla" yükseldi

06 Haziran 2018 Çarşamba, 09:07 Güncelleme: 06 Haziran 2018 Çarşamba, 09:09

Asya para birimleri ve hisseleri, ABD ekonomisinin genişlemesi ve ABD'nin ticari anlaşmaya yaklaşabileceğinin belirtildiği raporun yayımlanmasının ardından risk algısının devam etmesiyle yükseldi. Hazine tahvilleri düştü.

Singapur'da CBA'da Döviz stratejisti Andy Ji, "Bölgesel Borsaları desteklemek için geçerli nedenler devam ediyor, güçlü ABD verisini takiben gelişen piyasalar da son satışlarla rahatladı" dedi.

Bloomberg Dolar Spot Endeksi yüzde 0.1 düştü. MSCI EM Asya Endeksi beşinci günde de yükselirken bu Ocak'tan beri en uzun süreç oldu.

Avustralya Doları, birinci çeyrekte GSYİH'in tahminlerin üzerinde çıkmasıyla değer kazanırken, onshore yuan ve Tayvan Doları gelişen ülke paralarındaki yükselişe öncülük yaptılar. Güney Kore piyasaları bugün tatil nedeniyle kapalı. Çin Merkez Bankası (PBOC) günlük yuan fiksingini yüzde 0.18 artırırken, piyasaya 23.5 milyar yuan (3.7 milyar dolar) fon sağladı.


ABD Doları/Hindistan Rupisi paritesinde 1 ay vadeli uzlaşmalı kontratlar iki günlük yükselişin ardından yüzde 0.1 düştü. Tayland'da yabancı fonlar, dün de Tayland tahvili satarak 9 gün üst üste satış gerçekleştirdiler bu süreç Mart'tan beri un uzun süreç oldu.Malezya Merkez Bankası Başkanı Muhammad İbrahim, istifa etti.

Tayvan Doları, beşinci günde de yükselerek 9 ayın en uzun kazanç sürecini gerçekleştirdi

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 09 Haz 2018, 17:57 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
Tarımın 2018-2022 stratejik planı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2018-2022 Stratejik Planını açıkladı.

Yaklaşık 100 sayfalık stratejik planda 2013-2017 dönemi stratejik planında yakalanan başarı oranları da paylaşılmış.

2013-2017 planında 5 stratejik alan, 6 amaç ve 17 hedef belirlenmiş.

Hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığı veya ne kadar ulaşıldığı ölçen Bankanlık, 2013-2017 Stratejik Planı’nın gerçekleştiği 4 yıllık uygulama dönemi sonunda toplamda yüzde 83 oranında hedef değerlere ulaşıldığını kaydediyor.

Yüzde 83 oldukça başarılı bir oran.

Böyle yüksek bir oran karşısında bizim anlamakta zorlandığımız bazı noktalar var.

Mesela, 4 yıllık stratejik plan sürecinde başarı oranı bu kadar yüksek iken neden hâlâ tarımda kronik sorunlar yerli yerinde duruyor?

Üretim plansızlığı, yüksek girdi maliyetleri, ithalata dayalı üretim modeli, pazarlama sorunu gibi temel sıkıntılar neden hâlâ gündemimizi meşgul ediyor?

Kağıt üzerindeki resmi başarının kırsaldaki yansımasını neden yüzde 83 oranında göremiyoruz?

O yüzden 2018-2022 stratejik planını okurken de benzer şeyler aklımızdan geçti.

Oldukça güzel bir şekilde hazırlanan stratejik planların teorideki başarısını pratikte yakalayamadığımız sürece çok bir şey ifade etmiyor.

Ankara’da yapılan analizler ve bunun sonucunda oluşturulan politikalar, kırsalın gerçeğinden kopuk olduğu sürece hedefe ulaşılamıyor.

2018-2022 stratejik planı içerisinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının temel çalışma alanlarına ilişkin güçlü ve gelişmeye açık yönler ile dış çevrede karşı karşıya kaldığı tehditlerin ve fırsatların belirlenmesi için GZFT analizi de yapılmış.

Stratejik planda yer alan GZFT maddelerini yorumsuz şekilde sıralayalım:

TARIMDA GÜÇLÜ YÖNLER

*** Tarımsal üretimde ve gıda denetiminde otorite kurum olmak

*** Güçlü ve geniş teşkilat yapısı

*** Uluslararası kuruluşlarla olan güçlü bağlar

*** Tarımsal üretime verilen destekler

*** Bakanlığın araştırma ve geliştirme kapasitesi

*** Eğitim ve yayım faaliyetleri

*** Kırsal kalkınma desteklerinin bütçedeki payının artması

*** Bilişim ve veri tabanı altyapısı

*** Büyük ovaların Tarımsal Sit Alanı olarak belirlenmesi

*** Gıda ve yem laboratuvarlarının mevcudiyeti

*** Bölgesel ve kırsal kalkınma proje deneyimleri

*** Toprak koruma, arazi kullanım planları, toplulaştırma vb. çalışmalar

TARIMDA ZAYIF YÖNLER

*** Veri tabanları arasında fonksiyonel bir entegrasyonun sağlanamamış olması

*** Tarımsal pazarlamadaki aksaklıklar

*** Kooperatifleşme ve örgütlenme eksiklikleri

*** Uzun vadeli tarım politikalarındaki eksiklikler

*** Toplulaştırma çalışmaları ile sulama projelerinin birlikte yürütülememesi

*** Stratejik insan kaynakları yönetimi yapılamaması

*** Kamuoyunda kurumsal algının zayıflığı

TARIMDA FIRSATLAR

*** Stratejik coğrafi konum (İklim/Olası Pazarlar/Lojistik)

*** Verimli toprak yapısı ve doğal kaynaklardaki çeşitlilik

*** Nüfusun demografik ve sosyolojik yapısındaki değişimler

*** Teknolojik gelişmeler

*** Tarım sanayi entegrasyonu

*** Dünya genelinde gıda sektörünün kazandığı değer

*** Farklı üretim çeşitlerine olan ilginin artması

*** Kırsal yatırımların oluşturacağı istihdam olanakları

*** Avrupa Birliği ile olan ilişkiler ve bu pazara olan yakınlık

*** Gıda güvenilirliği ve uluslararası normlara uyum için düzenlemeler ve kontrollerin yapılması

*** Gıda güvenilirliği konusundaki bilinç artışı

*** Su ürünleri üretimine uygun deniz ve içsu kaynaklarının varlığı

*** Su ürünlerinde dış pazar avantajı

*** Sektöre yönelik pazar talebinin sürekliliği

*** Sermayenin tarıma ilgisinin ve kredi imkanlarının artması

*** Çevre konusunda bilinç düzeyinin artması

*** Yenilenebilir enerjinin üretimi ve tarımda kullanım olanakları

*** Üreticinin sözleşmeli tarıma yönelmesi

*** Agro-eko turizm açısından avantajların olması

*** Organik ve iyi tarım ürünlerine olan talebin artması

*** Aşı ve biyolojik madde üretimindeki gelişmeler

*** Büyük ölçekli hayvancılık işletmelerindeki artış

*** Marka olabilecek yöresel ürün çeşitliliği

*** Ar-Ge’ye ayrılan kamu kaynaklarının artması

*** Özel sektörün Ar-Ge’ye ilgisindeki artış

TARIMDA TEHDİTLER

*** Tarım arazilerinin çok küçük, parçalı ve dağınık olması

*** Kırsal altyapı yetersizlikleri ve mevcut altyapının modernizasyon ihtiyacı

*** Kayıt dışı üretimin varlığı

*** Tarımsal girdilerde ve teknolojilerde dışa bağımlılık ve maliyetlerin yüksekliği

*** İklim değişikliği ve çevre kirliliği

*** Bölgede yaşanan politik sıkıntılar / savaşlar

*** Hayvan ve bitki hastalıkları

*** Tarım arazilerinin tarım dışı alanlarda kullanılması

*** Su kaynaklarının azalması

*** Ülkelerin dış ticaret politikalarındaki değişiklikler ve rekabetin artması

*** Gıda güvenilirliği konusundaki bilgi kirliliği

*** Tarım sektöründeki gizli işsizlik ve kayıt dışılığın yaygınlığı

*** Kırsal alanlarda genç işgücünün azalması ve göç

*** Üretimde geleneksel davranış eğilimleri ve alışkanlıkları

*** 6360 sayılı Kanun gereğince, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nda yapılan değişiklikle büyükşehir ve ilçe belediyelerinin tarım konusunda her türlü faaliyet ve hizmette bulunabilmesi

*** Hayvansal protein tüketim azlığı

*** Sektörde nitelikli işgücü eksikliği

*** Tarımsal üretim kaynaklarının verimli kullanılamaması

Özetle, güçlü yönlere ve fırsatlara baktığımızda mevcut şartlarda potansiyelin maalesef oldukça gerisinde bir performans karşımıza çıkıyor.

Zaten bunun teyidini de zayıf yönler ve tehditler kısmı doğrular nitelikte.

122 MİLYAR TL'LİK KAYNAK

Peki '2018-2022 Stratejik Planı'nın amaçları neler?

Erişilebilir ve sürdürülebilir tarımsal ürün arzını sağlamak, ulusal ve uluslararası alanda rekabet gücü yüksek bir tarım sektörü oluşturmak hedefleniyor.

Uluslararası standartları gözeterek, üretimden tüketime doğal kaynakların ve insan sağlığının korunması amacıyla gıda ve yem güvenilirliğini sağlamak amaçlanıyor.

Bitki sağlığını koruyucu tedbirler almak, hayvan hastalık ve zararlılarını kontrol ve eradike etmek, hayvan refahını sağlamak misyon ediniliyor.

Kırsal ekonomiyi geliştirmek, kırsal alanların tarımsal, sosyal ve fiziki altyapısını iyileştirmek isteniyor.

Su ürünleri kaynaklarını korumak ve sürdürülebilir işletimini sağlamak, su ürünleri üretimini geliştirmek amaçlanıyor.

Tarımsal üretimde kalite ve verimliliği artırmaya yönelik Araştırma-Geliştirme çalışmaları yürütmek ve kurumsal kapasiteyi geliştirmek hedefleniyor.

Tüm bu amaçları güden 2018-2022 stratejik planın tahmini toplam kaynağı 122 milyar lirayı aşıyor.

Ciddi bir kaynak…

Tarım sektörünün yol haritasını belirleyen ve geleceğine şekil veren bu stratejik planlarda yer alan hedeflere umarız sadece kağıt üzerinde değil realitede de ulaşılır.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 09 Haz 2018, 21:59 
Çevrimiçi

Kayıt: 09 May 2011, 10:17
Mesajlar: 336
Ettiği teşekkür: 8889
Aldığı teşekkür: 355
Ben de kamuda çalışıyorum, bu stratejik planların hazırlık aşamalarında da sonrasındaki takip aşamalarında da bulundum, bulunmaya devam ediyorum. Bizimki tamamen görev savmak için yapılıyordu, yenisi de sanırım öyle olacak. Kaynaklar kıt belki ama göründüğü kadar da değil. Esas kıt olan yetenekli, iyi yetişmiş, kurumsal ve milli çıkarları dert edinen, yönetsel becerileri gelişmiş, kendini, çalışanlarını, kurumsal kabiliyet ve çıkarları geliştirme derdinde yönetici ve lider eksikliği.
Tabii ki sadece bunlar değil eksikler. Bilim ve teknoloji alanında da belki çok eksiğiz, ancak sadece kurumsal yönetim sistemlerini düzenleyip, biraz daha iyi organizasyon ile bile epey yol alınabilir.
Bence konu üst yönetimlerde; verimli, üretken kurumlara sahip olmanın yolu iyi yönetici yetiştirmek ve işin başına onları getirmek. Yoksa her tür kaynağımız ziyan olmaya devam edecek; insan, zaman, para, cihaz, tarla, tohum vs gibi...


Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj Başlığı: Re: GÜNCEL HABERLER
Gönderilme zamanı: 10 Haz 2018, 00:11 
Çevrimiçi
Analizci

Kayıt: 02 Haz 2011, 10:10
Mesajlar: 5251
Ettiği teşekkür: 482
Aldığı teşekkür: 8069
kutlu yazdı:
Ben de kamuda çalışıyorum, bu stratejik planların hazırlık aşamalarında da sonrasındaki takip aşamalarında da bulundum, bulunmaya devam ediyorum. Bizimki tamamen görev savmak için yapılıyordu, yenisi de sanırım öyle olacak. Kaynaklar kıt belki ama göründüğü kadar da değil. Esas kıt olan yetenekli, iyi yetişmiş, kurumsal ve milli çıkarları dert edinen, yönetsel becerileri gelişmiş, kendini, çalışanlarını, kurumsal kabiliyet ve çıkarları geliştirme derdinde yönetici ve lider eksikliği.
Tabii ki sadece bunlar değil eksikler. Bilim ve teknoloji alanında da belki çok eksiğiz, ancak sadece kurumsal yönetim sistemlerini düzenleyip, biraz daha iyi organizasyon ile bile epey yol alınabilir.
Bence konu üst yönetimlerde; verimli, üretken kurumlara sahip olmanın yolu iyi yönetici yetiştirmek ve işin başına onları getirmek. Yoksa her tür kaynağımız ziyan olmaya devam edecek; insan, zaman, para, cihaz, tarla, tohum vs gibi...


Sayın kutlu;
Size katılmamak mümkün mü? Az ama öz o kadar çok şey anlatmışsınız ki, yüreğinize sağlık.
Selamlarla.

_________________
*** KESİNLİKLE YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR. *** SAYFADA YER ALAN BİLGİLER TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAYIP YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR. YATIRIMCI PROFİLİNİZE UYMAYABİLİR ve ZARAR EDEBİLİRSİNİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 585 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39  Sonraki


Tüm zamanlar UTC + 1 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 33 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
iletisim@hissetuyolari.com

YASAL UYARI : Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.